Kıbrıs Türk İnşaat Müteahhitleri Birliği (KTİMB), son dönemde alınan kararların ve uygulamaya konulan düzenlemelerin, inşaat sektörü başta olmak üzere ülke ekonomisinin önemli alanlarında belirsizlik ve kaos yarattığını ileri sürdü.
Sektörün artık günü kurtarmaya yönelik, plansız ve koordinasyondan uzak kararların bedelini ödemek istemediğini kaydeden Birlik, plansız uygulamalardan vazgeçilmesi, sektör temsilcileriyle diyalog başlatılması ve ülke ekonomisini zora sokan kararların gözden geçirilmesi çağrısında bulundu.
– “Atılan adımlar yeni sorunları da beraberinde getiriyor”
KTİMB tarafından yapılan yazılı açıklamada mevcut sorunların çözülmesi beklenirken, atılan adımların yeni sorunları da beraberinde getirmesinin sektörde tepkiye yol açtığı ileri sürüldü.
Ülke yönetiminde bütünlüklü bir yaklaşımın eksik olduğu savunulan açıklamada, “Kurumlar arası koordinasyonun yetersizliği, farklı kurumların birbirinden kopuk kararlar alması ve sektörlerle yeterli istişare yapılmadan uygulamaya konulan düzenlemeler, ekonominin önemli bir lokomotifi olan inşaat sektörünü her geçen gün daha büyük bir çıkmaza sürüklemektedir” ifadeleri yer aldı.
Dünya ekonomisinin yaklaşan büyük olası ekonomik risklere karşı alarm verdiği ve birçok ülkenin bu sürece yönelik ciddi tedbirler aldığı belirtilen açıklamada, “Ülkemizde yaşanan plansızlık ve öngörüsüzlük kabul edilebilir değildir. Sektör temsilcileri çözüm beklerken, alınan kararların yeni kriz alanları yaratması hem sektörümüzü hem de ülke ekonomisini ciddi bir riskle karşı karşıya bırakmaktadır.” denildi.
İnşaat sektörünün yalnızca müteahhitlerden ibaret olmadığı; binlerce çalışanı, onlarca alt sektörü ve ülke ekonomisine sağladığı katkı ile geniş bir ekosistemi temsil ettiği belirtilen açıklamada, bu nedenle sektörü doğrudan etkileyen kararların masa başında, sektör temsilcileriyle istişare edilmeden alınmasının “kabul edilemez” olduğu kaydedildi.
Açıklamada şunlar ifade edildi: “KTİMB olarak çağrımız nettir. Plansız ve koordinasyondan uzak uygulamalardan derhal vazgeçilmeli, sektör temsilcileriyle gerçekçi ve yapıcı bir diyalog başlatılmalı ve ülke ekonomisinin temel dinamiklerini zora sokan kararlar gözden geçirilmelidir. Aksi takdirde ortaya çıkacak ekonomik ve sektörel sorunların sorumluluğu, bu uyarılara rağmen gerekli adımları atmayan karar vericilere ait olacaktır.”


