Türk Devletleri Teşkilatı’nın Gebele zirvesinde aldığı karar, Kıbrıs sorununda izlememiz gereken yola ışık tutacak niteliktedir.
Zirvenin sonuç bildirgesinde bizimle ilgili paragrafta, üye devletler, “Ada’daki mevcut gerçekler temelinde Kıbrıs sorununa müzakere yoluyla, karşılıklı olarak kabul edilebilir ve sürdürülebilir bir çözüm bulunmasının gerekliliğini vurgularlar; Türk Dünyası’nın ayrılmaz bir parçası olan Kıbrıs Türk halkıyla, eşit doğal haklarını güvence altına alma özlemlerinde dayanışma içinde olduklarını ifade ederler” denilmiştir. Biz gözlemciyiz; imzalar beş üye devletin liderlerine aittir.
Bize, “müzakere edin” dediler… Kendi başınıza gelin-güvey olamazsınız! Ortada bir sorun var ve karşılıklı kabul edilebilir ve sürdürülebilir bir çözüm bulunması gerekir, dediler. Bunun için müzakere edeceksiniz.

Biz sizin adadaki haklarınızı korumak için yürüteceğiniz mücadelede yanınızda olacağız da dediler. Haklarımızı, “eşit doğal haklar” olarak tanımladılar. Kiminle eşit hakkımız varmış diye sorarsak adadaki diğer insanların veya halkların haklarından söz edildiğini de anlayabiliriz tabii… Bizim haklarımız gibi onların haklarını dikkate aldıklarını anlamak durumundayız.
2023’teki Astana bildirgesinde çözüm çerçevesi olarak “ilgili BM kararlarından” bile söz edilmişti. Bu bildirgelerdeki farklılıklar kadar devamlılığı da dikkate almak gerekiyor. 2022’de gözlemci üye olmamızdan sonra yaşadığımız süreç, Türki devletlerin Kıbrıs sorunu ile ilgili tutumlarının giderek netleştiğini gösteriyor.
Eğer iç politika amaçlarıyla istismar etmeden değerlendirebilirsek Türk Devletleri Teşkilatı’nın bize önemli katkıları olacağı kesindir. Makul bir çözüm peşinde koşarsak destekleri bizimle olacak. Teşkilatın çizdiği çerçeve içinde kalırsak, üye devletlerin ister Avrupa Birliği, ister Amerika Birleşik Devletleri, isterse Birleşmiş Milletler olsun bütün muhataplarına karşı Kıbrıs Türk halkının “eşit doğal haklarını” kararlılıkla savunacaklarını düşünüyorum.
Gabala bildirisi 121 maddeden oluşuyor. Türki devletlerin kendi aralarındaki siyasi, ekonomik ve sosyal ilişkilerden komşuları ile olan ilişkilere; birlikte yapacakları çalışmalardan Gazze gibi önemli uluslararası sorunlara kadar birçok konudaki ortak tutumları sıralanmıştır. Sadece hamaset üretmek amacıyla değil bütün bu çalışmalara kendi ölçülerimizde alabilirsek bu teşkilattan azami ölçüde yararlanabiliriz. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, “Bizim ailemiz Türk dünyasıdır, başka ailemiz yoktur” demişti… Kazakistan Cumhurbaşkanı Tokayev ise, “Bir Türk’ün başka bir Türk’e düşmanlık etmeye hakkı yoktur” diye konuştu. İşin duygusal çerçevesi budur… Bu duygusal çerçeve içinde “gerçekçi bir yer” edinmek bize kalmıştır.


Tamam Hasanım da 1964’TE BMGK taraflar arasında karşılıklı kabul edilmis bir çozum olarak mı, 186 sayıli karariyla, iki siyasi esit kurucu toplumun ortaklıgina dayalı bir devletın yonetimini Rum toplumuna devretti. VE BU HAKSIZLIK 61 YILDIR DEVAM EDİYOR?