New York Federal Rezerv Bankası’nın yeni araştırmasına göre ABD’de görülen “harcama büyümesi” yüksek gelir grubunda yoğunlaşıyor. Bu durum, finansal varlıklardan elde edilen servet artışlarıyla açıklanıyor. Finansman araçlarına yapılan yatırımlar gelir sağlarken, emeği ile geçinmeye çalışanlar sorun yaşıyor. “Orta sınıf” denilen “eğitimli işçiler” gelir kaybına uğruyor ve harcama güçlerini kaybederken aşağıya doğru kayıyorlar.
New York Federal Rezerv Bank’ın araştırmasına göre en yüksek gelir dilimindeki %1’lik kesimin reel net serveti %25’ten fazla artarken, orta gelir dilimindeki %40’lık dilimin serveti %10’dan daha az bir artış göstermiş…

Bu gelişmeyi doğrulayan başka bir araştırma Gallup tarafından küresel ölçekte yapıldı. Gallup’un 139 ülke genelinde yaptığı anketlerin sıralamasına göre, Lübnan, Bolivya ve Türkiye yurttaşları ekonominin iyi gitmediğini düşünürken dünya genelinde, insanların %42’si ekonominin iyileştiğini söylüyor. En büyük “iyileşiyoruz algısı” %47 ile Amerika Birleşik Devletleri’nde… Sonra gelenler onun yarısı kadar bile iyimser olamıyorlar. İngiltere’de bu oran %21’de kaldı.
Ekonomistler şimdi buna “K ekonomisi” diyorlar. Biri yukarı, biri aşağı!
Ekonomik kriz yaşandığı sıklıkla söyleniyor olsa bile resmi veriler, dünya ekonomisinin her yıl %3-3,5 aralığında büyüdüğünü gösteriyor. Bu büyümeye karşılık gelir dağılımı kötüleşiyor. Üst tabakalar ile alt tabakalar arasındaki uçurum büyürken orta sınıf da yok oluyor.
Bunun, çatışmaları artırması; umutsuzluğa kapılan kitlelerin etnik kimliklere dayanan düşmanlıkları öne çıkararak yaşam tarzlarını ve seviyelerini korumayı amaçlayan savaşlara girmeleri; dini inanışların katılaşması ve çatışmalara zemin oluşturması beklenen olumsuz gelişmeler olarak sıralanıyor.

Ne yazık ki, demokrasi bu sorunlara çözüm bulmayı zorlaştırıyor. Popülist parti ve liderler, iktidara gelmek ve iktidarda tutunabilmek için kitlelerin bu duyguları ile oynamayı marifet sayıyorlar. Böylece “halkın istediklerine kulak verdiklerini” ileri sürebiliyorlar. Kendileri “suçsuz” ama “görünmeyen düşmanları” veya “bugünkü dünya düzenini” suçlu ilan edebiliyorlar.
K-ekonomisi büyürken insanlık küçülüyor. Popülist liderler buna çanak tutarak kendileri ve ailelerini bu ekonominin yukarı doğru büyüyen kanadının bir parçası haline getirmeye çalışıyorlar.
Tehlike K-ekonomisi değil aslında; bunu besleyen ve ondan beslenen siyasi eğilimlerdir!

