“MÜZAKERE EDEREK ÇÖZÜMDEN UZAK DURMAK” İSTEMİYORUZ!

0
blank

Erhürman ile Hristodulidis, yarın görüşüyorlar…

Görüşme süresi bir saatle sınırlı tutuldu. Bu sınırlamanın özellikle Cumhurbaşkanı Erhürman’dan kaynaklandığını düşünüyorum. Sözü uzatmadan Rum tarafı ile ilişkilerin şeklini belirleyeme çalışıyor.

Bu ilişki iki başlık altında toplanabilir. Birincisi, Kıbrıs sorununa çözüm bulmak; ikincisi Ada’daki yaşamı iyileştirmek…

blank
CUMHURBAŞKANLIĞI’NDA TOPLANAN PARTİLER, YARINKİ GÖRÜŞMEYİ DEĞERLENDİRDİLER VE TOPLANTIDAN MUTLU AYRILDILAR. BU BİLE, YENİ YOLUN ETKİNLİĞİ KONUSUNDA GÜVEN DUYMAMIZI SAĞLIYOR.
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

Türk tarafı, eskisi gibi bir müzakere süreci başlatmak istemiyor. “Müzakere süreci” diye kavramsallaştırdığımız çözümün ayrıntılarının görüşüldüğü süreçler yaşadık. Ayrıntılarda boğulduğumuz, zamanın akıp gittiği bir süreç… Türk tarafı böyle bir süreç istemiyor. “Çözüm niyeti ortaya çıksın ve çözümün esasları da belli olsun; ondan sonra ayrıntılar konuşulur, anlaşılır” şeklinde özetlenebilecek bir politika izliyor.

Erhürman, bu politikanın temel bir unsuru haline getirdiği dört koşulunu bugün Hristodulidis’e sunacak… Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan bunu demeçleri ile destekliyor; denenmiş yöntemleri yeniden denemeyeceklerini veya çözümün iki devletin birlikteliğinden geçtiğini vurguluyor.

Hristodulidis, bildiğimiz nakaratı tekrar edip duruyor. Müzakerelerin Crans Montana’da kesintiye uğradığı yerden başlamasını umuyormuş… Neden kesildiğini belirlemeden; neler olup bittiğini tam olarak anlamadan ve aradan geçen sekiz yılda olanları görmezden gelerek aynı süreci yeniden başlatmak isteğinin kendisi bile, “müzakere ederek çözümden uzak durmak” arayışında olduğunu gösteriyor.

blank

Tufan Erhürman bunu istemediğini defalarca ve açıkça söyledi. “Müzakere ederek çözümden uzak durmak” istemiyoruz! Anladığımız odur ki Türkiye de bunu istemiyor. Başka şeyleri bilemeyiz ama Erhürman ile Erdoğan en azından bu konuda tam bir fikir birliği içindedirler.

Bu iyi bir noktadır… Kimse bize, “çözecekmiş gibi müzakere edin ki Türkiye-AB yakınlaşmasına katkıda bulunun” diyemez! Kimse bizden, “Türkiye-Hristodulidis pazarlıklarının sessiz bir gözlemcisi” olma rolünü dayatamaz. Biz, “siyasi bir varlık” olma mücadelesi veriyoruz ve Cumhurbaşkanı Erhürman, en azından şimdiye kadarki performansıyla, bu mücadelenin lideri olduğunu gösteriyor.

Önceki günkü partiler toplantısının da bu çerçevede tam bir anlayış birliği içinde geçtiğini anlıyoruz. Bu mücadele birlik olmamızı da kolaylaştırıyor.

Yeni bir yol inşa ediliyor… Bu yolun bizi çözüme götürmesi en büyük beklentimizdir ama müzakere ediyor olmak için müzakere etmeyeceğiz. Müzakere etmek için müzakere etmek yerine Ada’daki yaşamı iyileştirme vaat eden yoldan ilerlemeye çalışacağız.

Yolumuz bu!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz