PARA KALMAYINCA TASARRUFA MI BAŞLADIK?

DEVLET HARCAMALARI KISITLANIYOR. BELLİ Kİ BUNU TÜRKİYE İSTEDİ. 2026 YILI MALİ PROTOKOLÜ BİLE HALA BELLİ DEĞİLDİR. ZOR GÜNLER GELDİ; NE YAPACAĞIMIZA KARAR VERMEMİZ GEREKİYOR!

0
blank

Tasarruf, “biriktirme” demektir. Var olanı kullanmamak ve gelecek için saklamak demektir.

Tasarruf, gelirin bir kısmını harcamayıp biriktirme, kaynakları idareli kullanma ve gereksiz tüketimden kaçınma davranışıdır. Harcanabilir gelir ile tüketim arasındaki fark olan tasarruf, finansal güvenlik sağlama, geleceğe yatırım yapma ve bilinçli tüketim amacı güden bir tutumdur.

KKTC Bakanlar Kurulu, Cuma ve Cumartesi günleri yaptığı uzun toplantılardan sonra kamu harcamalarına bazı kısıtlamalar getirildi. Kötü bir yaklaşım değil ama kesinlikle GEÇ KALINMIŞ bir karardır. Harcanacak para kalmadığı için alınmış bir karardır.

Hepimiz biliyoruz ki kamu görevlilerinin maaşlarını ödemekte zorluklar yaşanıyor. Aylık 2,5 milyar TL kadar bir gelir-gider farklılığı vardır ve bu fark borçlanma ile finanse edilmektedir. Borçlanılan kısım da yine borçla ödenmektedir. 2026 yılının ilk iki ayında yapılan borçlanma 12 milyar Türk Lirası’na erişmiştir.

Bu sürdürülemez durum ortaya çıktıktan sonra alınan tedbirlere TASARRUF TEDBİRLERİ denemez. Ortada tasarruf edilecek bir kaynak yoktur; ödenemeyecek giderler vardır ve “kısıtlama” başlamıştır.

Asıl sorun, KKTC devletinin bütün beklentileri karşılama iddiasıdır! Böyle bir devlet zaten yoktur ama KKTC’nin böyle bir devlet olabilmesi ihtimali SIFIRDIR!

“Türkiye bizim her ihtiyacımızı karşılamaya muktedirdir!” veya “Bizim harcamamız nedir ki? Türkiye’nin bir ilçesi kadar bile değiliz!” gibi yaklaşımlarla Türkiye’nin bizi sonsuza kadar iyi bir şekilde yaşatacağı beklentisinin gerçekçi olmadığı da ortaya çıkmıştır.

“Tasarruf” denildiğine göre, esasen Türkiye Cumhuriyeti tasarruf edecek demektir. Türk halkı yoksulluğun pençesinde kıvranıp durmaktadır. Sınırlar ateşle çevrilmiştir. Bir yangın bitmeden bir yenisi başlamaktadır. Türkiye’yi bekleyen harcamaları öngörmek bile imkansızdır. Türkiye Cumhuriyeti, zorunlu harcamalar dışındaki harcamaları kesmek zorundadır.

Bu tedbirlerin alınmasını “siz de bir şeyler yapın” diyerek Cevdet Bey istemiş olmalıdır.

blank

Zaten borçlanmanın yolu da Türkiye’den geçmektedir. Ziraat Bankası, istediğimiz kadar borç vermekle görevlendirilmiştir ama bıçak gelmiş ve kemiğe dayanmıştır. Cevdet Yılmaz’a ise “Siz de tedbir almazsanız, borçlanma olanağınız da kalmayacak” demek kalmıştır.

Asıl enteresan olacak olan şey, bu tedbirlerin siyasi yaşama etkileri olacaktır: UBP tarafından işe sokulmayı bekleyen veya “CTP iktidara gelsin de bizi de kamuya alsın” diye hesap yapanlar bu tasarruf tedbirlerini nasıl karşılayacak?

Kamudan beslenme umudu kalmazsa gerçek siyasete dönecek ve toplumsal projelerini gerçekçi bir şekilde oluşturup ikna edici bir şekilde anlatanların peşinden yürümeye başlayacak mıyız; yoksa bu badireyi de atlatıp alıştığımızın düzenin geri gelmesini mi bekleyeceğiz?

Tasarrufu boş verin; esas olarak bu sorulara yanıt vermek gerekiyor!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz