Suriye’de çarpışmalar var… Bin kadar kişinin öldüğü çarpışmalar sonunda, dünden itibaren ateşkes gibi bir şey yaşanıyor… Çatışmalar hafifledi ve esir takası yapıyor…
Bu durumu geçici görüyorum… Suriye’nin bir daha birleşemeyecek şekilde bölündüğünü defalarca ifade etmiştim. Bugünlerdeki yumuşama da Suriye’yi birleştirmeye yetmeyecek!
Suriye’nin birleşememesi, kendini güçlü gören, Türkiye ve ABD’nin desteğini de almış olan cihatçı İslami militanların başkalarının “inanç özgürlüğünü” tanımamasından kaynaklanıyor. Ahmet Şara, uluslararası kabul sağlamak için itidalli hareket etmeye çalışsa bile lideri olduğu cihatçılar kendini ele veriyor. Önce Alevilere saldırdılar. Lazkiye ve çevresindeki köylerde sokaklar cesetle doldu. Oradaki son durum nedir tam olarak bilmiyoruz. Son günlerde Dürzi köylerine ve nihayet Suwayda’ya saldırdılar.
Sayısız video gördük… Dürzi toplumunun yaşadığı Suwayda kentine giren militanlar, yaşlı din adamlarının bıyıklarını zorla tıraşladılar. Bunun planlı bir hareket olduğu, yanlarında tıraş bıçakları taşımalarından belliydi. Amaç, Dürzi toplumunu aşağılamaktı!
Şara’ya “devlet başkanı”, kendilerine “Suriye” diyorlar ama öyle değil. Kendileri sadece İslamcı bir gruptur. Farklı dinlere inanan veya farklı yaşam tarzları olan insanları yönetme kabiliyetinden yoksun; saldırgan bir güruh…
Türkiye ve ABD gibi devletler, Suriye’yi bu güruhun kontrolüne vermek istiyorlar ama henüz başaramadılar. İsrail, sürüden ayrılarak işi bozuyor! Dürzilere saldıranları bombaladı; Şara’nın sarayını da… Kimse karşılık veremedi… Kuzey’deki SDG, henüz daha Şam’ın kontrolüne girmedi. Bundan sonra böyle bir kontrolü kabul etmesini beklememek gerekiyor. Sayıca çok az olan ve yeterince silahlanmamış olan Dürziler bu şekilde direndikten sonra Mazlum Abdi liderliğindeki güçler çok daha fazlasını yapabileceklerini görmüş olmalıdırlar.

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
Son günlerde yaşananlar, Türkiye ve ABD’nin verdiği desteğin Ahmet Şara ve militanlarının bütün Suriye’yi kontrol altına alamayacaklarını göstermiştir. Bu kanaat, Suriye’nin geleceğinin şekillendirilmesinde önemli bir faktör olacaktır.
Farklı gruplar, silahlarını bırakırlar ve Şaracılar “Suriye devleti” olarak muamele görürse başlarına ne geleceğini öğrendiler. Kaderlerine razı olmak yerine savaşmayı tercih edeceklerdir. Yeni bir iç savaşı önlemenin tek yolu, kimsenin kimseye yaşam tarzını dayatmayacağı “modern bir devlet” inşa etmek olabilir ki Şara’nın buna razı olacağını düşünmek için hiçbir neden yoktur. İstese de yapamaz zaten; ait olduğu düşünce grubu bunu yaptırmaz ona! Uluslararası dengeler, bölgesel istikrar beklentisi v.s.! Bunların uluslararası ilişkilerin şekillenmesinde birincil değil, ikincil önemde faktörler olduğu da görülmek zorundadır. Asıl olan, insanların kendi yaşam tarzlarını kendilerinin belirleyebilmesidir. Asıl olan insan haklarıdır. İnsan haklarının temin edilmediği düzenler istikrarlı olamaz ve olamayacaktır.

