Kamu görevlileri ve emekli maaşı ödemeleri için bütün kaynakları kullanır duruma gelen KKTC Maliye Bakanlığı, Taşınmaz Mal Komisyonu’na yasal olarak aktarmak zorunda olduğu kaynakları da maaş ödemelerinde kullanmaya başladı.
Güvenilir kaynaklardan elde edilen bilgilere göre 1,5 yıl önce taşınmaz mal devirleri ile ilgili yapılan yasal düzenleme ile yabancılara devirlere konan ek vergilerden toplanan 41 milyon sterlin dolaylarındaki kaynak aradan geçen uzun süreye karşın Taşınmaz Mal Komisyonu’nun kullanımına sunulmadı. Tapu Dairesi aracılığı ile toplanan ve Maliye Bakanlığı hesaplarına yatırılan paranın gecikmeksizin Taşınmaz Mal Komisyonu’na aktarılması yasal bir zorunluluk olduğu halde bu kaynağın da maaş ödemelerinde kullanılması komisyonun etkin olarak çalışmasını önlemiş görünüyor.
Bilindiği gibi mülkiyet sorununun çözümünde bir araç olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları uyarınca kurulan Taşınmaz Mal Komisyonu bütün siyasi liderler tarafından “Kıbrıs Türk tarafının uluslararası alanda elde ettiği en önemli kazanım” olarak değerlendiriliyor. Komisyonun etkin olarak çalışmadığına ilişkin olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ile mahkemenin bağlı olduğu Avrupa Konseyi’ne yapılan başvurular ile komisyonun devamlılığını tehdit ediyor. Bu tehdide karşılık Kıbrıs Türk tarafının Taşınmaz Mal Komisyonu’nu “etkin olarak” çalıştırması gerektiği üzerinde duruluyor ve böyle bir çalışma için en büyük engelin “kaynak sorunu” olduğu sıklıkla dile getiriliyor.

Taşınmaz Mal Komisyonu’nun etkin olarak çalışıp çalışmadığına ilişkin sorunlar Aralık ayında toplanacak olan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’dir. Komite, üye devletlerin dışişleri bakanları veya onların temsilcilerinden oluşuyor. Komite’nin Aralık ayındaki toplantısında TMK ile ilgili başvuruları yeniden değerlendirecek.
Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Kuzey Kıbrıs’taki Taşınmaz Mal Komisyonu’nun (TMK) faaliyetlerini en son 2024 yılı Eylül ayında ele almış; TMK’nın geri iade, tazminat ve takas gibi başvurulara verdiği kararlar ve bu kararların Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından verilen “adil tatmin” kararlarıyla uyumluluğu tartışılmıştı.

