KURAL HİÇ DEĞİŞMEDİ: GÜÇLÜ OLAN İSTEDİĞİNİ YAPAR!

ON BİN YIL ÖNCE NASIL YAŞIYORSAK ŞİMDİ DE ÖYLE YAŞIYORUZ. GÜCÜ OLAN KÖMÜRLERİ ÖNÜNE ÇEKİYOR. HUKUK DEDİKLERİ DE GÜÇLÜLERİN KOYDUĞU VE İSTEDİKLERİNDE DEĞİŞTİRDİKLERİ KURALLARDIR ZATEN. VENEZUELA OLAYI BU KURALIN HALEN YÜRÜRLÜKTE OLDUĞUNU GÖSTERDİ.

0
blank

On üç bin yıl kadar önce, insanlar 20-50 kişilik küçük gruplar halinde yaşar, avlanarak veya bitkileri toplayarak karınlarını doyururlardı. Bu grupların liderleri, nerede ve nasıl avlanılacağını, hangi bitkiden nasıl yararlanılacağını bilen “bilge kişiler” olurdu.

Sonra bazı aletler icat edildi; avcılık ve toplayıcılık gelişti, tarım yapmanın olanakları ortaya çıktı. İnsanlar, kendi yaşamalarını sürdüreceklerinden daha fazlasını üretebilir hale geldiler ve “artık değer” hayatımıza girdi. Bu artık değere el koyabilenler, diğerleri gibi çalışmadan ve daha güvenli ortamlarda yaşama şansına sahip oldular. Toplum yapısı değişti, ortak olması gereken şeylerin “kişisel mülk” olarak anlaşıldığı “patrimonyal düzen” ortaya çıktı.

blank
BUGÜNLERDE OLANLARIN BİN YIL ÖNCE OLANLARDAN NE FARKI VAR? ESKİDEN KILIÇ KULLANILIYORDU; ŞİMDİ FÜZELERİMİZ VAR. ATEŞ O ZAMAN DA VARDI, ŞİMDİ DE VAR! ARAÇLAR BİRAZ OLSUN DEĞİŞTİ AMA ÖZDE BİR DEĞİŞİKLİK YOK!
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

Bu yapılara, şimdi “devlet” diyoruz. Cengiz Han’ın malından mülkünden söz etmek yerine Türk-Moğol imparatorluğu demeyi tercih ediyoruz.

Bu düzen, binlerce yıl içinde evrimleşti, belki de gelişti. Kimi insan kitlelerinin kişisel mülkleri gerçek anlamda kamusal mülke dönüştürmek için verdikleri mücadele, karşımıza “farklı devletler” çıkarıyor. Yine de, bütün insanlığa ait olması gereken kaynaklar, bir devletin kaynakları gibi algılanıyor; bu kaynaklara sahip olmak için insanlar birbirlerini öldürüyor; ölmeden öldürebilmek için bin bir çeşit silah ve hile geliştiriyor, kanunlar uyduruyorlar.

Dikkat ederseniz işin aslı aynıdır; hiç değişmemiştir: Güçlü olan, kaynakları kontrolüne alır; geriye kalanlar ona hizmet eder!

Kişilerin veya hanedanların yerini devletler aldı gibi görünüyor ama demokratik gibi görünen devletlerin bile güçlü çıkar gruplarının kontrolünde olduğunu biliyoruz. En güçlü devlet gibi görünen Amerika Birleşik Devletleri hükümetinin, elitleri destekleyebilen, lobicilik yapabilen ve adaylara kampanya desteği verebilen güçlü sermaye gruplarının çıkarlarını koruduğu açıktır. Bunu ifade eden aydınların en ünlüsü olan Chomsky, “ABD sermaye tarafından yönetiliyor” demese bile “ABD’nin demokratik görünümlü bir elit yönetimi olduğunu” anlatır.

Bu arada kimilerimiz yasalardan söz eder… Gücü elinde tutanların koyduğu ve istediklerinde de değiştirdikleri kurallardan… Bu yasa veya kurallar zaten onların düzenini yürütmek için icat edilmiştir; engel olmaya başladıklarında da elbette değiştirilecektir.

Çağdaş demokrasiler, ancak bu kadar demokratiktir: Kaynakları kontrol edenler, elitleri de kontrol eder. Elitlerini kontrol altında tutanlar, devletlerini yönetir veya yönlendirir! Bu gerçek, KKTC’de bile geçerlidir!

blank

Trump hükümeti, ABD yasaları nezdinde de tartışmalı olan yöntemler kullanarak Venezuela liderini eşiyle birlikte tutuklamaya gitti. Whasington Post’un derlemesine göre bu harekatta 15 bin askeri personel, 150’den fazla hava aracı, bir uçak gemisi ve eşlikçilerinin yanı sıra 10 savaş gemisi daha ve özel kuvvetler kullanıldı.

İşin sırrı işte buradadır: Bu savaş aygıtları boşuna üretilmiyor. Bütün bunların amacı kaynakları kontrol altında tutmaktır. Maduro’nun yakalanmasının gerekçesi ne olursa olsun işin esası budur.

Bu esası görmezden gelerek uluslararası hukuktan söz etmek, insanlık tarihini hiç ama “gerçekten hiç” anlamamış olmak demektir. Tarihin nasıl aktığı bellidir ve bu akışta herhangi bir değişiklik yoktur!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz