DEMOKRASİSİZ ANCAK BU KADAR OLUR!

Haziran’da ara seçim yapılacaktı; yapılmadı. Özgürgün’ün istifası da işleme konulsa iki sandalye için seçim yapılacak ve Meclis’teki denge daha sarsıcı bir şekilde değişebilecekti. Boşalan milletvekilliklerini muhalefetin kazanmasının ve meclis aritmetiğinin değişmesinin yolu tıkalı tutuldu. Belki de iktidar kazanacak, hükümet sağlamlaşmış olacaktı. Buna cesaret edilemedi; halkın siyasete katılma hakkını elinden almak yeğlendi.

Bütün bunlar mübahsa ve bütün bunlar hükümetin bugünkü şeklini korumak için yapılmışsa; böyle bir hükümete destek verenlerin kendi şahsi çıkarları veya gelecekleri peşinde koşmaları da mübahtır!

Bu durumda aynı partilerde oldukları halde aynı yolu yürümemekte kararlı olan Demokrat Parti ve Yeniden Doğuş Partisi milletvekilleri hükümete desteklerinin karşılığını şahsi olarak tahsil etmeye çalışmaları neden günah sayılıyor? Başbakan siyasi ömrünü haksız ve hukuksuz olarak uzatmaya çalışıyorsa bunun bir karşılığının olması gerekmez mi?

KKTC’DE SİYASETİNİN HASTALIĞI

Bir partinin veya kişinin “siyaseten güçlü olduğundan” bahisle hükümet senaryoları oluşturur; seçim tahminleri yaparız. Siyaseten güçlü olmanın, “seninle birlikte yürüyen insanlar olması” anlamı taşıdığı her yerde, bu insanların çıkarlarının korunması gerekeceği de aşikardır. Bu durumda siyaset, “çıkarların takip edildiği bir süreç” olarak algılanacak; güç de çıkarlarını koruduğun insan sayısı ile ilgili hale gelecektir.

Son gelişmeler göstermiştir ki KKTC’de, “siyasi güç kaynağı olan ve çıkarları siyasi güç kullanılarak takip edilen” insanların sayısı gittikçe azalmış ve kamu yönetiminin temel işlevi bu “küçük grupların veya bazı ailelerin çıkarlarını korumak” olarak yeniden şekillenmiştir.

Halk kitlelerinin çıkarlarının dışlanmasına neden olan bu hastalık, KKTC siyasetinin iliklerine kadar işlemiştir. KKTC siyasetinin bu hastalıkla mücadele edecek takati kalmamıştır. Siyaset sahnesinde yaşananlar, bu hastalığın dışavurmuş halleridir.

HASTALIĞIN YANSIMALARI

Bu hastalık, sadece siyasetin belli başlı aktörlerinin davranışlarını değil, daha genelde siyasi partilere bulaşmamış olan seçmenlerin davranışlarını bile etkilemektedir. “Türkiye’den para gelmezse mahvoluruz” diyerek oy kullananlarımız işte bu hastalıkla sakatlanmışlardır. Başbakan’ın başbakan olarak kalma gerekçelerinden en önemlisi de, “Türkiye’den Kıbrıslı Türklerin hayatta kalmasını sağlayabilecek yardımları” alabilme kabiliyetinin sadece kendisinde olduğunu sanmasıdır.

Kıbrıs Türk halkına yardımcı olma gayretinde olduğunu iddia eden Türkiye Cumhuriyeti yetkilileri bile bu hastalıkla maluldürler. Bu yetkililerin davranışları da hastalığın yayılmasını ciddi şekilde desteklemektedir. Covid-19 ile mücadele etmek için gerekli malzemenin uçaklar dolusu ve bedelsiz olarak KKTC’ye yığılmasının anlamı bu değil midir? Sağlık sistemi çökmüşken “alın size hastane” dercesinde 500 yataklı hastane inşa etmek de nedir? Toprak Ürünleri Kurumu tam da batıyorken 12 milyon dolarlık borcunu Türkiye Toprak Mahsülleri Ofisi’ne yıkarak yeniden borçlanmasına imkan yaratmak da bu hastalığın bir yansıması olarak görülemez mi?

Bu devran böyle dönecekse, siyasi makamlar elbette “iş takip etme” olanağı olarak değerlendirilecek; KKTC siyaset sahnesi de “bakanlık pazarlıkları” veya “al gülüm-ver gülüm oyunları” ile kirletilecektir.

ÇARE DEMOKRASİDİR

Bu hastalıktan kurtulmanın yolu demokrasiyi bir oyun olmaktan çıkarmak ve anlamlı hale getirmektir.

Başbakan olacak kişi, öncelikle kendi partisinden onay ve destek alacak; bu yetmez, ne yapmak için başbakan olmak istediğini halka da anlatacak ve siyasi gücünü halktan alacaktır.

Siyasi gücün kaynağını halka devretmek için kamu olanaklarının yağmalanmasına ve Türkiye’nin hesapsız-kitapsız yardımlarına son vermek de zorunludur. Kıbrıs Türk halkının kaynaklarının nasıl yönetileceğini demokratik süreçlerle belirlemeliyiz. Çare budur!

Demokrasi, “oy kullanma oyunu” olmaktan çıkarılmadan, ne yolsuzlukların önüne geçilebilecek; ne de siyasi pazarlıklar bitecektir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here