Ersin Tatar’ın seçim kampanyası yeni bir aşamaya girdi. Kampanya ekibi tarafından hazırlanan “seçim malzemeleri” beklenen etkiyi yapmaz ve hatta “ters etki” yaparken Ulusal Birlik Partisi, örgütlerini devreye sokarak kampanyanın motoru haline geldi.
Kampanyadaki bu “yeni durum”, bizzat Ersin Tatar tarafından da kabullenilmiş görünüyor. Tatar, uzun bir aradan sonra UBP kimliğiyle veya yeni genel sekreter Ahmet Savaşan tarafından yapılan paylaşımları, kendi sosyal medya hesaplarından yeniden paylaştı ve iş birliği mesajı vermeye başladı.

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
Ersin Tatar’ın kampanyasındaki bu değişim, Başbakan Ünal Üstel’in kontrol edemeyeceği şekilde UBP dışında bir kampanya örgütleme çabalarının başarısızlığa uğradığını gösteriyor.
Kampanya örgütlenmesinin nasıl olacağına ilişkin tartışmalar, geçen hafta sonuna kadar devam etti. Tatar’ı destekleyen üç partinin çalışmalarını koordine etmek amacıyla oluşturulan ve Seçim Koordinasyon Merkezi (SKM) olarak isimlendiren birimin başına geçirilmek istenen Hasan Taçoy, hiçbir yetkisi olmadığını ileri sürerek görev yapamayacağını duyurdu. Taçoy, “hangi yetkilerle donatılmak istediği” sorusuna ise başbakana ait olan yetkileri anlatarak yanıt verdi. Türkiye’den gelen kampanya liderleri, bu durum karşında, Ünal Üstel’in kendine ait yetkileri paylaşmayacağını hesap ederek çalışmaların partiler aracılığı ile sürdürülmesine karar vermek durumunda kaldı.
Kampanya liderliğinin bu kararı almasında Ulusal Birlik Partisi’nde yapılan seçim örgütlenmesi ve genel sekreterlik değişimi sonrasında yaşanan hareketlilik de etkili olmuşa benziyor. Bu çalışmaları olsun aksatmamak isteyen kampanya liderliği, seçim çalışmalarının esas olarak Tatar’ın destekçisi partiler tarafından sürdürülmesine olanak verirken Tatar da kendi paylaşımları ile UBP tabanına “onlardan ayrı olmadığı” mesajını vermeye başladı.
Bu gelişmelere karşın Tatar’ın kampanyasındaki sorunlar tam anlamı ile çözümlenmiş değil. Kampanya logosuna yansıyan “Kuzey Kıbrıs Türkiye Cumhuriyeti” yanlışlığı ve beş yıllık sürede hiçbir “atak” yapılmadığının itirafı olarak algılanan “atak diplomasi” vizyonu gibi içerik yanlışları, kampanya ekibinin üzerinde gerekli siyasi ve teknik denetimin sağlanamadığını gösteriyor. Ne kadar güçlü ve becerili olursa olsun konulara yabancı bir kampanya ekibine yerel bir destek sağlanması gerekli ve hatta zorunludur. Bu hataların Türkiye’den gelen iletişim uzmanlarından daha çok onlara gerekli bilgilendirmeyi yapamayan ve gerekli kontrolleri gerçekleştiremeyen Tatar’ın yakın çevresinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
UBP hareketlendi… Bundan böyle Tatar’ı, UBP toplantılarında daha fazla göreceğiz. Bunun belli bir toparlanma sağlaması, kırgın UBP’lileri harekete geçirmesi beklenebilir.
Kampanyanın içeriği ise bir türlü yerine oturmadı; oturtulamadı. Tatar’ın “iki devlet politikasını” nasıl hayata geçireceğine veya “atak diplomasiyi” nasıl becereceğine dair inandırıcı olması beklenmiyor.
Tatar’ın işi hala daha çok ama çoook zor görünüyor!

