YORUMLARINIZI GÖRELİM: AYKUT DAVASI SONRASINDA NELER OLACAK?

AYKUT DAVASI SONUÇLANDI SAYILIR. ANLAŞTILAR VE AYKUT'UN EVE DÖNMESİNİN YOLU AÇILDI. GERİYE, KUZEYDEKİ İNŞAAT SEKÖTÜRÜNE VURULAN DARBE VE BAŞIMIZIN ÜSTÜNDE DEMOKLESİN KILICI GİBİ SALLANACAK OLAN DÜZENLEMELER KALDI.

0
blank

Simon Aykut davasının sonuna gelindi. Aykut, hakkındaki 202 suçlamanın 40’nı kabul etti. Diğer suçlamalar da geri çekildi. 23 Ekim’de hüküm okunacak.

Bunun bir “anlaşma” olduğunu anlamak için dahi olmaya gerek yoktur. Aykut mücadeleden vazgeçti. Yaşlı ve hastadır. Böyle bir mücadeleyi sürdürmesinin hiçbir gerekçesi kalmadı. Ömrünün kalanını evinde ve ailesi ile geçirmeyi seçmesi, en tabii hakkıdır.

Aykut kendini kurtardı sayılır ama Kıbrıs Rum Yönetimi de istediğini aldı. 1974’te Kuzey Kıbrıs’ta terk edilen Rumlara ait taşınmazların izinsiz kullanımı ile ilgili olarak yaptığı yasal düzenlemeler etkilerini koruyacak. Kuzey Kıbrıs’ta bu taşınmazlar üzerinde inşaat yapanlar veya bunların alım-satımı ile uğraşanlar Rum Yönetimi tarafından suçlanarak tutuklanma tehlikesi ile yaşamaya devam edecek. Bu tehlike, gayet açık bir şekilde ortada dururken inşaat sektörümüzün eski performansını koruyamayacağı da açıktır.

Rum tarafı, hem Kıbrıs Türk ekonomisine onarılmaz bir darbe vurdu hem de “kendi hükmünün geçerli olduğunu” göstermiş oldu. Daha ne olsun!

Biz kendimize bakalım! Bundan sonra biz, ne yapacağız?

Bu mahkeme süreci sonunda ortaya çıkan koşullarda inşaat sektörünün toparlanması adeta imkansızdır. Kuzey Kıbrıs’a yatırım yapacak veya Kuzey Kıbrıs’tan konut alacak yabancıların Rum Yönetimi’nin etki alanından uzak durmaları gerekecek ki bu mümkün olamayacak kadar zordur. Yabancılar bir tarafa, Kuzey Kıbrıs’taki taşınmazları kullanan Kıbrıslı Türkler de hedeftedir. Rum tarafı, istediği an düğmeye basabilir ve başımıza olmadık işler gelebilir.

blank
BU DAVANIN ETKİLİ SONUÇLARINDAN BİRİ, RUM TARAFINCA YAPILAN YASAL DÜZENLEMELERİN GEÇERLİLİĞİNİ KORUMASI OLACAK. BU YASAL DÜZENLEMELERİ SORGULAMA OLANAĞI ŞİMDİLİK ORTADAN KALKTI.
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

Uzun bir süreden beri gündemde olan bu tehdidin, Aykut davasının Güney Kıbrıs’ta sonuçlanmasından sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gidilerek savuşturulabileceği söyleniyordu. Şimdi bu seçenek yok oldu. Buna benzer davaların da aynı şekilde anlaşma ile sonuçlandırılması beklemek gerekiyor zaten. Bu durumda bizim hareket planımız ne olacak?

Bu seçim sürecinde her şeyi konuşuyoruz ama beklenenden daha önce ortaya çıkan bu durumu konuşmak “esas olmalıdır” diye düşünüyorum. “Kıbrıs sorunu zaten çözülmüştür” veya “müzakere zemini yoktur” gibi yaklaşımlar bu tür konularda herhangi bir hareket yapmaya bile engeldir.

“Hareketsiz yaşam, oh ne rahat” diyenlerimiz olduğunun farkındayım ama herkes biliyor ki hareketin olmadığı yerde çürüme olur. Önce çürür, sonra yok olursunuz!

Hadi söyleyin bakalım: Çürümeyi ve yok olmayı nasıl önleyeceksiniz?

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz