GÜNDEM, “BOŞ” VE “BOŞA” KONUŞMALARLA DOLU!

“Boş konuşma” var… “Boşa konuşma” var…

Boş konuştuğunuz zaman aslında hiçbir şey anlatmaya çalışmıyorsunuz demektir. Boşa konuştuğunuzdaysa, anlatmaya çalıştığınız birşeyler vardır ama gerçek hayatta bir karşılığı olmayacaktır.

Bu ülkede bizler, ya “boş konuşuyoruz” ya da “boşa”!

BOŞ KONUŞMALAR

KKTC’nin gelişip kökleştiği söyleniyor mesela… Anlatmaya çalıştığı bir şey yoktur! Boş konuşmadır! Gelişen nedir; köklerimiz nereye kadar uzanmıştır; anlatmaya teşebbüs eden bile yoktur. Amaç, laf-ü güzaftır!

Günün önemli bir bölümünü Kıbrıs sorununu tartışarak geçiriyoruz. Kimimiz federasyondan, kimimiz iki devletli çözümden bahsediyor. Biliyoruz ki her siyasi sorun muhatapları ile birlikte çözülür. Kıbrıs Rum tarafı şimdiye kadar federal çözüme yanaşmamıştır; iki devletli çözüme de yanaşacak değildir. Bu karşın biz konuşmaya devam ediyoruz. Boş konuşma!

Sadece KKTC’de değil, Türkiye’de de gündem “boş konuşmalar” ile doldurulmuş vaziyettedir. Bir gün gaz bulunur; ertesi gün uzaya çıkılır. Daha bunlar unutulmadan Türkiye en fazla gelişen ülke ilan edilir. Bu gündem ister istemez bizi de ilgilendirir ve içine çeker! Boş konuşmalar devam eder, gider!

Bütün bunların “boş” olduğu meydana çıktığı zaman, “yabancı güçler” veya “düşmanlar” ortaya çıkar. Kimdirler, nedirler bilinmez… “Boş konuşmaların” devam edebilmesi için “içi boş düşmanlıklar” yaratılır!

BOŞA KONUŞMALAR

Savaş zamanlarında bile bu kadar “karartma” olduğunu hatırlamıyoruz. Yollar karartılmış vaziyettedir ve bu yollarda her akşam birileri ölüyor. Ölenlere rahmet, geride kalanlara başsağlığı diliyor ve bitiriyoruz. Sosyal medya paylaşımları bunlarla dolup taşıyor. Yolların durumunu veya aydınlatmayı boşuna konuşup duruyoruz. Bunları dinleyen yoktur; yapılması gerekenleri yapmaya teşebbüs edecek bulunmamaktadır.

Salgın yönetimi için daha fazla elemana, yatağa, kısaca kaynağa ihtiyacımız vardır. Konu açıldığı zaman Türkiye tarafından yapılan Acil Durum Hastanesi’ne şükrederek konuşmayı tamamlıyor; bizim yapmamız gerekenleri atlıyoruz. İnsanlar evlerinde ölüyor; Sağlık Bakanı ilaç alacak parası olmadığından yakınıyor. O da, biz de boşa konuşmaya devam ediyoruz. Duyması gerekenlerin dinlemeye bile takadı kalmamıştır!

Yaz mevsimini okulların mutlaka açılması ve devam etmesi gerektiğini konuşmakla geçirdik. İlk günden gördük ki bütün konuşmalar boşuna yapılmıştır; muhatap yoktur!

GÜNDEMİ DOĞRU SAPTAMAK

Her gün haber siteleri veya televizyonlar bu konuşmalarla dolup taşıyor.

“Boş konuşuluyor” diyerek de “boşuna konuşup” durduyoruz. Bu “boş” veya “boşuna” konuşmalarla zamanın akıp gittiğini görmezlikten geliyoruz.

Demokrasi dediğiniz şey, kamuoyu baskısı ile birlikte çalışır; kimisi göreve gelir, kimisi istifa etmek zorunda kalır. Çözüm üretebilen kalır, üretemeyen gider.

Kamuoyu, “boş” veya “boşuna” konuşmalarla meşgul edilir; gerçek sorunların gündeme gelmesi engellenirse sorunların çözümsüz kalması; çözümsüzlükten yılan kitlelerin ortak toplumsal sorunlarla ilgisini kesmesi kaçınılmazdır. Böylece ortada ne kamuoyu kalır, ne de demokrasi!

Belki sonrasında konu, halkın suçlanmasına gelecektir. “Koyun gibi bir halk. Bakın kimlerin peşine takılmış?” diyerek işi hakarete kadar vardıracağımız da kesindir.

Bütün bunlar, başta aydınlar ve medya mensupları olmak üzere bizim gündemi doğru bir şekilde dolduramadığımız için yaşanmaktadır ve yaşanacaktır.

Biz de kendimizi, “boş” veya “boşuna” konuşmalarla var edebilmekteyiz aslında! Sonuçtan da olukça memnun olmalıyız!

1 YORUM

Aziz Kent için bir cevap yazın İptal

Please enter your comment!
Please enter your name here