Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’ın Lefkoşa’daki devri teslim töreninden sonra UBP yönetimine hesap sorması bekleniyordu. Sormadı. “Siz işinize bakın. Seçim de düşünmeyin kurultay da” dedi ve gitti. UBP içindeki muhaliflerle de ilgilenmedi.
Yılmaz, neyin ne olduğunu bizden daha iyi biliyor aslında… KKTC’deki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra Ankara’daki basından ve siyasi çevrelerden yansıyan bilgiler, bu seçimden esas olarak Milliyetçi Hareket Partisi’nin zarar gördüğünü ve buna oldukça öfkelendiğini gösteriyor. AK Parti çevreleri Erhürman ile ilişkilerini geliştirip kamuoyunu iş birliği için hazırlamaya çalışırken MHP’lilerin bu çabaları torpilleme girişimlerini ibretle izliyoruz zaten…
Aslında bu çatışma, Türkiye’nin geleceğini de etkileyebilecek önemdedir.
Başkanlık sistemine geçmekle birlikte kazanabilmek için marjinal partilerin desteğine ihtiyaç duyan Recep Tayyip Erdoğan’ın devleti parçalara ayırarak her parçayı başka bir parti veya tarikata tahsis ettiği bilinen bir gerçektir. MHP’lilere adalet, Destici’ye polis, Menzil tarikatına sağlık bakanlığı v.s.

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
Bu arada, MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin bu koalisyonun AK Parti’den sonraki en güçlü grubu olarak Güney Doğu ve Kıbrıs sorunlarında “son sözü söyleme hak ve yetkisi” aldığı da üzerinde durulan ve az-çok kanıtlanmış bir söylentidir. Nitekim, Abdullah Öcalan’ın bu yetkiye dayanarak “kurucu önder” ilan ettiğini söylemek de yanlış olmayacaktır. Şimdi bu “yetkisini” Kuzey Kıbrıs’ı Türkiye’ye ilhak etmek için kullanmaya bile kalkışmıştır zaar!
Malumumuz olduğu üzere bazı yerel aktörlerimiz de bu görev bölümünün farkındadırlar ve siyasette MHP desteği ile ilerlemeye çalışıyorlar. Buna karşın, MHP’nin katı ve Türk dış politikasının ihtiyaç duyduğu manevraları kısıtlayan tutumu, Erdoğan’ı Kıbrıs sorunu üzerinden bir çatışma yaratarak bu sorunu MHP vesayetinden kurtarmayı planlamaya itmiş de olabilir. Son zamanlarda ABD ve Avrupa ile ilişkiler geliştirilmek istenirken Kıbrıs sorununda “iki devletli çözümden başka şey olmaz” yaklaşımına çakılıp kalmak hiç de kolay değil!
Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın son ziyaretinde, koalisyon ortakları ile yaptığı değerlendirmede KKTC seçim sonuçlarına aldırmadan “yola devam” talimatı vermesi MHP’nin bu konudaki tepkilerini yönetmeyi amaçlıyor olabilir. Seçimden bu kadar kısa bir süre sonra hükümet düzeyinde yapılacak herhangi bir değişiklik veya tavır geliştirme Ankara’daki çatışmayı içinden çıkılmaz bir hale sokabilir tabii… Yılmaz’ın asıl engellemek istediği şey de bu olabilir…
Kısıtlı kaynaklarla izlemeye çalışıyoruz… İzleyebildiğimiz ölçüde esas seçimin önümüzdeki dönemde Ankara’da yapılacağını görebiliyoruz.

