Genç bir kadını günlerden beri kodeste tutuyoruz. Bize, kodese tıkılanların kaçma veya delilleri gizleme olasılığı olan şüpheliler olduğu anlatılıyordu ama genç bir kadını, kimlik belgesi almayı başaramadı diye günlerce kodeste tuttuk. Onun kodeste olmasına aldırmadan güzel bir hafta sonu geçirdik!
Evrensel hukuk, bir insanın özgürlüğünden gereksiz yere bir dakika bile mahrum edilmemesini emreder. Hukuk, bir kişinin suçlu olduğu “şüpheden ari bir şekilde kanıtlanmadıkça özgürlüklerinden mahrum edilemez” der.
Kimin umurunda?
Başka amaçlarla yapılmış yasaları, burada doğmuş ve büyümüş; yaşamını bütünüyle burada geçirmiş genç bir kadına uygulamaya kalkıştık, herhangi bir suçla itham bile etmeden günlerce tutuklu kalmasına neden olduk. Asıl suçlular buna neden olanlardır belki ama biz de gerekli tepkiyi göstermeyerek bu suça ortak olduk.

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
Konu gündeme geldiği zaman hepimiz hukukçu kesiliyoruz… Muhaceret Yasası’ndan söz ediyor; bu genç kadının aslında ilk önce Türkiye yurttaşlığı alması gerektiğinden bahisle suçu kendimizden başka birilerine yüklemeye kalkışıyoruz.
Bizse bırakın yurtdışından getirerek acımasızca sömürdüğümüz insanları, burada doğarak hayata tutunmaya çalışan insanlara bile acımasız davranıyoruz.
- Türkiye Cumhuriyeti, burada doğmuş ve büyümüş birine yurttaşlık verme mecburiyetindedir ama biz değiliz; öyle mi?
- Yurttaş olma koşullarını taşımayan on binlerce kişiye “istisnai yurttaşlık” dağıttık; seçmen yapıp oylarını almaya çalıştık ama yıllardan beri kimlik edinmeye çalışan bir genç kadına yurttaşlık veremiyoruz; öyle mi?
- Bu kadın KKTC’deki okullarda eğitim gördü; mahkemeye başvurarak soyadını değiştirdi ama “kimliksizdir diye kodese atılacak” değil mi?

Bizim de insan hakları peşinde koştuğumuzu ne çabuk unutuyoruz öyle?
Siyasi haklarımız verilsin istiyoruz. Zerre kadar katkıda bulunmadığımız Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportuna sahip olarak kolayca seyahat etmeyi “hak” görüyoruz. Ambargolar kalksın, gençlerimiz uluslararası spor karşılaşmalarına katılmasını; biz Larnaka’dan uçuyor olsak bile yurtdışından gelen uçaklar Ercan’a inebilmesini talep ediyoruz.
Bu “hak arama mücadelesinde” başarılı olmak istiyorsak, Kuzey Kıbrıs’ta yaşayan herkese hakkını vermeyi de bilmemiz ve hatta bununla övünmemiz, hakkaniyetimiz ile TANINMAMIZ gerekir!
Bu rejimin behemehal “insancıllaştırılmaya” ihtiyacı vardır.


şüpheden ari bir şekilde kanıtlanmadıkça özgürlüklerinden mahrum edilemez
Ne kadar güzel yazılmış. Ancak uygulama böyle değil…
Ne yazık ki delil değiştirebilir veya adesinden ayrılabilir şüphesi ile birçok insanımız ‘mahkemeye çıkana kadar’ tutuklu kalabiliyor.
Hatta bazen mahkeme başlayana kadar serbest, mahkeme başlayacağı gün hapse atılabiliyor. Ve bu durum mahkemelerin aylar yıllar sürebileceği bir ülkede uygulanıyor.
Gerçekte hapislik ceza almaması gereken insanlarımız . ‘suçunu kabul et para cezası ile kapatalım tutuklu kalmaktan kurtul’. Diyen hukuk sistemimiz yüzünden işlemedikleri suçları kabul etmeyi bile göze alıyorlar.
Kendi insanımıza değil hiçkimseye böyle bir haksızlık yapılmamalıdır.
Adı adresi belli olan kaçıp gitme ihtimali olmayan kişilere veya kaçma ihtimali olana teminat mekanizmasını kullanarak bu ihtimali azaltmak ve yargı kararıdan önce hiç bir kişiyi hapis yatırmamak getekir.
Mevcut uygulamanın nereden kaynaklandığını mantığını, tarihini ve mantığını anlatabilecek birisi varsa dinlemek/okumak isterim.