FRANSA MAHKEMELERİ “BÜYÜK BİR FIRSAT” YARATTI!

FRANSA MAHKEMELERİNİN KARARI, PROTOKOL 10'U HATIRLATIRLATIYOR. AB MUKTESEBADI KUZEY KIBRIS'TA GEÇERLİ DEĞİL... BU SADECE GÜNEY KIBRIS'TA AÇILAN MÜLKİYET DAVALARI İÇİN DEĞİL, DAHA BAŞKA PEK ÇOK OLAY İÇİN BİR "FIRSAT" OLARAK DEĞERLENDİRİLEMEZ Mİ?

0
blank

Cumhurbaşkanlığı’nda mülkiyet komitesi kurulmuş; çalışıyor!

Bu arada Fransa’dan büyük bir hediye geldi: Fransız mahkemeleri, AB kurallarının Kuzey Kıbrıs’ta geçerli olmadığını belirlediler. Bu saptamaya dayanarak Kıbrıs Rum Yönetimi’nin talep ettiği Avrupa tutuklama müzekkeresini kabul etmediler.

Hepimizin ağzına pelesenk olan “10’ncu protokol” diye bir şey vardır: Kıbrıs’ın AB’ye katılım anlaşmasının eklerinden biri olan bu belge, AB müktesebatının Kuzey Kıbrıs’ta askıda olacağını belirtmektedir. Kıbrıs Rum Yönetimi, bu eki kabul ederek AB üyesi olurken Kıbrıs’ı üye olarak kabul eden AB devletleri de bunu onaylamışlardır.

Fransız mahkemelerinin verdiği karar, müktesebatın askıda olmasının Kuzey’de işlendiği ileri sürülen suçların Kıbrıs Rum yönetimi makamları tarafından takip edilemeyeceği anlamına geliyor galiba… Bizim hukukçular nasıl değerlendiriyor bilmiyorum ama anladığım kadarıyla Fransız mahkemeleri böyle diyor!

Hangi hukukçu hangi yorumu yaparsa yapsın, bu yorumların uluslararası alanda sınanması ve kabul görüp görmediğinin denenmesi gerekir.

Bu noktada bir “eylem planına” ihtiyaç olacaktır. Çok yönlü bir plana…

Geçtiğimiz günlerde adayı ziyaret eden Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Van der Leyen’e rehberlik yapan Tatiana Loizidou örneği önümüzde duruyor: 1989 yılında Türkiye aleyhine ilk mülkiyet davasını dosyalayan Loizidou, AİHM davasından önce Yeşil Hat boyunca Kıbrıslı Rum kadınların örgütlediği eylemlere katılmıştır. Bu eylemlere katılması, dava sürecinden bağımsız değildi; bu eylemlerde yaşananlar mahkemeye “kanıt” olarak sunulmuştu. Ortada planlanmış bir şekilde “kanıt yaratma çabası” vardı yani.

blank

Kimse oturduğu yerde dava kazanmıyor! İmaj dediğiniz şey de tembellikle veya hiçbir fedakârlık yapmadan üretilemez! Lobicilik ise “hade yapalım” demekle olmuyor! Ne yapacaksanız emekle, bilgiyle, zaman ve kaynak ayırarak yapacaksınız. Loizidou’nun arkasında Kıbrıs Rum devleti olmasaydı, “Loizidou davası” da olmazdı. Buna ne zamanı ne parası ne de bilgisi ve ilişkileri yeterdi diye düşünüyorum.

Şunu bilir, şunu söylerim: Maaş ödemekle dava kazanılmaz!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz