Akdeniz’in kuzey sahillerinde yer alan ormanların yaz aylarındaki iklim koşullarına dayanamayarak en fırsatta yandığını biliyoruz. Türkiye örneğinden gördüğümüze göre yangınlar, daha kuzeye doğru tırmanmaya başladı; Bursa’ya ve Karadeniz’e ulaştı.

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
Sadece Türkiye değil tabii, yangınlar Karadağ, Hırvatistan ve Sırbistan gibi daha kuzeyde yer alan Balkan ülkelerinde de etkili olmaya başladı.
Bu yangınlara müdahale etme konusunda yetersiz kalındığı ise çok açık… Son olarak Karadağ, yangınlara karşı yardım talep etti ama yanı başındaki komşuları Sırbistan ve Hırvatistan bile yeterli desteği veremedi.
Kıbrıs’ta yaşadıklarımızı dikkate almıyorum bile… Burada siyasi bir sorun var ve karşılıklı yardımlaşmaya engel oluyor… Karadağ örneğinde böyle bir sorun yok ama yardımlaşma yine de yetersiz kalıyor.
Buna karşın azgınlaşmış bir savunma sanayine ve harcama çılgınlığına tanıklık ediyoruz. Herkes, savunma sanayinin öneminden, savunma harcamalarının artırılması gerektiğinden söz ediyor. Ormanlarını koruyamayan devletler, ülkelerini korumak için harıl harıl silahlanmaya çalışıyorlar. Gayrı Safi Milli Hasılalarının %5’i savunmaya harcamak için yarışıyor; eğitim ve sağlık harcamalarını kısıyorlar.
Ne yazık ki kamuoyları da bu işin peşine katılmış görünüyor. 40-50 yıl önceki gibi silahsızlanma hareketlerine pek sık rastlanmıyor. Herkes, kendi ülkesinin en güçlü olmasını isterken ormanlarının yanmasına, çevre koruma önlemlerinin yetersiz kalmasına, insanlarının yetersiz eğitim ve sağlık hizmeti almasına göz yumuyor.
Ne garip bir düşünce yapısına teslim olduğumuzun farkında varmak zorundayız: Sağlık sistemi yetersiz olsun, ormanlar yansın yok olsun ama yüzlerce füzemiz, binlerce insansız hava aracımız olsun!
Bu düşüncenin daha ileri gidebileceğini düşünmüyorum tabii… Avrupa’daki paniğin kısa bir süre sonra son bulacağını ve silahsızlanma hareketlerinin Avrupa merkezli olarak canlanacağını düşünüyorum ama hepimizin “ormanlarını koruyamayan devletlerin ülkelerini nasıl koruyacağını” düşünmemiz gerektiğini vurgulamak istiyorum.

