<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Foto Şık &#8211; Ve Kıbrıs</title>
	<atom:link href="https://www.vekibris.com/tag/foto-sik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.vekibris.com</link>
	<description>Anlamak için farklı bak...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 13 Nov 2022 08:36:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>TARİHE FOTOĞRAFLARIYLA İMZA ATAN BİR İSİM: MEHMET ŞIK</title>
		<link>https://www.vekibris.com/tarihe-fotograflariyla-imza-atan-bir-isim-mehmet-sik/</link>
					<comments>https://www.vekibris.com/tarihe-fotograflariyla-imza-atan-bir-isim-mehmet-sik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Nov 2022 08:36:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[KIBRIS]]></category>
		<category><![CDATA[Foto Şık]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Rifat]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Şık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.vekibris.com/?p=105805</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir ülkenin, bir şehrin tarihi 30 metrekarelik fotoğraf stüdyosuna sığar mı? Eğer sözkonusu stüdyo Foto Şık ise sığar&#8230;   70 yıllık fotoğraflar var dükkanında. Kimileri duvarda, kimileri zarfta, kimileri de bir defterin arasında. Hiç eskimeyen fotoğraflar… Nasıl da hatırlıyor tüm yüzleri, tıkır tıkır hikayelerini anlatıyor. Böyle de hayran kalınacak bir hafıza…94 yaşındaki Mehmet Şık, 70 [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.vekibris.com/tarihe-fotograflariyla-imza-atan-bir-isim-mehmet-sik/">TARİHE FOTOĞRAFLARIYLA İMZA ATAN BİR İSİM: MEHMET ŞIK</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.vekibris.com">Ve Kıbrıs</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 300"><span style="font-weight: 300 !important">Bir ülkenin, bir şehrin tarihi 30 metrekarelik fotoğraf stüdyosuna sığar mı? Eğer sözkonusu stüdyo Foto Şık ise sığar&#8230;  </span></p>
<p style="font-weight: 300"><span style="font-weight: 300 !important">70 yıllık fotoğraflar var dükkanında. Kimileri duvarda, kimileri zarfta, kimileri de bir defterin arasında. Hiç eskimeyen fotoğraflar…</span></p>
<p style="font-weight: 300"><span style="font-weight: 300 !important">Nasıl da hatırlıyor tüm yüzleri, tıkır tıkır hikayelerini anlatıyor. Böyle de hayran kalınacak bir hafıza…94 yaşındaki Mehmet Şık, 70 yıldır orada, İdadi Sokak’taki o dükkanda.</span></p>
<p style="font-weight: 300"><span style="font-weight: 300 !important">11-12 yaşlarındayken bohçasını toplayıp köydeki kimseye haber vermeden sanat öğrenmek için geldiği Lefkoşa’nın simge isimlerinden biri oldu.</span></p>
<p style="font-weight: 300"><span style="font-weight: 300 !important">1940’lı yıllarda karın tokluğuna ve yatacak yer karşılığında tüccar yanında, kunduracıda çıraklık yaptı. Hikayesinin özünde çok çalışmak var ama başka bir şey daha söyledi: “Aklımı kullandım”</span></p>
<p style="font-weight: 300"><span style="font-weight: 300 !important">Bir diğer vurgusu da genç olmaya. “Gençlik şaka değil ki” dedi.</span></p>
<p style="font-weight: 300"><span style="font-weight: 300 !important">1950’de fotoğrafçı dükkanı açmaya niyet ettiğinde stüdyonun adı için listeye birkaç isim karalamış, “Şık” da onlardan biriymiş. O dönemde şık giyinmek için parası yokmuş ama güzel giyinmeyi hep sevmiş.</span></p>
<p style="font-weight: 300"><span style="font-weight: 300 !important">Mesleğinde fark yaratacak fikirleri geceleri bulduğunu da söyledi. “Gündüzleri çok iş olurdu, akşam yatıp dinlenirdim, gece yarısı da aklıma geleni kalıp yazar, çizer ve yapardım…” dedi.</span></p>
<p style="font-weight: 300"><span style="font-weight: 300 !important">Işığı kullanmak da önemliymiş ama iyi bir fotoğrafçı olmanın yolu merak ve insanın gözünün içine bakmaktan geçermiş. Öyle dedi ve ekledi: “Merak olmazsa hiçbir şey olmaz…”</span></p>
<p style="font-weight: 300"><span style="font-weight: 300 !important">Hayali hala fırsat buldukça zaman geçirdiği Foto Şık’ın müze olması… Bunun için adım atılmış. “Herkes gelip fotoğraflarımı görecek, adım sönmeyecek. En güzeli de bu&#8230;”  dedi.</span></p>
<p style="font-weight: 300"><span style="font-weight: 300 !important">Yakın zamanda eşi Tansel Şık’ı kaybetti Mehmet Şık. “Çocuk yaşta ailemden uzak kaldım. Alışığım yalnızlığa” dedi ve sordu: “İnsan yaşadıklarını unutur mu? Unutmaz, gece hepsi aklıma gelir…”</span></p>
<p style="font-weight: 300"><strong>-Kahveci Yusuf’un ‘Sanat öğren’ nasihati </strong></p>
<p style="font-weight: 300"><span style="font-weight: 300 !important">Röportaj için gittiğimizde bizi stüdyonun kapısında karşılayan, ayrılırken de otomobilimize kadar uğurlayan Mehmet Şık, 22 Aralık 1928’de Çukurova’da (Kurumanastır) Şerif Hanımla Rifat Beyin 7 çocuğunun en büyüğü olarak doğdu. Köyün imamı olmadığından namaz kıldıran babasına “Rifat Hoca” diye sesleniyorlardı.</span></p>
<p style="font-weight: 300"><span style="font-weight: 300 !important">“Babam, nenemle dedemin yanına evlatlık verdi beni. Köyün dışında, bahçede kalırlardı. Ne ararsanız vardı o bahçede… Dedemle eşeğe biner, topladığımız meyvelerle sebzeleri civardaki Türk köylerinde satmaya giderdik. Büyük bendim diye okuldan çıktığımda tarla sürerdim, hayvanları otlatırdım. İlkokuldan sonra okuyamadım, okusaydım Cumhurbaşkanı olacaktım.”</span></p>
<p style="font-weight: 300"><span style="font-weight: 300 !important">1940’ta Lefkoşa’ya gelip sanat öğrenmesine Kahveci Yusuf Efendi’nin vesile olduğunu anlattı.</span></p>
<p style="font-weight: 300"><span style="font-weight: 300 !important">“Kahvenin önünden öküzlerle her geçtiğimde ‘Lefkoşa’ya git sanat öğren, sanat altın bileziktir’ derdi. Söyledi, söyledi, en sonunda kafama dank etti. Kimseye söylemeden bir bohça yaptım, peşkir, şunu bunu koydum içine, güneş batarken Yeniceköy’de genablama (yenge) gittim. Gece orda kaldım, sabahtan Rum şoförün yanına binip Lefkoşa’ya geldim.”</span></p>
<p style="font-weight: 300"><strong>&#8211; Bohçadaki Atatürk fotoğrafı</strong></p>
<p style="font-weight: 300"><span style="font-weight: 300 !important">Lefkoşa’ya ilk defa dedesiyle fotoğraf çektirmek için geldiğini, o zaman 5-6 yaşlarında olduğunu söyledi. Foto Fevzi (Akarsu) çekmiş fotoğraflarını da.  </span></p>
<p style="font-weight: 300"><span style="font-weight: 300 !important">Lefkoşa’ya ikinci gelişi 1940’ta. “Büyük savaş vardı” diyerek anlattı İkinci Dünya Savaşını. Lefkoşa bombalandığı için buradaki bazı ailelerin İngiliz hükümeti tarafından köylere gönderildiğini de hatırladı.</span></p>
<p style="font-weight: 300"><span style="font-weight: 300 !important">“Ata Bey diye Lefkoşalı bir efendiyi buldum geldiğimde. Kumaş, masıra, onu-bunu satan bezirgan Reşat Beyin yanına koydu beni. Gündüz dükkanda, gece ustamın evinde kalırdım.</span></p>
<p style="font-weight: 300"><span style="font-weight: 300 !important">Hizmetçilik yaptırırlardı bana, beğenmedim, ‘Köye döneceğim’ dedim, topladım bohçamı merdiven ayaklarının altına koydum. Karıştırdılar bakayım hırsızlık yaptıysam. Bir Atatürk fotoğrafı vardı bohçada. Ustamın kitabından yırtıp aldıydım, severdim Atatürk’ü…Sordu, ben de ‘kızın verdi’ dedim. Sanki dedem bilirdi döneceğimi. Allah tarafından o gün dükkana geldi, birlikte gittik köye.”</span></p>
<p style="font-weight: 300"><strong>-Sepetteki yiyecekleri için trenden atladı</strong></p>
<p style="font-weight: 300"><span style="font-weight: 300 !important">Bir müddet sonra yine Lefkoşa’ya geldi Mehmet Şık. Bu sefer, haftada birkaç şiline Ermeni ve Türk kunduracıların yanında çıraklık yaptı, geceleri Salih Efendi’nin medresede verdiği eski Türkçe derslerine katıldığını anlattı.</span></p>
<p style="font-weight: 300"><span style="font-weight: 300 !important">“Pazar günleri trenle (şimendifer) köye, nenemi görmeye giderdim. Haftalık yiyeceğimi de alırdım. Dedemden gizlin bir şeyler de toplardı nenem bahçeden, Lefkoşa’da satardım. Bir defasında tren kalkarken sepetim yola devrildi…Yavaş gider diye atladım. Yumurtaların hepsi kırıldı, diğer erzakları kurtardım ama akşama kadar kaldım yolda, tren bekledim&#8230;”</span></p>
<p style="font-weight: 300"><strong>-Kunduracı yanından karanlık odaya</strong></p>
<p style="font-weight: 300"><span style="font-weight: 300 !important">Kunduracıların işler azalınca Mehmet Şık, Foto Diana’nın yanında çıraklık yapmaya başladı. “Bana sanatı öğrettiler” dediği, Türk, Rum ve Ermeni fotoğrafçılarla çalıştı.</span></p>
<p style="font-weight: 300"><span style="font-weight: 300 !important">“Yeni açıldıydı Foto Diana, müşterisi çoktu. Mustafa Diana sanatkâr adamdı. İşi alıştırdı bana. Karanlık odada tarif ettiklerini yapardım. 5-6 aydan sonra Foto Smart’a gittim. Fago derlerdi sahibine, Rum’du. Yazda Platres&#8217;e gider, İsrail’den gelen turistleri fotoğraf çekerdik.</span></p>
<p style="font-weight: 300"><span style="font-weight: 300 !important">Uzun yolda Ermeni bir fotoğrafçı vardı, Bedros. Onun yanına da çalıştım. Daha fazla maaş verirdi, para da artırırdım. Dükkan açmaya niyet ettim.. Fotoğrafçıya ne lazımsa ufak tefek almaya başladım. Fotoğraf makası, şu bu&#8230; Ustam satacaktı makinesini. Ben aldım. Alman malıydı…İlk fotoğraf makinem odur.</span></p>
<p style="font-weight: 300"><span style="font-weight: 300 !important">Türk filmleri gelmeye başlayınca artistlerin fotoğrafını Bedros’un dükkanda çoğaltıp sinemanın önünde satmaya başladım. ‘Artist fotoğraflarım var, şarkı sözlerim var’ diye bağırırdım. Dükkan açana kadar devam ettim bu işe.”</span></p>
<p style="font-weight: 300"><strong>-Mehmet Rifat, Mehmet Şık oldu</strong></p>
<p style="font-weight: 300"><span style="font-weight: 300 !important">Mehmet Şık, “Foto Şık” adını verdiği stüdyosunu Lefkoşa Türk Lisesi’nin bulunduğu yerde, 1950’de açtı.</span></p>
<p style="font-weight: 300"><span style="font-weight: 300 !important">“Dükkana ne isim koyacağım diye düşündüm. 5-6 isim buldum. Şık da onların içindeydi. Yakışıklıydım, güzel giyinmeyi severdim ama dükkanı açtığımız zaman fakirlik vardı şık giyinemezdik. Dükkanı açtım, günü gelince soyadımı da Şık olarak aldım.</span></p>
<p style="font-weight: 300"><span style="font-weight: 300 !important">Güzel işlerdim. Kardeşimi (Foto Rekor &#8211; Osman Rekor) de yanıma aldım, yetiştirdim.  Bu dükkan küçüktü. 1952’de şimdiki dükkanı kiraladım. Dr. Yusuf vardı, Mısırlıların. Onundu bina. Törenle açıldıydı…”</span></p>
<p style="font-weight: 300"><span style="font-weight: 300 !important">Mehmet Şık, örf-i idarenin olduğu döneme de, 1960’a da, 1963’e, de, 1974’e de burada tanıklık etti. Mücahitlik yaptığı Dereboyu’nda birlikte görev yaptığı 7 arkadaşının şehit düştüğünü de söyledi.</span></p>
<p style="font-weight: 300"><strong>-“Aklımı kullandım, sanatımı, şöhretimi yükselttim”</strong></p>
<p style="font-weight: 300"><span style="font-weight: 300 !important">Bir dönem askerler Foto Şık’ın en önemli müşterisi oldu. Kanada, Danimarka, Finlandiya, Yunanistan, İngiltere ve Türkiye’den gelen askerler… Bu iş için dekor da kurdu stüdyosuna, askerleri Kıbrıs adasının içine yerleştirdi. “Adayı tanıttım, Kıbrıs’ın takdimini yaptım” dedi.</span></p>
<p style="font-weight: 300"><span style="font-weight: 300 !important">“Gündüzleri çok iş vardı, akşam yatıp dinlenirdim, gece yarısı da aklıma geleni yazar, çizer, yapar veyahut yaptırırdım. Kıbrıs haritası fikrini de (askerlerin Kıbrıs haritasının ortasında poz vermesini) gece buldum. Aklımı kullandım. Sanatımı, şöhretimi yükselttim. Şimdi bilgisayarla yaparlar. Ben bölüm bölüm çekerdim fotoğrafları, öyle yapardım.  Duyan asker gelirdi. Kıyafet diktirdim. Onlarla da çekerdim gelenleri. Manzara çeker ‘Yeni yılınız kutlu olsun’ kartı hazırlardım. Sene başında herkes tebrik için bunlardan alırdı.”</span></p>
<p style="font-weight: 300"><strong>-Dr. Küçük, Denktaş ve Bülent Ecevit’in de fotoğraflarını çekti</strong></p>
<p style="font-weight: 300"><span style="font-weight: 300 !important">Foto Şık, ülkenin siyasi yüzlerini de ölümsüzleştirdi. Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’ın, Toplum Lideri Dr. Fazıl Küçük’ün hafızalarda yer etmiş, hala duvarlarda asılı duran fotoğraflarını o çekti. “İkisi de şakacı insandı” dedi.</span></p>
<p style="font-weight: 300"><span style="font-weight: 300 !important">1974 Kıbrıs Harekatı’ndan sonra Kıbrıs’a gelen Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Bülent Ecevit’in fotoğrafını da Saray Otel’de çekti. O fotoğraf hala dükkanındaki duvarda. Ecevit’in fotoğrafını Kıbrıs adasının içine yerleştirip kendisine hediye ettiğini de söyledi.</span></p>
<p style="font-weight: 300"><span style="font-weight: 300 !important">Türkiye’den ses ve sinema sanatçılarını özel olarak stüdyosuna çağırdığını da anlattı. “Bu da bir çeşit reklamdı” dedi.</span></p>
<p style="font-weight: 300"><span style="font-weight: 300 !important">Neşe Karaböcek, Eşref Kolçak, Muhterem Nur’un fotoğrafları da hala dükkanında.</span></p>
<p style="font-weight: 300"><strong>-Bebeklerle çocuklar en sevdiği…</strong></p>
<p style="font-weight: 300"><span style="font-weight: 300 !important">Meslek hayatı boyunca en çok da bebeklerle çocukların fotoğrafını çekmeyi sevmiş.  </span></p>
<p style="font-weight: 300"><span style="font-weight: 300 !important">“Zilim vardı, çalardım, ‘bak bak’ deyip çekerdim. Fotoğrafçı gözünün içine baksın lazım. Büyüklere de öyle yapardım. ‘Hazırlanın’ derdim, biraz sohbet ederim, hoop çekerdim… Güzel ışık vermek de lazımdı tabi.</span></p>
<p style="font-weight: 300"><span style="font-weight: 300 !important">Eskiden renkli fotoğraf yoktu. Yağlı boyayla renklendirirdik. Stüdyo dışında da fotoğraf çektim. Bayramları köylerden otobüsler gelir, Kırklar Türbesi’ne, Hala Sultan’a giderlerdi. Ben de giderdim. Önemli futbol maçlarını çekerdim. Evlere gidip çocukları çekerdim.</span></p>
<p style="font-weight: 300"><span style="font-weight: 300 !important">Halk da çok meraklıydı. Evlatları okula gidecek, çantalı elbiseli gelip çekinirlerdi. Yaş günlerinde gelirlerdi. Kimsede yokken çocukları oyuncak ata, bisiklete koyup çekerdim. Bazıları da çektirdi ama gelip almazdı fotoğrafları… İşler çok olduğunda yetiştireyim diye gece dükkanda da kalırdım…”</span></p>
<p style="font-weight: 300"><span style="font-weight: 300 !important">1950’lerden beri fotoğrafçılık yapan, koleksiyona da ilgi duyan 94 yaşındaki Foto Şık, telefonların çıkmasıyla bu işin de bozulduğunu söyledi. “Şimdi basılan fotoğrafların kağıtları da yaramaz. Gözlersen 20 sene gider, gözlemezsen gitmez” dedi. </span></p>
<p style="font-weight: 300"><strong>-Uzun yaşamın sırrı kendine bakmak</strong></p>
<p style="font-weight: 300"><span style="font-weight: 300 !important">İyi fotoğrafçılığı sırrı meraklı, özenli olmak da uzun yaşamanın sırrı farklı mı? Değil. 2 çocuk, 4 de torun sahibi olan Foto Şık, röportajı şu sözlerle noktaladı: “Kendine bakacaksın. Ben hiç sigara içmedim, içki içerdim ama az. Yiyeceğime dikkat ettim. Tansiyondan başka sağlık sorunum yoktur. Gideceğimiz yol nedir? O yol varken bu saatten sonra bir şey düşünmezsin”.</span></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-105806" src="https://www.vekibris.com/wp-content/uploads/2022/11/Image20-foto-sik.jpg" alt="" width="652" height="400" srcset="https://www.vekibris.com/wp-content/uploads/2022/11/Image20-foto-sik.jpg 652w, https://www.vekibris.com/wp-content/uploads/2022/11/Image20-foto-sik-300x184.jpg 300w" sizes="(max-width: 652px) 100vw, 652px" /> <img decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-105807" src="https://www.vekibris.com/wp-content/uploads/2022/11/Image19-foto-sik.jpg" alt="" width="652" height="400" srcset="https://www.vekibris.com/wp-content/uploads/2022/11/Image19-foto-sik.jpg 652w, https://www.vekibris.com/wp-content/uploads/2022/11/Image19-foto-sik-300x184.jpg 300w" sizes="(max-width: 652px) 100vw, 652px" /> <img decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-105808" src="https://www.vekibris.com/wp-content/uploads/2022/11/Image18-foto-sik.jpg" alt="" width="652" height="400" srcset="https://www.vekibris.com/wp-content/uploads/2022/11/Image18-foto-sik.jpg 652w, https://www.vekibris.com/wp-content/uploads/2022/11/Image18-foto-sik-300x184.jpg 300w" sizes="(max-width: 652px) 100vw, 652px" /> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-105809" src="https://www.vekibris.com/wp-content/uploads/2022/11/Image17-foto-sik.jpg" alt="" width="652" height="400" srcset="https://www.vekibris.com/wp-content/uploads/2022/11/Image17-foto-sik.jpg 652w, https://www.vekibris.com/wp-content/uploads/2022/11/Image17-foto-sik-300x184.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 652px) 100vw, 652px" /> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-105811" src="https://www.vekibris.com/wp-content/uploads/2022/11/Image15-foto-sik.jpg" alt="" width="652" height="400" srcset="https://www.vekibris.com/wp-content/uploads/2022/11/Image15-foto-sik.jpg 652w, https://www.vekibris.com/wp-content/uploads/2022/11/Image15-foto-sik-300x184.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 652px) 100vw, 652px" /> <img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-105812" src="https://www.vekibris.com/wp-content/uploads/2022/11/Foto-sik-mage21.jpg" alt="" width="652" height="400" srcset="https://www.vekibris.com/wp-content/uploads/2022/11/Foto-sik-mage21.jpg 652w, https://www.vekibris.com/wp-content/uploads/2022/11/Foto-sik-mage21-300x184.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 652px) 100vw, 652px" /></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.vekibris.com/tarihe-fotograflariyla-imza-atan-bir-isim-mehmet-sik/">TARİHE FOTOĞRAFLARIYLA İMZA ATAN BİR İSİM: MEHMET ŞIK</a> first appeared on <a rel="nofollow" href="https://www.vekibris.com">Ve Kıbrıs</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.vekibris.com/tarihe-fotograflariyla-imza-atan-bir-isim-mehmet-sik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
