<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ANALİZ &#8211; Ve Kıbrıs</title>
	<atom:link href="https://www.vekibris.com/category/analiz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.vekibris.com</link>
	<description>Anlamak için farklı bak...</description>
	<lastBuildDate>Fri, 30 Sep 2022 08:47:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>
	<item>
		<title>ABD&#8217;NİN KIBRIS STRATEJİSİ</title>
		<link>https://www.vekibris.com/abdnin-kibris-stratejisi/</link>
					<comments>https://www.vekibris.com/abdnin-kibris-stratejisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Sep 2022 08:47:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ANALİZ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.vekibris.com/?p=102009</guid>

					<description><![CDATA[<p>ABD’nin Yunanistan’ın Ege’deki provokasyonlarına örtülü destek vermesi ve Güney&#160;Kıbrıs&#160;Rum Yönetimi&#8217;ne (GKRY) yönelik silah ambargolarını kaldırmasının arkasında, Rusya’yı&#160;Kıbrıs&#160;Rum kesiminden çıkarıp yerine Amerikan donanmasının konuşlanmasına zemin hazırlamanın olduğu ortaya çıktı. ABD’nin, anlaşmaları ihlal ederek Gayri Askeri Statüye (GAS) sahip adaları yasa dışı olarak silahlandıran Yunanistan’a ses çıkarmayıp, üstü örtülü olarak Atina’ya destek vermesinin nedeni bir süredir merak [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.vekibris.com/abdnin-kibris-stratejisi/">ABD&#8217;NİN KIBRIS STRATEJİSİ</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.vekibris.com">Ve Kıbrıs</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">ABD’nin Yunanistan’ın Ege’deki provokasyonlarına örtülü destek vermesi ve Güney&nbsp;Kıbrıs&nbsp;Rum Yönetimi&#8217;ne (GKRY) yönelik silah ambargolarını kaldırmasının arkasında, Rusya’yı&nbsp;Kıbrıs&nbsp;Rum kesiminden çıkarıp yerine Amerikan donanmasının konuşlanmasına zemin hazırlamanın olduğu ortaya çıktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD’nin, anlaşmaları ihlal ederek Gayri Askeri Statüye (GAS) sahip adaları yasa dışı olarak silahlandıran Yunanistan’a ses çıkarmayıp, üstü örtülü olarak Atina’ya destek vermesinin nedeni bir süredir merak konusuydu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Washington’un 16 Eylül’de 2023 yılı için GKRY’ye yönelik silah ambargolarını kaldırması, ABD’nin on yıllardır Yunanistan ile Türkiye arasında gözettiği dengeyi Yunanistan lehine değiştirdiği tartışmalarını haklı çıkarır nitelikteydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD’nin ambargoları kaldırma adımından sonra 19 Eylül’de GKRY yönetimi ile Askeri Alım ve Kuvvetler Arası Hizmetler Anlaşması&#8217;nı imzalamasıyla bölgede politika değişikliğine gittiğini ve Türkiye’nin aleyhine yeni bir statükoya kapı araladığını açık şekilde ortaya koydu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Provokatif hava ihlallerinin yanı sıra Yunanistan’ın Lozan ve 1947 Paris Anlaşması&#8217;nı ihlal ederek GAS statüsüne sahip adaları silahlandırmasının arkasında da ABD’nin bu rota değişikliğinin olduğu ortaya çıkmış oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8211; Yeni stratejinin şifreleri, Doğu Akdeniz Güvenlik ve Enerji Yasası&#8217;nda</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özellikle 2019’da ABD Kongresinde, Türkiye karşıtlığı ile bilinen senatör ve kongre üyelerinin yasama alanında Türkiye’ye karşı birçok çalışması vardı ve bunlardan biri de Doğu Akdeniz’deki olası enerji kaynaklarından pay almak üzere ABD’nin önünü açan ve üstü kapalı olarak Türkiye’yi hedef alan Doğu Akdeniz Güvenlik ve Enerji Yasası&#8217;ydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yasa tasarısını, Türkiye karşıtlığı ve Rum lobisine yakınlığıyla bilinen mevcut Senato Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Demokrat Bob Menendez ile Cumhuriyetçi Marco Rubio 10 Nisan 2019’da sundu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün, ABD ile GKRY arasındaki iş birliğinin temellerini atan tasarının, Doğu Akdeniz’deki enerji kaynaklarına ve GKRY’ye silah ambargolarının kaldırılmasına ilişkin kısmı daha sonra savunma bütçesini de içeren 2020 Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası&#8217;na eklendi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tasarının “Bulgular” kısmında Güney&nbsp;Kıbrıs, İsrail ve Yunanistan’ın önemine vurgu yapıldı ve Türkiye kastedilerek, Akdeniz, Ege ve Orta Doğu’da “tek taraflı, uluslararası hukuku ihlal eden, iyi komşuluk ilişkilerini zedeleyen davranışlara karşı oldukları” ifade edildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Söz konusu bulgular arasında yine ABD’nin müttefikler arasında enerji güvenliğini sağlaması gerektiğine değinilerek, Avrupa’nın Rusya’ya olan enerji bağımlılığını azaltacak güney hattı ve Adriyatik boru hattının inşasının önemine işaret edildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aynı tasarıda, Güney&nbsp;Kıbrıs’ın ABD için önemine dikkat çekilirken, Rum yönetimine 1987’den bu yana ABD’nin silah ambargosuna maruz kaldığı, bu nedenle diğer ülkelerden silah aldığı ve bunun ABD menfaatlerine uymadığı ifade edildi. Güney&nbsp;Kıbrıs&nbsp;Rum Yönetimi&#8217;ne yönelik silah ambargosunun kaldırılması aslında ilk kez burada zikredilmiş oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak söz konusu Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası&#8217;nda, Rum kesimine yönelik ambargoların kaldırılması ABD’nin bölgesel stratejisine uygun olarak 2 şarta bağlandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Buna göre, GKRY’nin Rus savaş gemilerine ikmal hizmeti vermediği ve kara para aklama faaliyetleri ile mücadele ettiği her yıl Dışişleri Bakanlığınca raporlandırıldığı ve Rum yönetiminin gerekli koşulları yerine getirdiği takdirde silah ambargosu yıllık olarak kaldırılacaktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dönemin ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, 2020&#8217;de GKRY’nin şartları yerine getirdiğine ve silah ambargosunun savunma ve koruma ekipmanlarını kapsayacak şekilde kısmen kaldırılmasına karar verdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aynı dönemde Pompeo, Girit Adası&#8217;na ziyarette bulundu ve Sauda Körfezi&#8217;ne ABD birliklerinin konuşlandırılması konusunda Yunan yönetimi ile mutabakat sağladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD, Girit açıklarında bir üs gemisi konuşlandırdı ve Dedeağaç’taki limanın daha geniş çaplı askeri konuşlanmalar için genişletilmesine de destek verdi. ABD’nin Yunanistan ve Rum yönetimine bu denli askeri yatırım yapmasının ardında Washington’un büyük güç rekabeti kapsamında Çin ve Rusya ile mücadelesinin yanı sıra bölgede artık bağımsız politikalara imza atan Türkiye’ye olan bağımlılığını azaltmak vardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yunanistan, uzun süredir ABD’ye Türkiye’ye alternatif bir üs olma konusunda Washington’a tekliflerde bulunuyordu. Nitekim 2019’dan beri ABD’nin Yunanistan’daki askeri varlığı ve üs sayısı 2 katını aşmış bulunuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD, her ne kadar bir kısmının kalıcı olmadığını belirtse de Yunanistan’daki üs sayısını 4’ten 9’a çıkarmış durumda.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8211; Rusya’yı Güney&nbsp;Kıbrıs’tan çıkaran ABD, Ada&#8217;ya yerleşiyor</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD’nin bölgedeki stratejisinin bir ayağında ise Rusya’nın GKRY ile ilişkilerini bitirmek olduğu ortaya çıktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">GKRY ile Rusya arasındaki ilişkiler 1960&#8217;tan bu yana sürekli devam ederken, özellikle Soğuk Savaş döneminin ardından bu ilişkiler daha da yoğunlaştı. GKRY ile Rusya arasında liderler ve dışişleri bakanlığı düzeyinde de birçok ziyaret yapıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rusya, Avrupa Birliği (AB) üyesi olması ve konumu dolayısıyla Rum kesimi ile ilişkilerine önem verirken, yıllardır Rusya’dan birçok iş insanı da yatırım için GKRY’yi tercih etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rus milyarderler ve oligarkların en çok tercih ettiği GKRY şehirleri arasında Lefkoşa ve Limasol yer alıyor. Bu bölgelerde ciddi bir Rus nüfusun yaşadığı da biliniyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diğer taraftan Rusların, GKRY’yi tercih etmesinin sebepleri arasında vergilerin düşük olması ve “yatırım karşılığı vatandaşlık (altın pasaport)” uygulaması ile AB üyesi ülkelere sermaye ve yatırım aktarımı gibi fırsatlar olduğuna da işaret ediliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rum kesiminde, 2013-2020 döneminde yürürlükte kalan altın pasaportlar uygulamasından çok sayıda sabıkalı, suça karışmış kişi faydalanırken, en fazla başvurunun Rusya, Çin ve Ukrayna&#8217;dan yapıldığı biliniyor. Bu sayede çok sayıda Rus oligark ve milyarderin parasını Güney&nbsp;Kıbrıs&#8217;ta akladığı da ortaya çıkmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rusya ile GKRY arasındaki savunma ilişkisi, Rum kesiminin Sovyetler Birliği&#8217;nin dağılmasının ardından 1990’da tank ve savaş helikopterleri alımına kadar gidiyor. Ancak savunma alanındaki iş birliği 2013’te Rum kesiminde yaşanan finansal krizin ardından yoğunlaştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Liderler düzeyinde imzalanan karşılıklı anlaşmalarda, yatırım ve eğitim gibi başlıkların yanı sıra askeri iş birlikleri de ön plana çıkmaya başladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şubat 2015’te, AB ve Rusya ilişkileri gerilimli bir dönem yaşarken, GKRY ile Rusya arasında aralarında Rus savaş gemilerine Akdeniz’de ikmal hizmeti sağlayacak bir anlaşmanın da bulunduğu ticaret, enerji, taşımacılık, tarım, kültür ve turizm alanlarında 11 anlaşma imzalanmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rus savaş gemilerine Akdeniz’de ikmal hizmeti sağlayacak anlaşmaya göre, Rus Donanması’na ait gemiler, Rum kesimi limanlarını kullanabilecek ve askeri personeli eğitebilecekti. Rusya ise buna karşılık&nbsp;Kıbrıs&nbsp;Rum kesimine ekonomik istikrarın sağlanması amacıyla daha önce verdiği 2,5 milyar avroluk borcu yeniden yapılandırdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha önce de zaman zaman Rum limanlarını kullanabilen Ruslar, bu anlaşma ile askeri ilişkileri resmiyete kavuşturmuş oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Öte yandan 2015’ten sonra Rus gemileri birçok kez Rumların Limasol Limanı&#8217;nı ziyaret etti, GKRY lideri Nikos Anastasiadis ise Kırım’ın işgalinin ardından 2015’te Moskova’daki Zafer Kutlamalarının 70. yılına katılarak Avrupa’ya rağmen Kremlin ile bağlarını pekiştirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8211; Rum yönetimi, ABD’nin taleplerine de ilk kez önemli ölçüde yanıt vermiş oldu</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak bu ikili ilişkilere şubatta başlayan Rusya-Ukrayna Savaşı gölge düşürdü. AB üyesi GKRY, AB’nin Rusya’ya yönelik yaptırımlarına katılarak, limanlarını ve hava sahasını Rus uçak ve gemilerine kapattı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">GKRY, 5 Mart’ta ikmal için gelen 5 Rus savaş gemisinin Limasol Limanı’na yanaşmasına izin vermedi ve böylece Rum yönetimi, ABD’nin taleplerine de ilk kez önemli ölçüde yanıt vermiş oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rum yönetimine yönelik silah ambargosunun kaldırılmasının karşılığının sadece Rusya’nın Ada&#8217;dan uzaklaştırılması olmadığı yakın zaman önce ortaya çıktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Washington’un 16 Eylül’de Rum yönetiminin istenilen şartları yerine getirdiği ve GKRY’ye yönelik ambargoların kaldırıldığının açıklanmasından kısa süre sonra ABD ile GKRY, &#8220;Askeri Alım ve Kuvvetler Arası İş Birliği Anlaşması&#8221;na imza attı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu anlaşma kapsamında ABD savaş gemileri, GKRY limanlarında ikmal yapabilecek ve Rum birliklerinin eğitimi, teçhizat ihtiyaçları konusunda Rum yönetimi ABD’den askeri alım yapabilecek.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD, bu anlaşmayla Rusya’yı Rum kesiminden en azından askeri olarak uzaklaştırırken, Ada&#8217;yı bir üs haline getirmek üzere adım atmış oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu adımların, bölgede jeopolitik durumu nasıl etkileyeceği ve ne ölçüde başarılı olacağı henüz bilinmiyor ancak bu yaklaşım, ABD’nin bölgede Yunanistan provokasyonlarına sessiz kalması ve Türkiye aleyhine anlaşılacak tonla açıklamalarda bulunmasının arkasında bu stratejik tercihler olduğunu ortaya çıkarmış oldu.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.vekibris.com/abdnin-kibris-stratejisi/">ABD&#8217;NİN KIBRIS STRATEJİSİ</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.vekibris.com">Ve Kıbrıs</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.vekibris.com/abdnin-kibris-stratejisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İTALYA&#8217;DA KURULACAK MELONİ HÜKÜMETİ AB&#8217;NİN GELECEĞİ İÇİN NE ANLAMA GELİYOR?</title>
		<link>https://www.vekibris.com/italyada-kurulacak-meloni-hukumeti-abnin-gelecegi-icin-ne-anlama-geliyor/</link>
					<comments>https://www.vekibris.com/italyada-kurulacak-meloni-hukumeti-abnin-gelecegi-icin-ne-anlama-geliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Sep 2022 13:59:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ANALİZ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.vekibris.com/?p=101716</guid>

					<description><![CDATA[<p>İtalya&#8217;da genel seçimleri, aşırı sağcı İtalya&#8217;nın Kardeşleri Partisi (FdI) ve liderlik ettiği sağ ittifak kazandı. Kıtada hali hazırda yükselen aşırı sağ eğilimi, daha güçlü ve görünür hale geldi. Peki bu eğilim Avrupa geleceğini nasıl şekillendirecek, ülkeler arası ilişkileri neler bekliyor ve göçmenler için artık Avrupa sadece hayal mi olacak? İtalya&#8217;da düzenlenen genel seçimleri, Giorgia Meloni [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.vekibris.com/italyada-kurulacak-meloni-hukumeti-abnin-gelecegi-icin-ne-anlama-geliyor/">İTALYA&#8217;DA KURULACAK MELONİ HÜKÜMETİ AB&#8217;NİN GELECEĞİ İÇİN NE ANLAMA GELİYOR?</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.vekibris.com">Ve Kıbrıs</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">İtalya&#8217;da genel seçimleri, aşırı sağcı İtalya&#8217;nın Kardeşleri Partisi (FdI) ve liderlik ettiği sağ ittifak kazandı. Kıtada hali hazırda yükselen aşırı sağ eğilimi, daha güçlü ve görünür hale geldi. Peki bu eğilim Avrupa geleceğini nasıl şekillendirecek, ülkeler arası ilişkileri neler bekliyor ve göçmenler için artık Avrupa sadece hayal mi olacak?</p>



<p class="wp-block-paragraph">İtalya&#8217;da düzenlenen genel seçimleri, Giorgia Meloni liderliğindeki aşırı sağcı &#8220;İtalya&#8217;nın Kardeşleri Partisi (FdI)&#8221; ve parçası olduğu sağ ittifakı kazandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İtalya&#8217;nın faşist lider Benito Mussolini&#8217;den bu yana yönetime gelen &#8220;ilk aşırı sağcı&#8221; ve &#8220;ilk kadın başbakanı&#8221; olacak Meloni, Hristiyan ve muhafazakar kimliği, yabancı karşıtı politikaları savunmasıyla öne çıktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Avrupa&#8217;dan hem &#8216;endişeli&#8217; hem &#8216;destekleyici&#8217; mesajlar&nbsp;</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İtalya&#8217;daki zafere, Macaristan Başbakanı Viktor Orban&#8217;dan, Avusturya Özgürlük Partisi, Özgürlük Partisi ve Demokrasi için Forum Partisi gibi aşırı sağcı partilerden tam destek mesajları geldi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">AB&#8217;den seçimlere yönelik verilen tepkiler ise bazı etkili parlamenterlerle sınırlı kaldı, vekiller endişe içerikli mesajlar paylaştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Son olarak AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, İtalya&#8217;da &#8220;işlerin zor bir yöne gitmesi durumunda, diğer sağcı hükümetler Macaristan ve Polonya örneklerinde olduğu gibi araçlara başvurabileceklerini&#8221; söyledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Leyen&#8217;in açıklamalarına iki ülkeden de sert tepki geldi.</p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/000_32K47MG.jpg" alt="İtalya'da kurulacak Meloni hükümeti AB'nin geleceği için ne anlama geliyor?"/></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İtalya sağ akımın son ve en başarılı örneği oldu</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İtalya&#8217;daki sonuçlar batı dünyasını endişelendirse de AB genelinde aşırı sağ, özellikle İsveç, Fransa, Almanya, İspanya ve Avusturya&#8217;da<strong>&nbsp;</strong>hızla yükselmeye devam ediyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Peki bu süreç Avrupa Birliği&#8217;ni nasıl bir geleceğe taşıyacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">TRT Editörü Mehmet Kancı, AB&#8217;de aşırı sağ ile başlayabilecek yeni sürece dair soruları cevapladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>“Önce İtalya” mesajı Avrupa Birliği’nde bir parçalanma sürecini başlatabilir mi?&nbsp;</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Mehmet Kancı&#8217;ya göre İtalya’nın tek başına bir parçalanmayı başlatması bugün için mümkün değil, İtalya’nın henüz, ama henüz, bu ekonomik kapasitesi de yok.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak şunu gözden kaçırmamak lazım. Avrupa’da geçmişte de aşırı sağcı liderler ortaya çıkmıştı. AB gerek siyasi gerek ekonomik yaptırımlar yoluyla onları sindirmişti. Ancak bugün Avrupa Birliği, 5 yıl önceki siyasi ve ekonomik gücüne sahip değil.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2008 ekonomik krizi kuzey-güney ülkeleri ayrımı ortaya koymuştu. Almanya merkezli olarak kuzey ülkeleri, İspanya ve İtalya başta olmak üzere güney ülkelerini tembellik ve müsriflikle suçlamışlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O tartışmadan geriye kalan gerilim zaten devam ederken Rusya-Ukrayna Savaşı’nın da beraberinde yeni bölünmeleri getirdiğini görüyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Polonya, ki Brüksel’in yaptırımlarına maruz kalan bir ülke, Baltık ve bazı Orta-Doğu Avrupa ülkelerini yanına alarak Ukrayna’ya yardım konusunda Almanya’yı ve AB’yi by-pass etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O bölgede potansiyel bir başka parçalanma ihtimali var. Dolayısıyla fay hattına bir de İtalya’nın eklenmesi Brüksel’in kolay kolay altından kalkabileceği bir durum değil.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&#8220;Meloni, Le Pen’i dahi gölgede bırakacak bir özelliğe sahip&#8221;</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Avrupa Birliği’nin bugün siyasi ve ekonomik olarak eski gücünden uzak olmasına gelecek olursak. Önümüzdeki kış mevsimi herhalde Avrupa Birliği tarihinin en ciddi sınavı olacak. Artan enerji maliyetlerinin sosyo-ekonomik açıdan tetikleyeceği krizler, İtalya’nın ardından diğer ülkelerdeki ulusalcı, neo-faşist hareketleri daha da tetikleyebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Günümüzden tam 100 yıl önce Mussolini 1922 yılının Ekim ayında iktidarı böyle bir ortamda, seçim yoluyla değil güç yoluyla elde etmişti. Meloni, bu kış mevsiminde yaşanacak olumsuzlukların faturasını Avrupa Birliği’ne keser ve bu konuda toplumsal destek de alırsa Avrupa Birliği, Roma’ya baskı uygulamakta zorlanır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Meloni’nin kişiliği ile ilgili bir faktörü de burada belirtmek lazım. Son 50 yılda Avrupa’da çok sayıda aşırı sağcı siyasetçi ortaya çıktı. Ancak Meloni, kullandığı söylemle Marine Le Pen’i dahi gölgede bırakacak bir özelliğe sahip.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O yalnızca vatandaşı olduğu ülkenin halkına hitap etmiyor. Savunduğu değerlerle sınırları aşan, Avrupa’daki tüm muhafazakar-Katolik çevrelere ulaşabilen, benimsenen bir siyasetçi. Yakın gelecekte bu kitleler nezdinde Papa kadar popüler olursa şaşırmamak lazım.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Brexit&#8217;ten sonra sırada ITexit olabilir mi?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">2016’de İngiltere’deki referandumdan bu yana çeşitli ülkeler için bu soru gündeme geliyor. Ancak şunu vurgulamak lazım. Zaten Avrupa Birliği’ne son derece gönülsüz olarak girmiş, dahası bu süreçte ortak para birimine geçişten bile imtina etmiş İngiltere’nin bu tercihindeki dinamiklerle diğer Avrupa ülkelerinin dinamiklerini benzetmek ya da mukayese etmek mümkün değil.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İngiltere, bir anlamda ada ülkesi olmasından kaynaklı olarak tarihin ve coğrafyanın kendisine çizdiği kaderi yeniden benimsedi. Yani kendi kendine yeten bir ülkenin Avrupa Birliği mekanizmasına güvenerek yoluna devam etmesi mümkün değildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir de İngiltere’nin emperyal geçmişini unutmamak lazım. İngiltere’nin 2019 yılından bu yana özellikle askeri düzeyde ABD ile farklı bir ittifak tesis ettiğini ve küresel hakimiyete oynadığını görüyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Avrupa Birliği’nin koyduğu kriterler İngiltere’nin bu tür bir role oynamasını sınırlıyordu. İtalya’nın şartları ise İngiltere’den hem farklı hem de böyle bir ayrılığı gerçekleştirmek için imkanları en azından bugün itibarıyla yetersiz.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Göçmenler için Akdeniz artık çok daha ölümcül mü olacak?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu soruyu tersinden sorup, bilakis daha güvenli olacak bile diyebiliriz. 2011’de başlayan Libya’daki iç savaş sürecinin öncesini hatırlayalım. Muammer Kaddafi liderliğindeki Libya uluslararası ambargo ve izolasyondan yorgun düşmüş ve yeniden uluslararası toplumun parçası olma gayreti içerisindeydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2000’li yılların başlangıcı ile beraber, Kaddafi Avrupa ile ilişkilerini yeniden tesis etmek için şantaja başvurdu. Libya sahillerini açarsam bütün Afrika, Avrupa’ya dolar dedi. Ardından 2011 yılında iç savaş başladıktan sonra Birleşmiş Milletler kararı olmadan Libya’yı havadan ilk kim bombaladı? Fransa.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve Kaddafi’nin devrilmesiyle Libya’daki merkezi yönetim de yok oldu. Irak’ta yaşanana benzer bir süreç. Sahra altı Afrika ülkelerinden Libya’nın Akdeniz kıyılarına akan göçmenlerin önünde onları durduracak hiçbir otorite kalmadı. Peki bu insanların gidebileceği neresi vardı? İtalya. Bu süreçten İtalya sadece göç nedeniyle zararlı çıkmadı. Kaddafi döneminde İtalya ile kurduğu enerji ilişkileri de yara aldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi Meloni hükümeti eğer Libya’da Birleşmiş Milletler kararları doğrultusunda Trablusgarp’ta kurulan meşru hükümete ve Türkiye’nin tezlerine destek verirse, Libya’da istikrarlı bir hükümet bir otorite kurulursa göçün bu rotası kapanmış olacak. Fas istikametinden İspanya ve İngiltere’yi hedef alacak rota işlemeye devam edebilir ancak en azından Orta Akdeniz bu anlamda daha güvenli bir hale gelebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Meloni’nin Macron’a karşı sert bir duruşu var. İtalya-Fransa ilişkilerinde ne gibi gelişmeler beklenebilir?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir önceki cevapla bağlantılı olarak şunu söyleyebiliriz ki, Roma’da kendi ulus çıkarlarını daha fazla savunacak bir hükümetin varlığı gerek Kuzey Afrika’da gerek Akdeniz havzasında şu anda hakim olan statükoyu yerinden oynatabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özellikle Fransa-Yunanistan ikilisinin enerji ve askeri alana yaptığı iş birliğine karşı yeni iş birlikleri gelişebilir. Atina ve Paris yönetimlerinin Akdeniz’de diledikleri gibi at oynatmaları daha da zorlaşır. Burada İtalya ile bu iki ülkenin uzun bir geçmişe dayanan nüfuz alanı rekabetlerine dikkat çekmek lazım.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İtalya da Fransa gibi ülkede yaşayan Müslümanlara anti-demokratik yollarla baskı kurabilir mi?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İtalya’daki Müslüman nüfusun varlığı Fransa, Almanya, İngiltere ve İspanya’nın çok daha gerisinde. Yaklaşık 1 milyon 600 bin kadar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kamuoyu yoklamaları da İtalyan halkında Müslümanlara yönelik önyargılı yaklaşıma sahip kişilerin oranının yaklaşık yüzde 55 civarında olduğuna işaret ediyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İtalya’da eğer sınırların kontrolü ve göçmenlere kısıtlama gibi bir süreç başlayacaksa bu öncelikle Afrika kökenlileri hedef alacak anti-demokratik uygulamalarla kendisini gösterebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak tabi ki Meloni liderliğindeki “İtalya’nın Kardeşleri Partisi” içerisindeki neo-nazi eğilimli kişi ve grupların potansiyelini dikkate alacak olursak, yasalar yoluyla gündeme gelecek uygulamalardan ziyade Müslümanları ve göçmenleri sokaklarda hedef alacak şiddetin siyasi iktidardan cesaret bulması daha büyük bir olasılık.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.vekibris.com/italyada-kurulacak-meloni-hukumeti-abnin-gelecegi-icin-ne-anlama-geliyor/">İTALYA&#8217;DA KURULACAK MELONİ HÜKÜMETİ AB&#8217;NİN GELECEĞİ İÇİN NE ANLAMA GELİYOR?</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.vekibris.com">Ve Kıbrıs</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.vekibris.com/italyada-kurulacak-meloni-hukumeti-abnin-gelecegi-icin-ne-anlama-geliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TÜRKİYE-İSRAİL NORMALLEŞME SÜRECİ NELER GETİRİYOR?</title>
		<link>https://www.vekibris.com/turkiye-israil-normallesme-sureci-neler-getiriyor/</link>
					<comments>https://www.vekibris.com/turkiye-israil-normallesme-sureci-neler-getiriyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Sep 2022 12:47:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ANALİZ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.vekibris.com/?p=100938</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye-İsrail ilişkilerinde yeni dönemin kilometre taşları bir bir döşeniyor. İsrail, Türkiye&#8217;de görev yapacak büyükelçisini açıkladı. Türkiye&#8217;nin de önümüzdeki günlerde İsrail&#8217;e atanacak büyükelçisinin ismini açıklaması bekleniyor. Peki büyükelçilerin atanması normalleşme sürecini nasıl etkileyecek? Bir sonraki adım ne olacak? Normalleşme sürecinde yeni adım Tel Aviv&#8217;den geldi. İsrail Dışişleri Bakanlığı, Ankara Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Irit Lillian’ı Büyükelçi olarak atama [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.vekibris.com/turkiye-israil-normallesme-sureci-neler-getiriyor/">TÜRKİYE-İSRAİL NORMALLEŞME SÜRECİ NELER GETİRİYOR?</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.vekibris.com">Ve Kıbrıs</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Türkiye-İsrail ilişkilerinde yeni dönemin kilometre taşları bir bir döşeniyor. İsrail, Türkiye&#8217;de görev yapacak büyükelçisini açıkladı. Türkiye&#8217;nin de önümüzdeki günlerde İsrail&#8217;e atanacak büyükelçisinin ismini açıklaması bekleniyor. Peki büyükelçilerin atanması normalleşme sürecini nasıl etkileyecek? Bir sonraki adım ne olacak?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Normalleşme sürecinde yeni adım Tel Aviv&#8217;den geldi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İsrail Dışişleri Bakanlığı, Ankara Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Irit Lillian’ı Büyükelçi olarak atama kararı aldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye&#8217;nin de önümüzdeki günlerde İsrail&#8217;e atanacak büyükelçiyi açıklaması bekleniyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ORSAM Uzmanı Medipol Üniversitesi Öğretim Üyesi Doktor Seher Bulut, Türkiye tarafından da büyükelçi ataması adımı atıldıktan sonra ilişkilerin biraz daha sistematik ve kurumsal bir şekilde ilerleme fırsatı olacağını aktardı. Bulut &#8221; Bu yüzden diplomatik kanalların açık olması tabii ki iki ülkenin bundan sonraki normalleşme süreçlerini önemli derecede besleyecektir&#8221; dedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Normalleşme sürecinde bir diğer önemli gelişme de New York&#8217;da yaşandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">TC Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail Başbakanı Yair Lapid ve Amerikan Yahudi Toplumu Çatı Kuruluşları’nın temsilcileri ile Türk Evi&#8217;nde bir araya geldi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Normalleşme sürecindeki son dönemde özelikle havacılık alanında atılan adımlar ticari ilişkileri de olumlu etkiledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bulut, İsrail&#8217;den Türkiye&#8217;ye turistik olarak cidi bir talep olduğunu da aktardı.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.vekibris.com/turkiye-israil-normallesme-sureci-neler-getiriyor/">TÜRKİYE-İSRAİL NORMALLEŞME SÜRECİ NELER GETİRİYOR?</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.vekibris.com">Ve Kıbrıs</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.vekibris.com/turkiye-israil-normallesme-sureci-neler-getiriyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>RUSYA İLE RESTLEŞME PAHALIYA PATLADI!</title>
		<link>https://www.vekibris.com/rusya-ile-restlesme-pahaliya-patladi/</link>
					<comments>https://www.vekibris.com/rusya-ile-restlesme-pahaliya-patladi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Sep 2022 06:24:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ANALİZ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.vekibris.com/?p=99992</guid>

					<description><![CDATA[<p>Avrupa büyüyen bir enerji kriziyle karşı karşıya. Vatandaşlar ve sanayi şirketleri, artan enerji maliyetleriyle mücadele için vanaları kısmaya başladı. Geçtiğimiz ay Hollanda&#8217;da hızla artan enerji maliyetleri aylık elektrik faturalarını 400 ila 600 euro arasında artırdı. Belçika&#8217;da eylül ayında yeni sözleşme yapacak bir ailenin yıllık elektrik faturası 3 bin 256 euro olacak. Belçika&#8217;da geçen yılın aynı [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.vekibris.com/rusya-ile-restlesme-pahaliya-patladi/">RUSYA İLE RESTLEŞME PAHALIYA PATLADI!</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.vekibris.com">Ve Kıbrıs</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Avrupa büyüyen bir enerji kriziyle karşı karşıya. Vatandaşlar ve sanayi şirketleri, artan enerji maliyetleriyle mücadele için vanaları kısmaya başladı. Geçtiğimiz ay Hollanda&#8217;da hızla artan enerji maliyetleri aylık elektrik faturalarını 400 ila 600 euro arasında artırdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Belçika&#8217;da eylül ayında yeni sözleşme yapacak bir ailenin yıllık elektrik faturası 3 bin 256 euro olacak. Belçika&#8217;da geçen yılın aynı döneminde yıllık elektrik fatura ortalaması 1.051 euroydu. Böylece, ülkede elektrik faturaları bir yılda 3 kat yükseldi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>YÜZDE 40&#8217;I FATURAYI ÖDEYEMEZ</strong><br>Almanya&#8217;da geçen yıl megavat başına 85 euro olan elektrik maliyeti 610 euroya çıktı. Artan enerji faturalarına öfkeli Almanlar, hayal kırıklıklarını gidermek için tedarikçilerini arıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Almanya&#8217;da en büyük enerji şirketi konumundaki E.ON&#8217;daki müşteri hizmetleri personeli ve diğer enerji tedarikçileri, faturalarının neden aniden yükseldiğini veya daha yüksek ödemeleri nasıl finanse edebileceklerini öğrenmek isteyenlerin aramalarına cevap verdiklerini belirtiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yerel hizmetler kuruluşu VKU&#8217;nun Başkanı Ingbert Liebing, &#8220;Müşteri hizmetleri merkezlerinde giderek daha fazla umutsuz müşteriye sahibiz. Bazıları hayal kırıklığından saldırganlaşıyor, diğerleri gözyaşları içinde ve psikolojik desteğe ihtiyaç duyuyor&#8221; dedi. ARD yayıncısı tarafından yapılan bir ankete göre, Almanların neredeyse yüzde 40&#8217;ı bu kış elektrik ve gaz faturalarını ödeyemeyecek.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>BİR YILDA ÜÇ KAT ARTTI</strong><br>Belçika&#8217;da enerji düzenleyici kurumu Vreg, ortalama bir ailenin yıllık elektrik ve doğalgaz tüketimlerine ödeyecekleri güncel rakamları içeren verileri paylaştı. Buna göre, Belçika&#8217;da yeni elektrik ve doğal gaz sözleşmesi yapacak ortalama bir ailenin yıllık elektrik faturası 3 bin 256 euro, doğalgaz faturası da 5 bin 954 euro olacak. Geçen yılın aynı döneminde elektrik fatura ortalaması 1.051 euroydu. Böylece, elektrik faturaları 1 yılda 3 kat yükseldi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>MAAŞIN BEŞTE BİRİ ENERJİYE</strong><br>İngiltere&#8217;de 2023 tahminleri de krizin daha da derinleşeceğini gösteriyor. Nisan 2023&#8217;teki enerji faturalarının Birleşik Krallık için ortalama 6 bin sterlini aşması bekleniyor. Hanehalkı, Ekim 2021&#8217;den bu yana yüzde 400&#8217;ün üzerinde bir artış yaşadı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birleşik Krallık hane halkı için gaz ve elektriğe harcanabilir gelir önümüzdeki bahara kadar yüzde 6&#8217;dan yüzde 21&#8217;e çıkacak. 2 bin 70 İngiliz yetişkin üzerinde yapılan bir ankete göre, halkın yarısından fazlasının enerji krizinin 2023 ve 2024&#8217;te süreceğine inanıyor. En az iki veya daha fazla yıl süreceği öngörülüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>25 YILIN EN YÜKSEĞİ, ÇİFT HANEYE ÇIKTI</strong><br>Euro Bölgesi&#8217;nde, ağustosta yıllık enflasyon enerji fiyatlarındaki yükselişin etkisiyle yüzde 9.1&#8217;e çıkarak rekor kırdı. Temmuzda yıllık enflasyon yüzde 8.9&#8217;du.Ağustosta enflasyon, son 25 yıldan beri ölçülen en yüksek seviyede… AB&#8217;de de temmuzda yüzde 9.8 olan yıllık enflasyon, ağustosta yüzde 10.1 oldu. Söz konusu enflasyon oranı geçen yılın ağustos ayında AB&#8217;de ise yüzde 3.2 olarak ölçülmüştü. AB üyesi 27 ülkenin 15&#8217;inde enflasyon çift haneye ulaştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>ENFLASYON KONTROLDEN ÇIKABİLİR</strong><br>Almanya Maliye Bakanı Christian Lindner, ülkede enflasyonun kontrolden çıkabileceği uyarısında bulundu. Bakan, &#8220;Temel endişem, enflasyonun sabit kalabilmesi, kalıcı olarak dörtnala gitmesi ve onu kontrol altına alamamanızdır. Enflasyon en büyük risk çünkü yoksullaşmaya yol açıyor, yeni yatırımları caydırıyor. Enflasyonla mücadele büyük bir önceliktir&#8221; dedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>DUŞ BAŞLIKLI ELYSEE</strong><br>Fransa&#8217;da enerji krizinin elektrik ve doğalgaz kesintilerine yol açması durumunda halkın banyo yapma sıkıntısı yaşayacağına dikkati çekmek için hazırlanan fotomontajlı &#8220;duş başlıklı Elysee Sarayı&#8221; afişi gündem oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Son dönemde yaptığı afişlerle adından söz ettiren Michel-Ange Flori, Elysee Sarayı&#8217;na duş başlığından suyun aktığı ve üzerinde &#8220;Bu kış Fransızlar duş almak için Elysee&#8217;ye gidecek&#8221; ifadeleri yazılı fotomontajlı afişi, &#8220;Şatonun sabun vermediğini lütfen unutmayın!&#8221; notuyla sosyal medya hesabından paylaştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.vekibris.com/rusya-ile-restlesme-pahaliya-patladi/">RUSYA İLE RESTLEŞME PAHALIYA PATLADI!</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.vekibris.com">Ve Kıbrıs</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.vekibris.com/rusya-ile-restlesme-pahaliya-patladi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MİÇOTAKİS HÜKÜMETİNİN TÜRKİYE KARŞITI POLİTİKALARININ HEDEFİ NE?</title>
		<link>https://www.vekibris.com/micotakis-hukumetinin-turkiye-karsiti-politikalarinin-hedefi-ne/</link>
					<comments>https://www.vekibris.com/micotakis-hukumetinin-turkiye-karsiti-politikalarinin-hedefi-ne/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Jun 2022 04:47:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ANALİZ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.vekibris.com/?p=88734</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Topkapı Üniversitesi&#8217;nden Prof. Dr. Celalettin Yavuz, Yunanistan&#8217;da artan Türkiye aleyhtarlığını yorumladı. Son haftalarda Türk kamuoyu, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis tarafından kışkırtıcı şekilde gündeme getirtilen Ege sorunları ve Ege adalarının Lozan Barış Antlaşması hilafına silahlandırılması konularına odaklandı. Miçotakis hükümeti, savaşın eşiğinden dönülen 1980 ve 90&#8217;ları hatırlatırcasına, Türkiye aleyhtarlığını yeniden köpürtmeye başladı. Yunanistan’ın, Amerika Birleşik Devletleri [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.vekibris.com/micotakis-hukumetinin-turkiye-karsiti-politikalarinin-hedefi-ne/">MİÇOTAKİS HÜKÜMETİNİN TÜRKİYE KARŞITI POLİTİKALARININ HEDEFİ NE?</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.vekibris.com">Ve Kıbrıs</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">İstanbul Topkapı Üniversitesi&#8217;nden Prof. Dr. Celalettin Yavuz, Yunanistan&#8217;da artan Türkiye aleyhtarlığını yorumladı.</p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p class="wp-block-paragraph">Son haftalarda Türk kamuoyu, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis tarafından kışkırtıcı şekilde gündeme getirtilen Ege sorunları ve Ege adalarının Lozan Barış Antlaşması hilafına silahlandırılması konularına odaklandı. Miçotakis hükümeti, savaşın eşiğinden dönülen 1980 ve 90&#8217;ları hatırlatırcasına, Türkiye aleyhtarlığını yeniden köpürtmeye başladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yunanistan’ın, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Kongresi’nden Avrupa Birliği (AB) Liderler Zirvesi’ne kadar taşıdığı, Ege’de provokasyonlara varan hareketleri, hangi nedenlerle bu dönemde gerçekleştirme ihtiyacı hissettiği merak konusu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Miçotakis hükümeti, Türkiye aleyhtarlığını tekrar köpürtmeye başladı. Yunanistan, Türkiye’yi ötekileştirerek, Yunan milli çıkarlarını güçlü ülkelerin desteğiyle korumak ve kollamaya çalışıyor. Defalarca izlenen Yunan oyunu yeniden sahneleniyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br><strong>Türkiye, Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in hedefinde</strong><br>Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias, 22 Ocak 2022 tarihindeki Suudi Arabistan ziyaretinde Türkiye’nin Yunan adaları karşısında çıkarma filosu kurduğunu iddia etti. Buna rağmen 25 Ocak 2022&#8217;de, 11 yıllık aranın ardından “Türk-Yunan Karma Ekonomik Komisyonu 5’inci Toplantısı” gerçekleştirildi. Pandemi sebebiyle ekonomik sorunlar yaşayan iki ülkenin turizm, ekonomi, kültür, ticaret, taşımacılık ve çevre alanlarında iş birliğinin hedeflendiği toplantı sonrası gerçekleştirilen ortak basın açıklamasında, “Pozitif gündemi ilerletme gayretinin süreceği” ifade edildi. Ancak 17 Şubat&#8217;ta Yunan tarafının provokasyonuyla pozitif gündem süreci hasar gördü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Nikos Dendias, Norveç Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’ndeki konuşmasında Türkiye’nin, Ege&#8217;de, Yunan adalarının kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge haklarına karşı çıkarak, Birleşmiş Milletler (BM) Deniz Hukuku Sözleşmesini ihlal ettiğini iddia etti. Buna ilaveten; Türkiye&#8217;nin Ege&#8217;de karasularını 12 deniz miline genişletme hakkını, Yunanistan&#8217;ın 1995&#8217;te beri savaş sebebi (casus belli) saydığını ifade etti. Türkiye’nin Norveç ve İzlanda Büyükelçisi Fazlı Çorman ise bu hamlelerin Yunanistan’ın ihlalleri üzerine yapıldığını söyleyerek tepki gösterdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu gelişmeye rağmen 13 Mart 2022 tarihinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Miçotakis İstanbul’da bir araya geldi. Görüşme sonucunda yapılan; “Anlaşmazlıklara rağmen iletişim kanallarının açık tutulacağı, ilişkilerin iyileştirilmesi konusunda mutabık kalındığı, ticaret hacminin 10 milyar dolara çıkartılmasının hedeflendiği” yönündeki açıklamalar, yüreklere su serpti. Hatta Miçotakis, “Sonbaharda hayırlısıyla Yüksek Düzeyli İş birliği Konseyi&#8217;ni Yunanistan’da düzenlenebileceğini” de açıkladı. Yaşanan bu gelişmeler Türk-Yunan ilişkilerinin düzelebileceğine dair ümitleri yeşertti. Ancak İstanbul görüşmesinde “üçüncü kişileri işin içine sokmayalım” diyen Miçotakis, Mayıs 2022’de ABD Kongresi’ndeki konuşmasında, isim vermeden Türkiye’ye F-16 uçaklarının satılmamasını isteyerek, bu sözünü çiğnedi. Miçotakis, Mayıs 2022 sonunda AB Liderler Zirvesi’nde Türkiye’yi, Doğu Akdeniz&#8217;deki deniz yetki alanları konusunda eleştirdi. 3 Haziran 2022’de ise “askersizleştirilmiş” statüdeki Menteşe Adaları&#8217;ndaki Yunan birliklerini denetleyerek, provokasyonlarını sürdürdü.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Miçotakis hükümetinin provokasyonları tesadüf mü?</strong><br>Miçotakis hükümeti kurulmadan önce Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları konusunda sorunlar başlamıştı. Temmuz 2019’da Miçotakis’in başbakanlığını müteakip, kasım ayında Türkiye ile Libya arasında deniz yan hududu konusunda mutabakat imzalandı. Güney Kıbrıs Rum Kesimi&#8217;nin (GKRY) ilan ettiği sözde münhasır ekonomik bölgeye dair anlaşmazlıklar ve Doğu Akdeniz tabanındaki doğal gazın değerlendirilmesi için İsrail ile Mısır’a yaklaşan Yunanistan, bu mutabakatın ardından yeni arayışlara girdi. Miçotakis, İsrail ziyaretinde Türkiye’nin “Osmanlı emperyalizminin özlemi içerisinde hareket ettiğini” iddia etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>2016&#8217;dan 2022&#8217;ye Yunanistan&#8217;ın gerilimi tırmandırması</strong><br>Gerilimin yükselmesi üzerine AB Dönem Başkanı Alman Şansölye Angela Merkel, taraflarla görüşerek gerilimi azaltmak istedi. Görüşmeler sırasında Merkel “Sondaj çalışmalarını durdursanız benim işimi kolaylaştırırsınız” derken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yunanistan’a güvenmediğini ifade ederek, 3-4 haftalığına sondaj çalışmalarına ara verileceğini bildirdi. Berlin merkezli görüşmeler neticesinde 2016’da iki ülke arasında kesilen “İstikşafi Görüşmeler” ile siyasi ilişkilerin genişletilmesi çalışmalarının başlatılması ve iki ülke askeri makamları arasında diyalog mekanizmasının kurulması üzerinde uzlaşma sağlandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı yanıltmayan Yunanistan, fırsatı ganimete çevirmek istercesine, 6 Ağustos 2020’de Mısır ile Münhasır Ekonomik Bölge Anlaşması imzaladı. Bu anlaşmaya göre Türkiye ve Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları çakışmaktaydı. Yunanistan’ın bu manevrası karşısında Oruç Reis Gemisi, savaş gemileri refakatinde tekrar Doğu Akdeniz’deki araştırmalarına başladı. Bu hamle ile Türkiye, anlaşmayı tanımadığını gösterdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yaşananlara rağmen Türkiye, Doğu Akdeniz sorunları konusunda uluslararası bir konferans önerisiyle çözüm arayışını sürdürürken, tam tersine hareket eden Yunanistan, Aralık 2020’de İyon Denizi’nde karasularını 12 mile çıkarttı. Miçotakis, “Kara sularını genişletme hakkını gelecekte diğer deniz alanları için de kullanabileceğini” söyleyerek, Ege konusunda Türkiye’ye gözdağı vermek istedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Biden yönetimi, Nisan 2021 başlarında Rusya’dan S-400 füzesavar sistemi aldığı gerekçesiyle Türkiye’ye CAATSA yaptırımları uygulamaya başladı. ABD, aynı bahaneyle daha önce ortağı olduğu F-35 muharebe uçağı projesinden de Türkiye’yi çıkarttı. Bu gelişmenin ardından Biden&#8217;ın 24 Nisan’da sözde “Ermeni Soykırımı”nı tanıdığını ilan etmesi, Yunanistan’ın Türkiye karşıtı tutumunu daha da cesaretlendirdi. ABD kongresindeki güçlü Rum lobisine ilaveten Ermeni ve Yahudi lobileri de Yunanistan’a yakın bir siyaset izledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kasım 2021 sonrası Türkiye hedefte</strong><br>İsrail ile askeri eğitim iş birliği ve savunma sanayii üzerine anlaşma imzalayan Yunanistan, 2021 sonbaharında 3 milyar avroluk firkateyn siparişi yanında Fransa ile “Savunma ve Güvenlik İçin Stratejik Ortaklık Anlaşması” imzaladı. Yunanistan’ın ekonomik sıkıntılara rağmen silahlanma faaliyetleri, ana muhalefet lideri Alexis Çipras tarafından “Kravat satın alır gibi uçak ve firkateyn alınıyor.” şeklinde eleştirildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aynı tarihlerde ABD ile Savunma Eğitim İşbirliği Anlaşması da teati edilince, başta Yunanistan Dışişleri Bakanı ve Başbakanı olmak üzere Yunan otoriteleri, Türkiye&#8217;yi alenen hedef göstermeye başladılar. Bunun ilk örneği Kasım 2021’de Fransa, Yunanistan, Kıbrıs ve Mısır dışişleri bakanlarının toplantısı sonrası Dendias’ın, “Birçok zorluğun ortak paydası, komşumuz Türkiye.” açıklamasıyla yaşandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Silahlanmaya doymayan Yunanistan, ABD’den Aralık 2021’de 6,9 milyar dolar değerinde 4 muharip gemi tedariki ile 2,5 milyar dolarlık gemi modernizasyon sözleşmesi imzaladı. Ocak 2022 başlarında Yunan basınında yer alan “3 Yıllık Strateji Planı”nda Türkiye’yi doğrudan/dolaylı hedef alan şu maddeler öne çıktı: (1) Milli çıkarlara ilişkin Yunan tezlerinin uluslararası alanda anlatılması, (2) AB içinde konumunun güçlendirilmesi, (3) Doğu Akdeniz’deki ittifakların güçlendirilmesi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Türkiye’yi hedefe koyan Yunan eylemlerinin sebebi nedir?</strong><br>ABD’de Trump yönetimi, Barış Pınarı Harekatı ve Rusya’dan S-400 füzesavar sistemi satın alması gibi bahanelerle Türkiye’yi hedefe yerleştirerek, Ekim 2019’da Rum-Yunan ikilisinin Doğu Akdeniz’le ilgili iddialarına destek vermişti. Yunanistan o dönemde Fransa ve dolayısıyla AB’yi de yanına alarak, Türkiye’ye karşı uluslararası diplomatik bir baskı kurmaya odaklandı. Bu maksatla Türkiye’nin Mısır Lideri Muhammed Mursi’ye yapılan darbenin ardından ilişkilerinin gerilimli bir hal aldığı Mısır, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) gibi ülkelerle de diplomatik ilişkilerini geliştirdi ve Türkiye’yi yalnızlaştırmaya çalıştı. Aynı maksatla, Libya’da BM’nin meşru saydığı hükümete destek veren Türkiye’ye karşılık gayr-ı meşru Hafter yönetimine destek veren Rusya’ya da yanaşmaya çalıştı. Keza, Türkiye&#8217;nin İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliklerine “teröre destek verdikleri” gerekçesiyle set çekmiş olması da Yunanistan tarafından fırsata çevrilmek istendi. Buradaki amacın; Yunanistan’ın “3 Yıllık Strateji Planı”na göre hareket ederek Türkiye’yi “ötekileştirmek” suretiyle kendi milli çıkarlarını “güçlü” ülkelerin desteğiyle korumak ve kollamak olduğu açık. Ekonomik açıdan sıkışan Miçotakis, 2023’te ülkesinde gerçekleşecek genel seçimler öncesinde Türk düşmanlığını ve Yunan milli ülküsü Megali İdea&#8217;yı tekrar piyasaya sürüyor. Defalarca izlenen Yunan oyunu yeniden sahneleniyor.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.vekibris.com/micotakis-hukumetinin-turkiye-karsiti-politikalarinin-hedefi-ne/">MİÇOTAKİS HÜKÜMETİNİN TÜRKİYE KARŞITI POLİTİKALARININ HEDEFİ NE?</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.vekibris.com">Ve Kıbrıs</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.vekibris.com/micotakis-hukumetinin-turkiye-karsiti-politikalarinin-hedefi-ne/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TÜRKİYE NATO’NUN AÇIK KAPI POLİTİKASINA KARŞI MI?</title>
		<link>https://www.vekibris.com/turkiye-natonun-acik-kapi-politikasina-karsi-mi/</link>
					<comments>https://www.vekibris.com/turkiye-natonun-acik-kapi-politikasina-karsi-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 May 2022 04:50:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ANALİZ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.vekibris.com/?p=87754</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ukrayna’nın işgali ile Avrupa’da yükselen Rusya tehdidi, ülkeleri güvenliklerini sağlamlaştırmak adına yeni arayışlara itiyor. Son olarak İsveç ve Finlandiya, NATO’ya üyelik başvurusunda bulunacaklarını kamuoyuna açıkladılar. Diğer NATO üyelerinin aksine, Türkiye bu üyeliklerin özellikle terör örgütü PKK/PYD unsurlarına verilen destek kesilmeden mümkün olamayacağını ve dolayısıyla veto hakkını kullanacağını belirtti. Geçmişten günümüze olası NATO üyelikleri için diğer [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.vekibris.com/turkiye-natonun-acik-kapi-politikasina-karsi-mi/">TÜRKİYE NATO’NUN AÇIK KAPI POLİTİKASINA KARŞI MI?</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.vekibris.com">Ve Kıbrıs</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Ukrayna’nın işgali ile Avrupa’da yükselen Rusya tehdidi, ülkeleri güvenliklerini sağlamlaştırmak adına yeni arayışlara itiyor. Son olarak İsveç ve Finlandiya, NATO’ya üyelik başvurusunda bulunacaklarını kamuoyuna açıkladılar. Diğer NATO üyelerinin aksine, Türkiye bu üyeliklerin özellikle terör örgütü PKK/PYD unsurlarına verilen destek kesilmeden mümkün olamayacağını ve dolayısıyla veto hakkını kullanacağını belirtti.</p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://cdnassets.aa.com.tr/assets/newVersion/images/analiz.png" alt=""/></figure>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Geçmişten günümüze olası NATO üyelikleri için diğer üye ülkelerin koştuğu şartlar gözetildiğinde, Türkiye’nin veto gerekçeleri son derece geçerli.</p></blockquote>



<p class="wp-block-paragraph">Geçmişten günümüze olası NATO üyelikleri için diğer üye ülkelerin koştuğu şartlar gözetildiğinde, Türkiye’nin veto gerekçeleri son derece geçerli. Türkiye’nin söz konusu politikası iki açıdan meşru ve doğru. İlk olarak, Suriye ve Irak’taki otorite boşluğundan yararlanan terör örgütü PKK/PYD unsurlarının Türkiye’nin güneyinde bir terör koridoru kurma tehlikesi, Türkiye’nin en ciddi milli güvenlik sorunları arasında yer alıyor. Bu açıdan üye ülkelerin birbirlerini dış tehditlere karşı savunması prensibine dayanan NATO’ya, Türkiye’nin milli güvenlik sorununa kaynak sağlayan ve fiili destek veren ülkelerin dahil edilmesi söz konusu olmayacaktır. İkinci olarak ise Finlandiya ve İsveç’in dahil edilmesiyle genişleyen NATO sınırları, Rusya ve NATO arasında karşılıklı güvenlik tehditlerinin ve dolayısıyla gerginliklerin&nbsp;<strong><a href="https://www.trthaber.com/haber/dunya/rusya-finlandiya-ve-isvecin-karari-guvenliklerini-guclendirmeyecek-680541.html" target="_blank" rel="noreferrer noopener">artmasına sebep olabilir.</a></strong></p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://cdnassets.aa.com.tr/assets/newVersion/images/analiz.png" alt=""/></figure>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Türkiye, NATO’ya üyelik konusunda açık kapı politikasına verdiği desteği şu ana kadar veto hakkını milli güvenlik sorunu oluşturmadığı sürece hiçbir aday ülkeye karşı kullanmayarak gösterdi.</p></blockquote>



<h3 class="wp-block-heading">NATO’da vetoların tarihçesi</h3>



<p class="wp-block-paragraph">NATO’yu kuran anlaşma olan Kuzey Atlantik Antlaşması&#8217;nın 10. maddesine göre &#8220;taraflar, bu antlaşmanın ilkelerini geliştirebilecek ve bölgenin güvenliğine katkı yapacak durumda olan herhangi bir Avrupa devletini bu antlaşmaya katılmaya oy birliği ile davet edebilirler.&#8221; Oy birliği vurgusundan dolayı bir üyenin dahi veto hakkını kullanması, ittifaka girişi imkansız hale getiriyor.</p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://cdnassets.aa.com.tr/assets/newVersion/images/analiz.png" alt=""/></figure>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Türkiye’nin rahatsızlık seviyesi Finlandiya ve İsveç için aynı oranda değil.</p></blockquote>



<p class="wp-block-paragraph">NATO’da üye ülkelerin veto haklarını tarih boyunca çeşitli sebeplerle kullandığı görülüyor. İlk olarak, Türkiye ve Yunanistan’ın NATO’ya üyelik başvuruları coğrafi konumları öne sürülerek kabul edilmemişti. Akdeniz havzasının ittifakın sınırları içerisinde yer alması NATO’nun gündeminde yer etmezken, İtalya’nın ittifaka dahil olması ile Türkiye ve Yunanistan’ın NATO üyeliği için de zemin hazırlandı. 1966 yılında NATO’nun askeri kanadından ayrılan Fransa’nın 2009 yılında tekrar birliğe dahil edilmesi sürecinde de ABD yönetimi uzun süre ayak diretti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1974 Kıbrıs Barış Harekatı&#8217;na NATO’nun tepkisiz kalması üzerine Yunanistan, NATO’nun askeri kanadından çekildiğini açıklayarak tepki gösterdi. Soğuk Savaş’ın kızıştığı bir dönemde Yunanistan’ın bu hamlesi NATO içerisinde tedirginliğe yol açtı ve NATO’ya geri dönmesi için ABD önderliğinde çeşitli adımlar atıldı. Türkiye’nin milli deniz sınırlarında Yunanistan’ın hak iddia etmesi nedeniyle Türkiye bu girişimleri veto etti. Netice itibarıyla Türkiye’nin milli sınırlarını önceleyen politikası nedeniyle yapılan gayrı resmi müzakereler de herhangi bir sonuç alınamadı. Son olarak 1980 darbesinden hemen önce Türkiye’ye gelen ve içerisinde mevcut ABD Başkanı Joe Biden’ın da yer aldığı heyet, Türkiye’ye Yunanistan&#8217;ın NATO üyeliği noktasındaki tavrını değiştirmesi için baskı yaptı. Nitekim 1980 darbesinden kısa bir süre sonra 20 Ekim 1980 tarihinde Türkiye’nin olumlu oyuyla Yunanistan tekrar&nbsp;<strong><a href="https://www.trthaber.com/haber/gundem/turkiyenin-anlamli-vetosu-681763.html" target="_blank" rel="noreferrer noopener">NATO’nun askeri kanadına dahil edildi.</a></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Farklı bir örnek olarak Makedonya’nın ittifaka dahil edilmesi sürecinde de Yunanistan, ülkenin isminin tarihsel ve kültürel sebeplerle meşru olmadığını ve değiştirilmesi gerektiğini ifade ederek uzun süre veto hakkını kullandı. Makedonya, ismini Kuzey Makedonya olarak güncelledi ve&nbsp;<strong><a href="https://www.aa.com.tr/tr/dunya/yunanistan-makedonyanin-nato-uyeligini-onayladi/1387584" target="_blank" rel="noreferrer noopener">ittifaka dahil edildi.</a></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Ukrayna’nın NATO’ya üyeliği söz konusu olduğunda da üye ülkelerden Macaristan, Ukrayna’da yaşayan Macar azınlığa yönelik taleplerin yerine getirilmemesini gerekçe göstererek yakınlaşma&nbsp;<strong><a href="https://www.aa.com.tr/tr/dunya/macaristandan-ukraynaya-nato-vetosu/949777" target="_blank" rel="noreferrer noopener">hamlelerini dahi olumsuz karşıladı.</a></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bosna Hersek’in NATO’ya üyelik süreci ise Hırvatistan’ın Bosna’daki seçim yasasının güncellenmemesin gerekçesiyle göstermiş olduğu tavır nedeniyle uzun süredir tamamlanamadı. 2022 yılının Şubat ayında Hırvatistan Cumhurbaşkanı Zoran Milanovic, Hırvatistan’ın onayı olmadan &#8220;Bosna Hersek’in asla&nbsp;<strong><a href="https://www.aa.com.tr/tr/dunya/bosnadan-hirvatistan-cumhurbaskaninin-ulkenin-nato-uyeligine-iliskin-aciklamasina-tepki/2506633" target="_blank" rel="noreferrer noopener">NATO üyesi olamayacağını&#8221; açıkça ifade etti.</a></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Doğrudan ulusal güvenlik tehdidi oluşturmayan meselelerde dahi üye ülkelerin veto yetkilerini kullandıkları göz önüne alındığında Türkiye’nin sergilemiş olduğu tavır meşru bir zemine oturuyor. Türkiye, NATO’ya üyelik konusunda açık kapı politikasına verdiği desteği, şu ana kadar veto hakkını milli güvenlik sorunu oluşturmadığı sürece hiçbir aday ülkeye karşı kullanmayarak gösterdi.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Türkiye’nin haklı talepleri</h3>



<p class="wp-block-paragraph">İsveç ve Finlandiya&#8217;nın NATO üyelikleri gündeme geldiğinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, güvenlik örgütü olan NATO’ya terör örgütlerine alan açan ve Türkiye’ye yaptırım uygulayan ülkelerin girmesini olumlu karşılamadığını&nbsp;<strong><a href="https://www.aa.com.tr/tr/gundem/cumhurbaskani-erdogan-turkiyeye-yaptirim-uygulayanlarin-natoya-girmelerine-evet-demeyiz/2589592" target="_blank" rel="noreferrer noopener">açıkça ifade etti.</a></strong>&nbsp;Benzer şekilde Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da&nbsp;<strong><a href="https://www.aa.com.tr/tr/gundem/disisleri-bakani-cavusoglu-nato-toplantisinda-isvec-ve-finlandiyanin-teror-orgutune-destegini-uye-ulkelere-anlattik/2588568" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Türkiye’nin endişelerinin giderilmesi gerektiğini belirtti.</a></strong>&nbsp;Türkiye tarafından en üst düzeyde gelen bu tepkiler NATO kuruluş anlaşmasının 5. maddesi gereği son derece doğal olarak nitelendirilebilir. Söz konusu maddeye göre, üye ülkelerden herhangi birine saldırı olduğu takdirde, bu saldırının tüm NATO üyesi ülkelere yapılmış olarak kabul edilmesi kararlaştırılmış ve üyeler arasında toplu savunma ilkesi geliştirilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin rahatsızlık seviyesinin Finlandiya ve İsveç için aynı oranda olmadığını belirtmek gerekse de her iki aday ülkeden de taleplerinin olduğu açıktır. İsveç’e yönelik tavrın daha sert olmasının temel sebeplerinden biri, terör örgütü PKK/PYD’nin Nisan 2016 tarihinden bu yana başkent Stockholm’de bir ofis bulundurmasına müsaade edilmesidir. İlaveten örgüt ve uzantılarının ülke genelinde serbestçe gösteri ve yürüyüş düzenlemesi, Türkiye’nin tepkisinin somut bir gerekçeye dayandığını gösteriyor. 29 Mayıs 2021 tarihinde, İsveç Dışişleri Bakanı Ann Linde SDF’nin siyasi kanadı &#8220;Suriye Demokratik Konseyi Başkanı&#8221; İlham Ahmed ile çevrimiçi bir görüşme gerçekleştirmiş, son olarak 25 Mart 2022 tarihinde İsveç Parlamentosu&#8217;nda terör örgütü PKK elebaşlarından Nesrin Abdullah ile görüştüğü ortaya çıkmıştır. Diğer taraftan Finlandiya&#8217;da söz konusu terör örgütleri uzantılarının faaliyetleri nispeten daha az olsa da &#8220;ifade özgürlüğü&#8221; çatısı altında gösterilere müdahale edilmiyor. İki ülkede de FETÖ yapılanmasına bağlı medya organları ve okullar faaliyet&nbsp;<strong><a href="https://www.aa.com.tr/tr/dunya/natoya-girmek-isteyen-isvec-ve-finlandiya-teror-orgutlerini-himaye-ediyor/2588619" target="_blank" rel="noreferrer noopener">göstermeye devam ediyor.</a></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye için en makul senaryo, söz konusu ülkelerdeki terör örgütü uzantısı yapıların faaliyetlerine kalıcı olarak son verilmesi olacaktır. Türkiye; İsveç ve Finlandiya ile müzakere ederken aynı zamanda adaylık sürecinin en büyük destekçisi ABD yönetiminin Türkiye’ye yönelik uyguladığı CAATSA yaptırımlarının kaldırılması ve Türkiye’nin F-35 programına tekrar dahil edilmesi gibi stratejik kazanımlar da hedeflenmelidir.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Bölgesel gerilimin artma olasılığı</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Finlandiya ve İsveç’in ittifaka üyeliğine karşı Türkiye’nin olumsuz tavrı, uluslararası zeminde gerilimin tırmanmasını engelleyici bir etkiye sahip olabilir. Bölgede artan Rus tehdidi, birçok ülkeyi NATO’ya yakınlaştırıyor. Örneğin; 2019 yılında İsveçlilerin yüzde 36’sı NATO üyeliğini desteklerken, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden sonra bu oranın&nbsp;<strong><a href="https://www.economist.com/graphic-detail/2022/03/23/putins-aggression-has-bolstered-support-for-nato" target="_blank" rel="noreferrer noopener">yüzde 44 seviyelerine ulaştığı belirtiliyor.</a></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">NATO’nun caydırıcı gücü sahada belirli noktalarda karşılık bulsa da Ukrayna krizinin devam ettiği şu günlerde Rusya ile 1340 kilometrelik kara sınırı olan Finlandiya’nın ve deniz sınırı olan İsveç’in NATO’ya dahil edilmesi, yeni güvenlik anlaşmazlıkları oluşturarak, var olan gerilimin tırmanmasına sebep olabilir. Nitekim Putin, Rusya’nın İsveç ve Finlandiya’ya kurulacak askeri altyapıyı ve oluşacak&nbsp;<strong><a href="https://www.aa.com.tr/tr/dunya/putin-isvec-ve-finlandiyada-natonun-askeri-altyapisina-tepki-gostereceklerini-soyledi/2589408" target="_blank" rel="noreferrer noopener">tehditleri göz önüne alarak adım atacağını açıkladı.</a></strong>&nbsp;Rusya’nın Ukrayna işgalini sadece ABD ve NATO’nun &#8220;yanlış&#8221; politikaları üzerinden okumak doğru olmasa da güvenlik gerekçesiyle atılabilecek adımların gerilimi tırmandırma ihtimali güçlü bir senaryo olarak masada yer alıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rusya’nın Ukrayna’ya karşı başlattığı topyekun işgal hareketi birçok ülkeye günümüzde sadece vekalet savaşlarının değil, konvansiyonel savaşların da halen yaşanabileceğini hatırlatmış oldu. Askeri kapasiteleri son derece sınırlı olan İsveç ve Finlandiya’nın olası Rusya tehdidine karşı NATO güvencesi kazanmak istemesi de bu farkındalığın ciddi bir yansıması olarak okunabilir. NATO üyesi ülkelerin genelinin aksine, Türkiye’nin şu anki koşullarda Finlandiya ve İsveç’in üyeliğine olumlu yaklaşmayacağını belirtmesi birtakım riskleri de muhakkak beraberinde getirecektir. Fakat, sergilenen bu tutum, makul noktalarda buluşulabildiği takdirde, Türk Dış Politikası tarihinde ciddi bir kazanım olarak yerini alacaktır.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.vekibris.com/turkiye-natonun-acik-kapi-politikasina-karsi-mi/">TÜRKİYE NATO’NUN AÇIK KAPI POLİTİKASINA KARŞI MI?</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.vekibris.com">Ve Kıbrıs</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.vekibris.com/turkiye-natonun-acik-kapi-politikasina-karsi-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YEMEN&#8217;DE BARIŞ İÇİN SON ŞANS ATEŞKESİN UZATILMASI</title>
		<link>https://www.vekibris.com/yemende-baris-icin-son-sans-ateskesin-uzatilmasi/</link>
					<comments>https://www.vekibris.com/yemende-baris-icin-son-sans-ateskesin-uzatilmasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 May 2022 04:47:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ANALİZ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.vekibris.com/?p=87751</guid>

					<description><![CDATA[<p>BM raporlarına göre Yemen&#8217;deki iç savaşta 377 bin kişi hayatını kaybetti, maddi kayıpların boyutu ise 125 milyar dolara ulaştı. Yemen&#8217;deki tarafları ateşkesin uzaması için tavizler vermeye ve savaşın son bulması için gösterilen uluslararası çabaları engelleyebilecek her türlü eylemden kaçınmaya çağıran BM, gösterdiği çabayla bu aşamada en önemli şeyin taraflar arasında güven inşa edilmesi olduğuna inanıyor. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.vekibris.com/yemende-baris-icin-son-sans-ateskesin-uzatilmasi/">YEMEN&#8217;DE BARIŞ İÇİN SON ŞANS ATEŞKESİN UZATILMASI</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.vekibris.com">Ve Kıbrıs</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">BM raporlarına göre Yemen&#8217;deki iç savaşta 377 bin kişi hayatını kaybetti, maddi kayıpların boyutu ise 125 milyar dolara ulaştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yemen&#8217;deki tarafları ateşkesin uzaması için tavizler vermeye ve savaşın son bulması için gösterilen uluslararası çabaları engelleyebilecek her türlü eylemden kaçınmaya çağıran BM, gösterdiği çabayla bu aşamada en önemli şeyin taraflar arasında güven inşa edilmesi olduğuna inanıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">BM Genel Sekreteri&#8217;nin Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg, 17 Mayıs akşamı Güvenlik Konseyi&#8217;nde barış müzakerelerinin yeniden başlaması için Yemenli taraflarla yaptığı istişareler ve savaşın sona erdirilmesi için siyasi bir çözümün bulunması hakkında yaptığı konuşmada, BM Güvenlik Konseyi&#8217;nden insani ateşkesi uzatma çabalarını desteklemesini talep etti.</p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://cdnassets.aa.com.tr/assets/newVersion/images/analiz.png" alt=""/></figure>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Yemen&#8217;de 2016&#8217;dan beri ülke çapında ilk kez varılan geçici ateşkesin biteceği tarihe az bir süre kalmışken, uzmanlar Husilerin ihlal girişimlerine rağmen ateşkesin devam ettiği görüşünü paylaşıyor. Husiler ateşkesi ihlal etmediklerini savunuyor ve sözcüleri Muhammed Abdusselam, Arap koalisyonu ve Yemen hükümetine bağlı güçleri çok defa ateşkesi ihlal etmekle suçluyor.</p></blockquote>



<p class="wp-block-paragraph">Her şeye rağmen 2 Nisan&#8217;da duyurulan ve 2 Haziran&#8217;da son bulacak olan geçici ateşkes, Yemen halkının çektiği acıları hafifletmeyi, çatışmaları ve Arap koalisyonunun hava saldırılarını durdurmayı, Husilerin kontrolündeki Uluslararası Sana Havalimanı&#8217;nda uçuşların yeniden başlamasını başardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">BM tarafından tanınan Yemen hükümeti, İran destekli Husilerin ateşkes maddelerine uymak konusunda gerekli ciddiyetten yoksun olduğu ve ateşkesi ihlal etmeye devam edeceği inancını taşıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yemen&#8217;de 2016&#8217;dan beri ülke çapında ilk kez varılan geçici ateşkesin biteceği tarihe az bir süre kalmışken, uzmanlar Husilerin ihlal girişimlerine rağmen ateşkesin devam ettiği görüşünü paylaşıyor. Husiler ateşkesi ihlal etmediklerini savunuyor ve sözcüleri Muhammed Abdusselam, Arap koalisyonu ve Yemen hükümetine bağlı güçleri çok defa ateşkesi ihlal etmekle suçluyor.</p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://cdnassets.aa.com.tr/assets/newVersion/images/analiz.png" alt=""/></figure>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>BM raporlarına göre Yemen&#8217;deki iç savaşta 377 bin kişi hayatını kaybetti, maddi kayıpların boyutu ise 125 milyar dolara ulaştı.</p></blockquote>



<h3 class="wp-block-heading">Karşılıklı ateşkes ihlali suçlamaları</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Yemen ordusu, Husilerin son üç gün içinde çeşitli cephelerde ateşkesi 194 kez ihlal ederek cephelere askeri takviyeler ve insansız hava araçlarıyla sürekli keşif uçuşları yaptığını duyurdu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yemen ordusu ayrıca, ateşkesin ilk ayı süresince Husileri sızma girişimleri, İHA ve füzelerle bombalama, temas hatlarında savunma mevzileri ve ek tahkimatlar oluşturma gibi eylemlerle 2 bin 437 kez ateşkesi ihlal etmekle suçladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Buna karşılık Husiler ise ateşkesin ilk ayında Arap koalisyonu ülkeleri ve Yemen ordusuna bağlı güçleri, saldırılar, sızma girişimleri, helikopter ve keşif uçuşları, roket atışları ve ağır silahlarla tarama şeklinde olmak üzere 5 bin 365 kez ateşkesi ihlal etmekle itham etti.</p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://cdnassets.aa.com.tr/assets/newVersion/images/analiz.png" alt=""/></figure>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>BM tarafından tanınan Yemen hükümeti, İran destekli Husilerin ateşkes maddelerine uymak konusunda gerekli ciddiyetten yoksun olduğu ve ateşkesi ihlal etmeye devam edeceği inancını taşıyor.</p></blockquote>



<h3 class="wp-block-heading">BM&#8217;nin taraflar arasında güven inşa edilmesi çabası</h3>



<p class="wp-block-paragraph">BM&#8217;nin güven inşa edilmesine yönelik belirlediği üç temel nokta var. Bunlardan ikisini; Hudeyde Limanı&#8217;na 11 yakıt gemisinin girmesi ve Uluslararası Sana Havalimanı&#8217;ndan Ürdün&#8217;e uçuşların başlamasıyla başardı. Ancak 2016&#8217;dan beri Husilerin ablukası altındaki Taiz kentine yönelik kuşatmanın kaldırılması ve bu kente giden yolların açılması olan üçüncü noktada başarılı olamadı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">BM, Husilere taraflar arasında güven inşa edecek olan bu üç noktanın hayata geçmesi için baskı yapmaya çalışıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Husiler ateşkesin uzamasının kendi tabirleri ile &#8220;saldırgan ülkeler koalisyonu&#8221;nun ateşkes şartlarına bağlı kalmasıyla ilişkili olduğunu belirtiyor ve BM&#8217;den ateşkesin sponsoru olma görevi doğrultusunda daha büyük bir rol oynamasını talep ediyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yemen hükümeti ise, BM&#8217;nin Husilerin ateşkese uyması ve ihlal etmemesini garanti etmesi dışında başka şart olmadan ateşkesi uzatmayı kabul edecek gibi görünüyor.</p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://cdnassets.aa.com.tr/assets/newVersion/images/analiz.png" alt=""/></figure>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>BM ile Arap Koalisyonu ülkelerinin dayattığı ambargonun yansımalarını hafifletmek için insani dosyayı ciddiyetle ele almaya çalışan Husiler, bu dosyayı, Yemen hükümeti ile doğrudan müzakereler yoluyla ateşkesin uzatılması ve barışın tesisi konusunda herhangi bir olası ilerleme için en önemli faktör olarak kabul ediyor.</p></blockquote>



<h3 class="wp-block-heading">Husiler ateşkesin uzatılmasına ılımlı yaklaşıyor</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Husiler, Uluslararası Sana Havalimanından ilk ticari uçuş ve Hudeyde Limanına bir dizi yakıt sevkiyatının gerçekleşmesinin ardından ateşkesin uzatılması konusunda olumlu yanıtlar verdi. Bununla birlikte Husilerin, ateşkesin uzatılması meselesini ilişkin tartışmaları hala devam ediyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Husilerin Yüksek Siyasi Konsey Sekreteri Yasir el-Huri konuya ilişkin yaptığı açıklamada, &#8220;Saldırganların, önceki aşamalarda ateşkesin şartlarına uymadığına&#8221; işaret etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Husilerin, bu duruma göre uygun bir tutum takınacağını kaydeden Huri, tutumlarının öncelikleri arasında yer alan insani dosya konusuyla ilgili olacağını aktardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">BM ile Arap Koalisyonu ülkelerinin dayattığı ambargonun yansımalarını hafifletmek için insani dosyayı ciddiyetle ele almaya çalışan Husiler, bu dosyayı, Yemen hükümeti ile doğrudan müzakereler yoluyla ateşkesin uzatılması ve barışın tesisi konusunda herhangi bir olası ilerleme için en önemli faktör olarak kabul ediyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Öte yandan Husilerin 2021&#8217;de sahada elde ettiği askeri ilerleme, öngörülen ivmesini koruyamadı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şebve ile Marib&#8217;teki çatışmalardan sonra Husilerin, askeri alandaki performansı son aylarda geriledi, ciddi şekilde can ve mühimmat kaybı yaşadı, bazı önemli bölgeleri kaybetti.</p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://cdnassets.aa.com.tr/assets/newVersion/images/analiz.png" alt=""/></figure>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>BM&#8217;nin güven inşa edilmesine yönelik belirlediği üç temel nokta var. Bunlardan ikisini; Hudeyde Limanı&#8217;na 11 yakıt gemisinin girmesi ve Uluslararası Sana Havalimanı&#8217;ndan Ürdün&#8217;e uçuşların başlamasıyla başardı. Ancak 2016&#8217;dan beri Husilerin ablukası altındaki Taiz kentine yönelik kuşatmanın kaldırılması ve bu kente giden yolların açılması olan üçüncü noktada başarılı olamadı.</p></blockquote>



<h3 class="wp-block-heading">BM: Yemenli tüm taraflarla çalışmaya odaklanacağız</h3>



<p class="wp-block-paragraph">BM Özel Temsilcisi Hans Grundberg, bir sonraki aşamadaki stratejilerin, çok yönlü bir barış sürecinin parçası olmak için güven inşa etmek, ateşkesi sürdürmek ve genişletmek adına tüm Yemenli taraflarla birlikte çalışmaya odaklanacağını belirtti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">BM, bu stratejilerin, Ürdün, Umman ya da Sana&#8217;da yapılacak görüşmelerde varacağı kanaatler ışığında açıklanacağını kaydetti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yemen&#8217;deki ateşkes, onu pekiştirmek ve kapsamlı bir ateşkese, ardından da siyasi bir anlaşmaya varmak için Yemen hükümetiyle çalışmaya devam etmek adına çaba gösteren ABD&#8217;den sınırsız destek görüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad Muhammed el-Alimi, Husilerin, taahhütlerini uygulamada ayak diretmesine rağmen hükümetin ve koalisyonun geçici ateşkes anlaşmasındaki tüm insani ve askeri yükümlülükleri yerine getirdiğini teyit etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Husilerin Yüksek Siyasi Konsey Başkanı Mehdi el-Meşat, yaptığı açıklamada, Yemen hükümetinin, bir ateşkesin insani ve ekonomik avantajlarını iyileştirmeye elverişli olacak şekilde iş birliği göstermesi halinde ateşkesi sürdürmeye ve uzatmaya hazır olduğunu belirtti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ateşkesin uygulanmasını ve uzatılmasını aksatmak için çalışan Husilerin içindeki bir akım dışında, Husiler de dahil Yemen&#8217;deki tüm taraflar, insani krizin yansımalarının hafifletilmesi adına ülkede savaşın durması, barışın sağlanması için çalışıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Muskat ve Amman&#8217;daki yoğun istişarelerde Yemen&#8217;deki taraflar arasında BM Özel Temsilcisinin önerileri konusunda anlaşmada benzeri bir noktaya varıldığına işaret eden Körfez ülkelerindeki bazı medya organlarına göre, BM&#8217;nin ateşkesi 6 ay uzatma çabalarının başarılı olması bekleniyor.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.vekibris.com/yemende-baris-icin-son-sans-ateskesin-uzatilmasi/">YEMEN&#8217;DE BARIŞ İÇİN SON ŞANS ATEŞKESİN UZATILMASI</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.vekibris.com">Ve Kıbrıs</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.vekibris.com/yemende-baris-icin-son-sans-ateskesin-uzatilmasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KÜRESEL GIDA KRİZİ DERİNLEŞİYOR</title>
		<link>https://www.vekibris.com/kuresel-gida-krizi-derinlesiyor/</link>
					<comments>https://www.vekibris.com/kuresel-gida-krizi-derinlesiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 May 2022 04:45:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ANALİZ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.vekibris.com/?p=87748</guid>

					<description><![CDATA[<p>Koronavirüs salgını biterken patlak veren Rusya-Ukrayna savaşı, küresel ticaret ağı ve finansal piyasalarda sebep olduğu dalgalanmayla yeni problemleri gün yüzüne çıkardı. Rusya’nın enerji ve endüstriyel metal üretiminde kritik bir oyuncu olması ve uygulanan yaptırımların piyasadaki arzı olumsuz etkileyerek ek bir enflasyonist baskı oluşturması, gündemin üst sıralarını işgal etti. Diğer taraftan savaşın ilk dönemlerinde görece geri [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.vekibris.com/kuresel-gida-krizi-derinlesiyor/">KÜRESEL GIDA KRİZİ DERİNLEŞİYOR</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.vekibris.com">Ve Kıbrıs</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Koronavirüs salgını biterken patlak veren Rusya-Ukrayna savaşı, küresel ticaret ağı ve finansal piyasalarda sebep olduğu dalgalanmayla yeni problemleri gün yüzüne çıkardı. Rusya’nın enerji ve endüstriyel metal üretiminde kritik bir oyuncu olması ve uygulanan yaptırımların piyasadaki arzı olumsuz etkileyerek ek bir enflasyonist baskı oluşturması, gündemin üst sıralarını işgal etti. Diğer taraftan savaşın ilk dönemlerinde görece geri planda kalan ancak savaş uzadıkça etkisini artıran özellikle tahıl arzında yaşanan sıkıntılar, ciddi bir küresel gıda krizi ihtimalini ortaya çıkardı.</p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://cdnassets.aa.com.tr/assets/newVersion/images/analiz.png" alt=""/></figure>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Bugün gıda tedarik zincirinde küresel çapta yaşanan sıkıntıların en büyük iki sebebi olarak koronavirüs salgını ve savaş gösterilse de gıda arzına dair tehlike çanları çok uzun zamandır çalıyor.</p></blockquote>



<h3 class="wp-block-heading">Gıda arzında yaşanan krizin sebepleri</h3>



<p class="wp-block-paragraph">ABD Tarım Bakanlığı tarafından yayınlanan istatistiklere göre, 2021/22 döneminde küresel buğday ihracatının yaklaşık yüzde 33’ü Rusya ve Ukrayna’nın üretiminden karşılanıyor. Benzer şekilde iki ülke arpa, mısır ve ay çekirdeği ihracatında küresel pastadan toplamda yüzde 15-25 arasında değişen oranlarda pay alıyor. Buna ek olarak Rusya, çeşitli gübrelerin (azotlu, potasyumlu, fosforlu vs.) ihracatında ilk üçte. Türkiye, ağırlığı Rusya olmak üzere, iki ülkenin de bu alanlardaki temel gıda ihracatının önemli müşterisi konumunda. İşin bir nebze olumlu tarafı; savaş nedeniyle Rusya’nın temel gıda alanındaki ihracatı önemli ölçüde etkilenmemiş görünüyor. Diğer taraftan Ukrayna, Karadeniz bağlantısını yitirdiği için buğday ihracatının yaklaşık yüzde 90’ını gerçekleştiremiyor. Özellikle bazı Afrika ülkelerinin buğday ithalatının tamamını Ukrayna’dan gerçekleştirdiği göz önüne alındığında sıkıntının büyüklüğü anlaşılabilir. Yaşanan bu sıkıntılar nedeniyle koronavirüs salgınının başladığı dönemden bu yana dolar bazlı buğday fiyatlarının ağırlıklı kısmı, son üç ayda gerçekleşmiş olmakla birlikte, toplamda 2,5 katına çıktı.</p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://cdnassets.aa.com.tr/assets/newVersion/images/analiz.png" alt=""/></figure>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Sene başında, Çin’in 2021&#8217;de dünyadaki tahılların yarısını stokladığı ortaya çıktı.</p></blockquote>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün gıda tedarik zincirinde küresel çapta yaşanan sıkıntıların en büyük iki sebebi olarak koronavirüs salgını ve savaş gösterilse de gıda arzına dair tehlike çanları çok uzun zamandır çalıyor. Yakın zamanda BM tarafından yayınlanan küresel gıda krizi raporuna göre, temel beslenme ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan ve gıda krizi sebebiyle acil yardıma ihtiyaç duyan insan sayısı 193 milyon. Küresel ısınmayla birlikte yaşanan kuraklıkların gıda üretimini özellikle Afrika’da ciddi manada tehlikeye soktuğu da unutulmamalı.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Gıda krizinde Çin ve Hindistan&#8217;ın yaklaşımı</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Çeşitli sebeplerle küresel temel gıda arzında sıkıntılar yaşanırken, özellikle bazı büyük ülkelerin gösterdiği korumacı reaksiyonlar da durumu içinden çıkılması daha zor bir hale getiriyor. Örneğin, Rusya-Ukrayna savaşının henüz başlamadığı sene başında Çin’in, 2021&#8217;de dünyadaki tahılların yarısını stokladığı ortaya çıktı. Bu durumun 2022’de de sürmesi ve Çin’in mısır, pirinç ve buğday gibi önemli temel gıda maddesi rezervlerinin yarısından fazlasını ülkesinde tutması bekleniyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Benzer şekilde yakın zamanda Hindistan, artan fiyatlar, kötü hava koşulları ve arz tedarikindeki sıkıntıları gerekçe göstererek bazı istisnalar dışında buğday ihracatını yasaklandığını açıkladı. Rusya-Ukrayna savaşının başlamasından bu yana ise 23 ülke kalori bakımından toplam gıda ticaretinin yüzde 10’una karşılık gelen ihracata yasaklamalar getirdi ve küresel olarak gerçekleşen gübre ihracatının da beşte birinden fazlası bu dönemde kısıtlandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünyanın nüfus bakımından en kalabalık iki ülkesinin tepkileri aslında gıda güvenliği meselesine koronavirüs salgını ve savaştan bağımsız olarak daha geniş bir perspektiften bakıldığının da göstergesi. Özellikle dünyanın en kalabalık ülkesi olan Çin, uzun zamandır resmi bir politika olarak bunu uyguluyor. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping her fırsatta bu yaklaşımı &#8220;Çin halkı pirinç kasesini kendi elinde ve sıkıca tutmalı.&#8221; cümlesiyle özetliyor. Yine Çin, gıda güvenliğini tesis etmek amacıyla uzun zamandır başta Afrika ülkeleri olmak üzere çeşitli ülkelerde tarım arazisi kiralayan ve satın alan ülkelerin başında geliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu makro politikaların önemli sebeplerinden biri ise gittikçe refahı yükselen nüfusun artan tüketim talebi. Geçmiş yıllarda imitasyon üretimin merkezi olarak anılan Çin, gerçekleştirdiği teknoloji devrimiyle son dönemde kişi başına düşen milli gelirini ciddi oranda artırdı. Özellikle 2000’li yılların ortasından itibaren başlayan süreçle birlikte Çin&#8217;in kişi başına düşen milli geliri 2 bin dolar seviyesinden 10 bin dolar seviyesine çıktı. Ülkenin kalkınma hızı ve dolayısıyla refahı arttıkça da insanların tüketim talepleri ve hacimleri de değişmeye başladı. Çin, dünya nüfusunun yaklaşık beşte birini barındırdığından gittikçe artan devasa tüketim talebinin küresel sonuçları da kaçınılmaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yaklaşımın arkasındaki bir diğer itici güç de ülkeler arasında gittikçe görünmez hale geldiği söylenen sınırların özellikle kriz koşullarında nasıl bir duvara dönüştüğünün tecrübe edilmesidir. Ticaret savaşlarıyla başlayan süreç, koronavirüs salgını ve sonrasında küresel tedarik zincirinde yaşanan bozulmalar ile birleşince, ülkelerin temel tüketim maddelerinde kendi kendine yetebilir olmasının ne denli önemli olduğunu tekrar dünyaya hatırlatıyor. Maalesef bu dönemde gıda fiyatlarındaki dalgalanma ve gıda tedarikinde yaşanan sıkıntılar başta Afrika ülkeleri olmak üzere düşük gelir düzeyine sahip ülkeleri daha şiddetli etkiliyor. Ancak olayın hem insani boyutunu hem de dünyanın bir bölgesinde yaşanan sıkıntıların nasıl toplu nüfus hareketlerine sebep olduğu düşünüldüğünde kısa süre içerisinde çığa dönüşebilecek bir kartopunun yamaçtan aşağı yuvarlandığı görülüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonuç olarak; geçmiş yıllarda enerji ekseninde gerçekleşen jeopolitik gerilimlere gıda ve suyun eklenmesi hiç uzak ihtimal değil.</p>



<p class="wp-block-paragraph">[Mustafa Berk Erdal, Ekonomist, Stratejik Planlama ve Ekonomik Araştırmalar Müdürlüğü, Albaraka Türk Katılım Bankası AŞ]</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.vekibris.com/kuresel-gida-krizi-derinlesiyor/">KÜRESEL GIDA KRİZİ DERİNLEŞİYOR</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.vekibris.com">Ve Kıbrıs</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.vekibris.com/kuresel-gida-krizi-derinlesiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>UKRAYNA-RUSYA ÇATIŞMASI VE ULUSLARARASI HUKUKUN ÇARESİZLİĞİ</title>
		<link>https://www.vekibris.com/ukrayna-rusya-catismasi-ve-uluslararasi-hukukun-caresizligi/</link>
					<comments>https://www.vekibris.com/ukrayna-rusya-catismasi-ve-uluslararasi-hukukun-caresizligi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan Erçakıca]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 27 Feb 2022 19:04:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ANALİZ]]></category>
		<category><![CDATA[KIBRIS]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Erçakıca]]></category>
		<category><![CDATA[NATO]]></category>
		<category><![CDATA[rusya]]></category>
		<category><![CDATA[SSCB]]></category>
		<category><![CDATA[tarihsel bağlar]]></category>
		<category><![CDATA[tek halk]]></category>
		<category><![CDATA[ukrayna]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası hukuk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.vekibris.com/?p=79879</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dr. Mustafa Erçakıca* Ukrayna ile Rusya arasında yaşanan ve teknik anlamda silahlı çatışmaya dönüşen krizin temelinde, Putin’in Ukrayna’nın bağımsızlığını kabullenememesinin yattığı dile getirilmektedir. Putin’in hem kendi ulusu, hem de Ukrayna’da yaşayan ulusu kast ederek “tek halk” vurgusu yapması, hem Ukrayna’nın, hem de Rusya’nın kökenlerinin 13’ncü yüzyıla kadar hüküm sürdüğü belirtilen Kiev Dükalığı’na dayanmasıyla açıklanmaktadır. Ortak [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.vekibris.com/ukrayna-rusya-catismasi-ve-uluslararasi-hukukun-caresizligi/">UKRAYNA-RUSYA ÇATIŞMASI VE ULUSLARARASI HUKUKUN ÇARESİZLİĞİ</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.vekibris.com">Ve Kıbrıs</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Dr. Mustafa Erçakıca*</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ukrayna ile Rusya arasında yaşanan ve teknik anlamda silahlı çatışmaya dönüşen krizin temelinde, Putin’in Ukrayna’nın bağımsızlığını kabullenememesinin yattığı dile getirilmektedir. Putin’in hem kendi ulusu, hem de Ukrayna’da yaşayan ulusu kast ederek <strong>“tek halk”</strong> vurgusu yapması, hem Ukrayna’nın, hem de Rusya’nın kökenlerinin 13’ncü yüzyıla kadar hüküm sürdüğü belirtilen Kiev Dükalığı’na dayanmasıyla açıklanmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ortak tarihsel bağların temel gösterilerek Rusya’nın yaptığı gibi bir vurgu yapılması, uluslararası hukukta her zaman farklı sorunlara yol açmaktadır; çünkü <strong>“tarihsel bağlar”</strong>ın hangi noktadan başlatılması gerektiğini tespit etmek her zaman o kadar da kolay değildir. Rusya ve Ukrayna örneğinde, iki ulus arasındaki bağların 13’ncü yüzyıldan sonraki süreçte daha farklı geliştiği, iki farklı dil ve kültürün oluştuğu görülmektedir. Bu durumda “tek halk” vurgusu için gerekli tarihsel bağları Kiev Dükalığı dönemindeki ilişkilere mi, yoksa 13’ncü yüzyıldan sonra yaşananlara mı dayandırmak daha doğru olacaktır?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Geliştirdiği farklı dil ve kültüre rağmen, Ukrayna uzun bir zaman kendi devletini kurmayı başaramamış, önce Rus İmparatorluğu içinde, ardından da Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) içinde yer almıştır. SSCB’nin dağılması ve yerini Bağımsız Devletler Topluluğu’na bırakmasıyla ayrı bir devlet olarak uluslararası toplumda yerini almıştır. 1991 yılında bağımsızlığını kazanan Ukrayna’nın, Batı ile yakın ilişkiler kurma niyeti sergilediği görülmektedir. Bu durumun Rusya’nın tepkisini çekmesi beklense de, Rusya uzun süre, ülke sınırlarına dahil olan Çeçenistan’da yaşanan çatışmalar nedeniyle ciddi sorunlarla boğuşmuştur. Batılı devletlerin Ukrayna’yı hemen aralarına almaya niyetli görünmemesi ise Rusya’nın kendisi açısından yakın bir tehdit hissetmesini engelledi ve 1997 tarihli Büyük Antlaşma ile Ukrayna’nın sınırlarını tanıdı. Ukrayna’nın Rusya tarafından tanınan bu sınırlarına, 2014 yılında yine Rusya tarafından işgal edilen Kırım Yarımadası’nın da dahil olduğunu belirtmekte fayda vardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yukarıda aktarılanlar, Ukrayna ve Rusya arasındaki ilişkilerin 2014 yılına kadar sorunsuz ilerlediği izlenimini uyandırmasın. Rusya’nın birtakım faaliyetleri Ukrayna tarafından Tuzla’nın ilhakı çabası olarak nitelendirildi ve iki devlet arasında bu nedenle çeşitli krizler ortaya çıktı. 2004 yılında Ukrayna’daki seçimleri Rusya yanlısı Viktor Yanukoviç’in kazanmasının ardından bir halk ayaklanması da yaşandı. Ukrayna Anayasa Mahkemesi’nin anılan bu seçimlerin sonucunu geçersiz saymasının ardından, seçimler yenilendi; Yanukoviç kaybetti ve Yuşçenko&nbsp;başkanlığı elde etti. İktidarı Batı yanlısı olarak tanıtılan Viktor Yuşçenko’nun elde etmesiyle Ukrayna ve Rusya arasındaki ilişkiler gerilmeye devam etti. Durum, Rusya’nın doğalgaz musluklarını kapatmasına kadar vardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2008 yılı, ABD’nin Ukrayna ve Gürcistan’ın NATO üyeliğini gündeme getirdiği yıl oldu. Bu durum söz konusu devletlerin üyelikleriyle sonuçlanmasa da, Putin’in tepkisini çekti. Ukrayna, Batılı devletlerle ilişkilerini AB Ortaklık Antlaşması ile geliştirmek istedi. Bu dönemde, bu kez gerçekten iktidara gelen Rusya yanlısı Yanukoviç’in söz konusu antlaşmanın yürürlüğe girmesi için gereken işlemleri yapmamasıyla, Ukrayna’da yeniden iç gerginlikler yaşandı ve sonuçta Yanukoviç, Moskova’ya kaçmak zorunda kaldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşte bu ortamda Ukrayna’da oluşan siyasi iktidar boşluğu, Rusya’nın Kırım’ı işgaline yol açmıştır. Ardından, Donetsk ve Luhansk bölgeleri kendilerini ayrı cumhuriyet olarak ilan ettiler. 2014 yılında Belarus’un başkenti Minsk’te Ukrayna, Rusya, ayrılıkçı Donetsk Halk Cumhuriyeti, ayrılıkçı Luhansk Halk Cumhuriyeti ve Avrupa Güvenlik ve İş Birliği Teşkilatı temsilcileri arasında varılan ve ateşkes ilanı ile birlikte kapsayıcı ulusal diyaloğun devamını içeren Minsk Barış Antlaşması imzalanarak durum kontrol altına almaya çalışıldı. O halde, güncel durumda yaşanan Donetsk ve Luhansk bölgelerinin bağımsızlık ilanının ve Rusya’nın tutumunun Minsk Barış Antlaşması’nın bir ihlali olduğu da görülmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Herkesçe bilindiği gibi Rusya, Ukrayna’nın Batılı devletlerle girdiği ilişkiden rahatsız olmakta ve NATO’nun genişleyerek kendi ülkesine yaklaşmasını istememektedir. NATO, Rusya ile <strong>“İkili İlişkiler, İşbirliği ve Güvenlik Kurucu Senedi”</strong>ni imzalaması gibi yaptığı kimi girişimlerle, Rusya’yı yeni bir işbirliği ilişkisine dahil edilmeye çalışmıştır. Ek olarak, Rusya’ya kimi zamanlar NATO’nun doğuya genişlemeyeceğine yönelik bağlayıcı olmayan teminatlar verilmiştir; fakat bunlar yerine getirilmemiştir. 1949’da SSCB’ye karşı bir örgütlenme olarak kurulan NATO, özellikle 1999 yılında Polonya’nın, Çekya’nın ve Macaristan’ın katılmasıyla, genişlemeye devam etmiştir. Bu doğrultuda, SSCB’nin devam eden devleti olan Rusya’nın NATO’nun genişlemesinin yaratacağı tehdit endişesini haklı bulanlar vardır. Ayrıca, benzer faaliyetlerin ABD tarafından yapıldığında hiç tepki göstermeyen uluslararası toplumun, söz konusu Rusya olunca bu kadar ses çıkarmasını <strong>“ikiyüzlülük”</strong> olarak nitelendirenler de bulunuyor. Yine de, gerekçesi ne olursa olsun, bütün çatışmaların insani dramlara yol açtığı ve her koşulda <strong>“savaşa hayır”</strong> demenin gerektiği unutulmamalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rusya’nın saldırılarından sivillerin de, hastane, havalimanı gibi sivil hayat için önemli olan mekanların ve yapıların da zarar gördüğü bilinmektedir. Bunlar silahlı çatışmalar sırasında temelde sivillerin haklarını düzenleyen uluslararası insancıl hukuk kurallarının en önemli belgeleri olan <strong>1949 tarihli Cenevre Sözleşmeleri’ne</strong> aykırıdır. Rusya da bu sözleşmelere 1954 yılı itibariyle taraftır. Yaşan güncel durum ve bu ihlaller, şimdilik devletlerin yaptığı kınamalarla ve Rusya’ya karşı açıkladıkları yaptırım kararlarıyla gündemdeki yerini korumaktadır. Unutulmamalıdır ki, bu tür durumlarda devletlerin uyguladıkları yaptırımlar, yaptırım uygulanan devletin liderlerini değil, halkını mağdur etmekten öteye geçememektedir. Bu durum, mağdur olan halkın kendilerini temsil edecek olan, egemenliği içte ve dışta kullanacak olan, bu doğrultuda da halkın uluslararası ilişkilerini yürütecek olan siyasi liderlerini değiştirmesine yönelik bir baskı niyeti taşımaktadır. Yaptırımlardan bunalan halkın, bir sonraki seçimlerde demokratik liderler seçmesi beklenmektedir. Fakat günümüzde bazı devletlerde siyasi liderleri değiştirmek için demokratik yöntemlerle seçim yapmanın çok mümkün olmayabileceği de göz ardı edilmemelidir. Muhaliflerin adaylığının engellenmesinin veya bu kişilerin tutuklanmalarının söz konusu olduğu uygulamaların görüldüğü örnekler basında yerini almaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birleşmiş Milletler sistemi içerisinde Güvenlik Konseyi’nin uluslararası barış ve güvenliği korumadaki birincil sorumlu organ olduğu bilinmektedir. Güvenlik Konseyi, Birleşmiş Milletler Şartı’nın yedinci bölümü çerçevesinde silahlı kuvvet kullanılmasını da içeren çeşitli kararlar alabilmektedir. Bu noktada uluslararası hukuk bakımından ilginç olan nokta, Ukrayna-Rusya çatışmasında baş aktör olan Rusya’nın Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesinden birisi olması ve bu doğrultuda alınabilecek herhangi bir kararı veto etme yetkisinin bulunmasıdır. Bir diğer alışılmadık durum ise, şu anda tesadüfen Güvenlik Konseyi’nin dönem başkanının da Rusya’nın olmasıdır. O halde fiili durum Güvenlik Konseyi’nin etkin bir karar almasını engellermiş gibi gözükmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bakalım Donetsk ve Luhansk bölgelerinde ilan edilen iki devletin tanınması durumu, Kırım’ın statüsü ve uluslararası insancıl hukuk ihlalleri ne olacaktır? Devletlerin toprak bütünlüğüne ve sınırlarına saygıyı da zorunlu kılan <em>uti possidetis juris</em> (sahip olduğun gibi sahip olmaya devam edebilirsin) ilkesinin ne kadar uygulanmaya devam edeceği merak konusudur. Yapılan yorumlar, önümüzdeki on yılların Ukrayna için kolay geçmeyeceği yönündedir. Bu durumda uluslararası hukuk ne şekilde ve hangi etkinlikte kullanılacaktır? Uluslararası toplum bu sınavı nasıl verecektir? İnsanlık sosyal medya üzerinden tepki göstererek vicdanını rahatlatacak ve bir müddet sonra Ukrayna’dan gelen görüntülere de duyarsızlaşacak mıdır? Önemli olan sorulardan bazıları bunlardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212; </p>



<p class="wp-block-paragraph">* Hukukçu, Akademisyen. </p>



<p class="wp-block-paragraph">** Mustafa Erçakıca, Dr. Hasan Erçakıca ve İlke Gürdal’a metnin ilk haline yaptıkları yorumlar nedeniyle teşekkür etmektedir.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.vekibris.com/ukrayna-rusya-catismasi-ve-uluslararasi-hukukun-caresizligi/">UKRAYNA-RUSYA ÇATIŞMASI VE ULUSLARARASI HUKUKUN ÇARESİZLİĞİ</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.vekibris.com">Ve Kıbrıs</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.vekibris.com/ukrayna-rusya-catismasi-ve-uluslararasi-hukukun-caresizligi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>G7 ÜLKELERİ VERGİ KONUSUNDA ANLAŞTI</title>
		<link>https://www.vekibris.com/g7-ulkeleri-vergi-konusunda-anlasti/</link>
					<comments>https://www.vekibris.com/g7-ulkeleri-vergi-konusunda-anlasti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 06 Jun 2021 08:00:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ANALİZ]]></category>
		<category><![CDATA[G7 ülkeleri]]></category>
		<category><![CDATA[uluslu şirketler]]></category>
		<category><![CDATA[vergi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.vekibris.com/?p=58419</guid>

					<description><![CDATA[<p>İngiliz hükümetinden yapılan açıklamada, G7 ülkelerinin maliye bakanlarının Londra’da İngiltere Maliye Bakanı Rishi Sunak’ın başkanlığında iki günlük toplantı yaptıkları bilgisi paylaşıldı. Açıklamada, toplantının sonucunda, G7 ülkelerinin maliye bakanlarının çok uluslu şirketlerin faaliyette bulundukları her ülkede küresel çapta en az yüzde 15 vergiye tabi tutulması konusunda prensipte anlaşmaya vardıkları ifade edilerek, ayrıca şirketlerin yatırım kararlarına ilişkin iklimsel etki [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.vekibris.com/g7-ulkeleri-vergi-konusunda-anlasti/">G7 ÜLKELERİ VERGİ KONUSUNDA ANLAŞTI</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.vekibris.com">Ve Kıbrıs</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">İngiliz hükümetinden yapılan açıklamada, G7 ülkelerinin maliye bakanlarının Londra’da İngiltere Maliye Bakanı Rishi Sunak’ın başkanlığında iki günlük toplantı yaptıkları bilgisi paylaşıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Açıklamada, toplantının sonucunda, G7 ülkelerinin maliye bakanlarının çok uluslu şirketlerin faaliyette bulundukları her ülkede küresel çapta en az yüzde 15 vergiye tabi tutulması konusunda prensipte anlaşmaya vardıkları ifade edilerek, ayrıca şirketlerin yatırım kararlarına ilişkin iklimsel etki raporlamaları yapmasının da zorunlu hale getirilmesinin kabul edildiği kaydedildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&#8220;Tarihi bir anlaşma&#8221;</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İngiltere Maliye Bakanı Rishi Sunak, konuya ilişkin “Bu gerçekten tarihi bir anlaşma. G7&#8217;nin, küresel ekonomik toparlanmamızın bu kritik döneminde kolektif liderlik göstermesinden gurur duyuyorum” dedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&#8220;Küresel ekonominin gelişmesine yardımcı olacaktır&#8221;</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD Hazine Bakanı Janet Yellen ise anlaşmayla ilgili, “Bu, işletmeler için oyun alanını eşitleyerek ve ülkeleri olumlu temeller üzerinde rekabet etmeye teşvik ederek küresel ekonominin gelişmesine yardımcı olacaktır&#8221; değerlendirmesinde bulundu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">AB, çok uluslu şirketlerin vergilendirilmesi konusundaki anlaşmayı olumlu karşıladı<br>AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, sosyal medya hesabından, &#8220;Asgari kurumlar vergisi hakkında G7&#8217;den gelen olumlu haberleri memnuniyetle karşılıyorum&#8221; paylaşımında bulundu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">AB&#8217;nin vergilendirmenin modernizasyonu konusunda uluslararası iş birliğinden yana olduğunu belirten Von der Leyen, söz konusu anlaşmanın adil ve eşit şartlarda rekabet açısından önemli bir adım olduğunu ifade etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&#8220;Tarihi bir ana tanıklık ediyoruz&#8221;</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">AB Konseyi Başkanı Charles Michel de &#8220;G7&#8217;deki küresel kurumlar vergisi reformu anlaşması ile tarihi bir ana tanıklık ediyoruz&#8221; değerlendirmesinde bulundu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Anlaşmanın ileriye yönelik önemli bir aşama olduğunu ifade eden Michel, bundan sonra G20 ve Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) ülkelerinin sürece katılması gerektiğini belirtti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Michel, çok taraflılığın dünyayı daha adil bir hale getirdiğini kaydetti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&#8220;İyi bir haber&#8221;</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, konuyla ilgili paylaşımında, &#8220;Asgari kurumlar vergisine ilişkin bugünkü tarihi anlaşma küresel&nbsp;<a href="https://www.trthaber.com/etiket/vergi/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">vergi</a>&nbsp;adaleti ve dayanışması açısından iyi bir haber&#8221; sözlerini kullandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunun, ticaretin adil vergilendirilmesi konusunda küresel bir anlaşmanın yolunu açtığına dikkati çeken Borrell, AB&#8217;nin sürece katkı sağlamaya hazır olduğunu bildirdi.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.vekibris.com/g7-ulkeleri-vergi-konusunda-anlasti/">G7 ÜLKELERİ VERGİ KONUSUNDA ANLAŞTI</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.vekibris.com">Ve Kıbrıs</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.vekibris.com/g7-ulkeleri-vergi-konusunda-anlasti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
