Türkiye ile İsrail arasındaki “Suriye rekabeti” diplomatik atışmanın ötesine geçti. İsrail, Türkiye’nin kullanabileceğini düşündüğü Suriye’deki Ebu Zuhur havaalanını vurdu. Ankara sert tepki gösterdi. ABD ise iki müttefikinin yanlışlıkla veya hesaplı biçimde karşı karşıya gelmesini önlemeye çalışıyor.

Türkiye medyasındaki yorumlarda bu gerginliğin ABD’nin kontrolünden çıkmayacağı ve iki gücün sıcak bir savaşa tutuşmayacağı; yaşananların “Netenyahu ve Erdoğan gibi liderlerin iç politika gereksinmelerini karşılamaya dönük olduğu” şeklindedir.
Kıbrıs Rum tarafı ise büyük ölçüde sessiz… Türkiye’nin Suriye’de güç kazanmasının İsrail tarafından engellenmesi Rum tarafının hoşuna gidiyor olabilir tabii… Türkiye’nin karşısında güçlü ve caydırıcı bir İsrail görmek ve hatta olası bir savaşta umdukları sonuçları almak hayali Rum tarafındaki kimi siyasilerin ellerini ovuşturmasına neden olmuş gibi görünüyor.
Olabilir… Ama ellerini ovuşturmak için fazla iyimser olmaları gerekiyor!
Türkiye ile İsrail arasında çıkabilecek bir çatışmanın Suriye hava sahasında kalacağının hiçbir garantisi yoktur. İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti arasındaki askeri işbirliği giderek gelişiyor. Türkiye ise Kuzey Kıbrıs’ta zaten askeri olarak mevcut. Bu durumda Türkiye ve İsrail uçaklarının Suriye semalarında karşı karşıya geldiğini düşünelim… Gerilim mutlaka Doğu Akdeniz’e de taşınacaktır. Karada değilse bile havada… Böyle bir çatışmada Kıbrıs hava sahasının kullanılmaması olasılığı yoktur. Rum tarafı İsrail’e kolaylık sağlamayacak mı? Türkiye bunu nasıl değerlendirecek?
AKEL’in İsrail’le askeri yakınlaşmaya yönelik itirazlarını ayrı tutmak gerekir ama Rum siyasetinin önemli bir bölümünün Türkiye-İsrail gerilimi karşısındaki sessizliği dikkat çekicidir. Kaldı ki son krizde AKEL bile sessiz kalmayı tercih etmiştir. Türkiye’nin İsrail tarafından sıkıştırılmasını kazanç saymak kolaydır. Oysa iki fil kavga etmeye başlarsa, Kıbrıs’ın çimen gibi ezilmeyeceğinin hiç bir garantisi yoktur!

