BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguín, 9 Kasım Pazartesi günü Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile Kıbrıslı Rum lider Nikos Hristodulidis arasında yapılacak üçlü görüşme öncesinde iki önemli röportaj verdi.
ANKA Haber Ajansı ve Cyprus Mail gazetesine konuşan Holguín, müzakerelerin yeniden başlaması için izlenebilecek yöntem, güven yaratıcı önlemler, siyasi eşitlik, dönüşümlü başkanlık ve mevcut BM girişiminin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
BM GİRİŞİMİ SONA EREBİLİR
Holguín, mevcut girişimin başarısızlıkla sonuçlanması halinde bunun Kıbrıs sorununun çözüm çabalarına ciddi zarar vereceğini söyledi.
ANKA’ya yaptığı açıklamada, pazartesi günkü görüşmeden sonuç alınamaması halinde Genel Sekreter Guterres’e ilerleme sağlanamadığını bildireceğini belirten Holguín, kendisinin ve Guterres’in görev sürelerinin sona ermesinin ardından mevcut girişimin kapanabileceğine işaret etti.
Cyprus Mail’e verdiği röportajda ise yeni BM Genel Sekreteri’nin aynı girişimi sürdürüp sürdürmeyeceğinin bilinmediğini vurguladı.
Holguín, başarısız girişimlerin yalnızca zaman kaybına yol açmadığını, taraflar arasındaki güvensizliği de artırdığını belirtti.
BAŞKANLIK İLK GÜNDEM MADDESİ OLSUN
Holguín’in en dikkat çekici açıklamalarından biri dönüşümlü başkanlık konusunda oldu.
Dönüşümlü başkanlığın siyasi eşitliğin önemli bir unsuru olduğunu kabul eden Holguín, Hristodulidis’in müzakereler başlamadan bu ilkeyi açıkça kabul etmesinin zor olduğunu söyledi.
Bu sorunun aşılması için müzakerelerin ön koşulsuz başlamasını, ancak dönüşümlü başkanlığın ilk gündem maddesi olarak ele alınmasını önerdi.
Holguín’in önerisine göre taraflar dönüşümlü başkanlık konusunda anlaşmaya varırlarsa müzakereler diğer başlıklarda devam edecek. Anlaşma sağlanamazsa süreç sona erebilecek.
Holguín, bu önerisini henüz liderlere sunmadığını, pazartesi günkü görüşmede gündeme getirebileceğini belirtti.
ERHÜRMAN’IN METODOLOJİSİNE ELEŞTİRİ
Holguín, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın ortaya koyduğu dört maddelik yaklaşımı da değerlendirdi.
Cyprus Mail’e konuşan Holguín, bu dört maddeyi gerçek anlamda bir müzakere metodolojisi olarak görmediğini ifade etti.
Müzakere metodolojisinin görüşmelerin aşamalarını, takvimini, gündemini ve tıkanıklıkların nasıl aşılacağını belirlemesi gerektiğini söyledi. ANKA röportajında ise Erhürman’ın, müzakerelerin Kıbrıslı Türklerin sorumluluğu dışında başarısız olması halinde statükoya dönülmemesi talebinin somutlaştırılmasını istedi. Holguín, bu çerçevede doğrudan ticaret, doğrudan uçuşlar ve doğrudan temasların gündeme gelebileceğini belirtti.
Doğrudan ticaret konusunda Avrupa Birliği’nin de sürece katılması gerektiğine işaret eden Holguín, söz konusu seçeneklerin uygulanmasına ilişkin herhangi bir taahhütte bulunmadı.
19 MADDELİK ÖNERİ NEREDE?
Holguín, Kıbrıslı Rum lider Nikos Hristodulidis’in açıkladığı 19 maddelik güven yaratıcı önlemler paketine de eleştiriler yöneltti.
Cyprus Mail röportajında, bu önerilerin kendilerine yazılı olarak sunulmadığını belirten Holguín, bazı maddelerin gerçek anlamda güven yaratıcı önlem sayılamayacağını söyledi. İki liderin birlikte etkinliklere katılması veya teknik komitelerle toplantılar yapılmasının güven yaratıcı önlem olarak sunulmasını sorguladı.
Holguín, yeni öneriler üzerinde çalışılabileceğini ancak öncelikle daha önce üzerinde anlaşmaya varılmış konuların hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.
DÖRT YENİ GEÇİŞ NOKTASI VE MAYIN TEMİZLİĞİ
Holguín, pazartesi günkü görüşmede güven yaratıcı önlemler konusunda somut sonuçlar alınmasını beklediğini belirtti.
ANKA’ya yaptığı açıklamada dört yeni geçiş noktasının açılması üzerinde çalışıldığını söyledi.
Üzerinde görüşülen geçiş noktaları Haspolat–Mia Milia, Kiracıköy–Gaziler–Eğlence, Akıncılar–Limya ve Kambo–Gemikonağı güzergâhlarında bulunuyor.
Mayın temizliği konusunda ise Derinya bölgesinde her iki tarafta 70’er bin metrekarelik alanın temizlenmesi öneriliyor.
Kıbrıslı Türk tarafının adanın tamamının mayınlardan arındırılması talebine değinen Holguín, çalışmaların belirli bölgelerden başlatılması gerektiğini ifade etti.
Bu konularda henüz kesin anlaşmaya varılmış değil.
MARAŞ’IN BM YÖNETİMİNE BIRAKILMASI KOLAY DEĞİL
Holguín, Hristodulidis’in Maraş’la ilgili önerilerini de değerlendirdi.
Maraş’ın BM yönetimine bırakılmasının geri dönüşü zor bir adım olabileceğini belirten Holguín, buna karşılık Mağusa Limanı üzerinden doğrudan ticaret gibi düzenlemelerin aynı derecede kalıcı olup olmayacağını sorguladı.
BM’nin Maraş’ı yönetebilecek mali ve lojistik olanaklara sahip olmadığını da vurgulayan Holguín, bir şehrin yönetilmesinin ve güvenliğinin sağlanmasının önemli kaynaklar gerektirdiğini söyledi.
Tarafların anlaşması halinde gerekli kaynakların sağlanması için BM Güvenlik Konseyi’ne başvurulabileceğini belirtti.
YAKINLAŞMALAR BELGESİ HAZIR AMA AÇIKLANMIYOR
Holguín, geçmiş müzakerelerde sağlanan yakınlaşmaları içeren BM belgesinin hazırlandığını da doğruladı.
Ancak belgenin müzakereler başlamadan taraflara verilmesinin yeni tartışmalara neden olabileceğini söyledi.
2013 yılında Alexander Downer döneminde yaşanan sorunları hatırlatan Holguín, geçmiş yakınlaşmaların taraflar arasında yeni anlaşmazlıklara yol açmasını istemediklerini belirtti.
Belgenin müzakereler başladıktan sonra kullanılmasının daha uygun olacağını ifade etti.
GARANTÖR ÜLKELERE DESTEK ÇAĞRISI
Holguín, Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin çözüm sürecindeki rollerine de değindi.
Garantör ülkelerin temel görevinin iki liderin üzerinde anlaşacağı çözümü desteklemek olması gerektiğini belirtti.
Türkiye’nin süreçte önemli bir rol oynadığını vurgulayan Holguín, bölgesel koşulların geçmişe göre zorlaştığına dikkat çekti.
Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkilerin 2024 yılındaki kadar olumlu olmadığını, İsrail’le bağlantılı bölgesel gelişmelerin de diplomatik ortamı karmaşıklaştırdığını söyledi.
5+1 TOPLANTISI İÇİN İLERLEME GEREKİYOR
Holguín, BM Genel Sekreteri Guterres’in yeterli hazırlık yapılmadan yeni bir 5+1 toplantısı düzenlemek istemediğini de belirtti.
Öncelikle liderler arasında güven yaratıcı önlemler konusunda ilerleme sağlanması ve müzakerelerin nasıl yürütüleceğine ilişkin bir anlayış geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.
Bu koşulların oluşması halinde Guterres ile yeni bir görüşme ve ardından genişletilmiş toplantı formatının gündeme gelebileceği anlaşılıyor.
Ancak yeni bir 5+1 toplantısı için henüz kesinleşmiş bir takvim bulunmuyor.


