MEKTUPLAR İTİBAR TAŞIYOR MU?

Mektuplar gitti.. Mektuplar geldi…

Bu gidiş-gelişlerden sonra elimizde ne var?

BM Genel Sekreteri Guterres’in Cumhurbaşkanı Akıncı’ya gönderdi mektupta, salgın önlemleri sona erdiği zaman Güney-Kuzey kapılarının açılmasıile ilgili belirttikleri önemli… Bu konuda bir zorlukla karşılaşırsak, Cumhurbaşkanı bunları Guterres’e duyurma ve yardım isteme olanağına kavuştu… 

Başka ne var?

Yok! Bunun dışında herşey aynı tas, aynı hamam!

MEKTUP SAVAŞI

Bu arada bizim taraftaki “mektup savaşı” devam ediyor ama: Kim mektup gönderdi; kim mektup aldı; önemli!

Başkaları tarafından “önemli” sayılarak muhatap alınmanın Kıbrıslı Türk seçmen üzerinde olumlu etkileri olacağı ve oyları artıracağı düşünülüyor olmalıdır… Bu nedenle, herkes mektup gönderme; aldığı mektubu kamuoyu ile paylaşma telaşında…

Kıbrıs sorununa çözüm bulma çabalarını engellemekle suçlanan Denktaş sonrası için bu önemli bir kriterdi. Kıbrıslı Türklerin önemli bir bölümü, kendileri de çözümsüzlüğün sorumlusunun Rauf. R. Denktaş olduğuna hükmettikleri için dünya liderleri nezdinde daha farklı itibara sahip bir liderinKıbrıs sorununu çözebileceğini veya en azından kendilerine daha fazla dünya ile ilişki olanağı sağlayacağına inanmışlardı. Bu inanışın, Annan Planı’nın kabul edilmesinde bile önemli bir faktör olduğunu belirtmek gerekir. 

Denktaş sonrasının lideri olarak Mehmet Ali Talat, bundan çok yararlandı. Dünya liderleri ile olumlu ilişkiler de kurdu. Bu olumlu kabul görmeler bir işe yaramadı ama… Bütün bu olumlu gelişmeler “reel politikanın” duvarlarına çarpıp tuzla buz oldu.

Ve artık o noktada değiliz! Mektuplaşmaların veya hoş karşılanmaların Kıbrıs sorununu çözmeye veya Kıbrıs Türk halkına yardımcı olmaya yetmediğini gördük; yaşadık!

GERÇEK HAYAT

Kıbrıslı Türkler de artık gerçek hayata yansıyacak politik tavırlar geliştirmek zorundadırlar. Elbette bunun başında, Kuzey Kıbrıs’taki yaşam olanaklarını iyileştirmek,devlet mekanizmasını işe yarar hale getirmek geliyor. Bu, hem KKTC halkının ülkesine ve geleceğine sahip çıkması; hem de başta Kıbrıslı Rumlar olmak üzere başkalarının bize saygı duyması, işbirliği yapmak istemesi için gereklidir.

İki halkın işbirliği, iki tarafa da yarar sağlayacaksa ortaya çıkar ve sürdürülebilir… Uluslararası işbirliği, zaten karşılıklı yarar temellidir. Biz, başkalarının yemeğine ortak olmak isterken sofraya ne koyuyoruz?

İşte asıl mesele budur… Bunun yolu da verimli bir düzen kurmak; başkalarının bizimle işbirliği yapmasını yararlı hale getirmektir:Tıkır tıkır işleyen bir kamu yönetimi; verimli özel sektör kuruluşları… Sözünün eri ticaret insanları… Güvenle konaklanacak turistik tesisler… Başarılı mezunlar çıkaran üniversiteler… Hayatın son yıllarının, huzur içinde ve sağlıklı olarak yaşanabileceği bir ada yarısı…

Bunu başardığımız zaman elde edeceğimiz itibarı, hiçbir mektup sağlayamaz!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here