Demokratik ülkelerde, belli aralıklarla yapılan seçimler siyasete yön veren esas kurumlardır. Seçim dönemlerinde adaylar veya siyasi partiler, halka ne vaat ettiklerini ayrıntıları ile açıklar, halk inceler ve karar verir. Seçimle ortaya çıkan “halk iradesi” esastır; yeni bir seçime kadar herkesin saygı duyması gerekir.

Bunun en güzel örnekleri İngiltere’de yaşanmaktadır. İngiltere halkının adeta iki yarım elma gibi bölünmesine neden olan Avrupa Birliği’nden çıkış, birden fazla seçimin esas konusu olmuş, başbakanların değişmesine yol açmıştır. Buna karşın, İngiliz seçmenlerinin çok az bir farkla da olsa çizdikleri doğrultudan sapılmamıştır. AB’den çıkış yanlısı Boris Jonhson’un seçimden zaferle çıkmasından sonra ise Brexit tartışmaları siyasi önemini kaybetmiştir. Halk kararını vermiştir; herkes ona uyacaktır!

Seçimlerin böyle yapıcı ve birleştirici bir işlev görmesi için kaliteli tartışma ortamına ve politika içeriklerinin anlaşılır bir şekilde halkla paylaşılmasına ihtiyaç vardır.

KKTC’de tam tersi yaşanıyor. Cumhurbaşkanı Akıncı’nın Türkiye yetkilileri ve aşırı sağcı çevrelerle ilişkileri germe, somut olmayan duygusal tartışmalara girme ve sol oyları kendi çevresinde konsolide etme taktiği, Cumhurbaşkanlığı makamının işlevlerinin ve önümüzdeki dönemde neler yapılabileceğinin tartışılmasını engelliyor.

İşte önemli bir demokrasi sorunu… Bu sorun, KKTC’de yaşanan seçimleri “işe yaramaz” hale getirecektir. Seçmenlerin en azından bir kısmı, duygusal tepkilerin yönlendirmesi ile oy kullanacak; sonuçta politik bir değişiklik bekleyenler hüsrana uğrayacaktır. Politikanın değişmesine yardımcı olmayan seçimli demokrasi ise geniş kitlelerin de katıldığı “toplumsal bir oyuna” dönüşecektir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here