Cumhurbaşkanı adayı Ersin Tatar ve arkadaşları, Rum tarafının silahlanmasına, yeni anlaşmalar yaparak savunma kapasitesini artırmasına dikkat çekiyorlar.
Uzun zamandır yaşananları hepimiz biliyoruz. Rum tarafı, başta ABD, Fransa ve İsrail olmak üzere çeşitli devletlerle “savunma iş birliği anlaşmaları” yapıyor. Bu kervana Hindistan bile katıldı.
Türkiye bu duruma seyirci kalmayacak herhalde… Açıklama yok ama adadaki askeri kapasitenin artırılmakta olduğuna kuşku duymamamız gerekir. Türkiye, Çelik Kubbe ismi verilen bir hava savunma sistemi üzerinde çalışıyor. Bunun Kıbrıs’ı da kapsayacak şekilde kurgulandığını sanıyorum.
Silahlanma arttıkça, savaş tehlikesi de yaklaşacaktır.
Seçim sürecinde Rum tarafının silahlanmasına ve savaş tehlikesine dikkat çekiliyor ama bu tehlikeyi nasıl savuşturacağımıza dair herhangi bir şey söylenmiyor. Onlar silahlanıyor ve savaşa hazırlanıyorken bizim de savaşa hazır olmamız gerektiği ima ediliyor. Seçim kampanyası buna dayandırılıyor. Savaşacaksak Ersin Tatar’ın önderliğinde savaşacağız anlaşılan!
Öncelikle savaşı önlemeye odaklanmamız gerekiyor. Bu savaş tehlikesi, Kıbrıs sorununa çözüm bulma umutlarını canlı tutarak savuşturulabilir.

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
İlle de savaşacaksak bile Prusyalı general ve savaş kuramcısı Carl von Clausewitz’in deyimiyle “siyasetin başka araçlarla devamı olan” bir savaş sürdüreceğiz. Canlar gidecek, insanlar acı çekecek, kaynaklar tükenecek ve sonuçta yine bir anlaşma yapmak zorunda kalacağız.
Bugün aralarında seçim yapmak durumunda olduğumuz adaylardan hangisi, bu zorlu durumu aşmamıza ve barışa ulaşmamıza yardımcı olabilir dersiniz?
Savaş çıkarmak için acele eden biri olarak Tatar mı; savaştan kaçınmak için farklı yöntemler deneyerek çözüme ulaşmaya çalışan Erhürman mı?
Durmadan savaş çığırtkanlığı yapılıyor. Milliyetçi bir toplumuz ya; savaştan veya kan dökmekten de hoşlandığımız varsayılıyor anlaşılan… Savaş çıkacaksa başımızda Tatar’ın olması gerektiği gibi bir kanaatimiz olduğunu düşünülüyor bile olabilirler.
Savaştan kaçınmak ve sorunlarınızı diplomasi ile çözmek esastır. Savaş kaçınılmaz olursa bu savaştan en erken zamanda kurtulmak ve isteklerinizi masa başında kabul ettirmek için çaba harcamak da siyasilerin başlıca görevidir. Diplomasi savaş ortamında bile devam eder; her zaman öyle olmuştur! Bizim, bizi diplomasiye döndürecek bir başkana ihtiyacımız var. Onun kim olduğuna da bu halk karar verecek.

