Tiyatro sanatımızın önemli isimlerinden Yaşar Ersoy’un yazıp yönetmeye hazırlandığı bir oyunun sahnelenmesi ile ilgili tartışmalar var. Yaşar Ersoy ve destekçileri Devlet Tiyatrosu Müdürü’nün davranışını “sansür” olarak niteliyorlar. Bu konuda duyarlılık göstermesi beklenen Başbakan Yardımcısı Kudret Özersay ise, konunun Devlet Tiyatrolarının bağlı bulunduğu Eğitim ve Kültür Bakanlığı tarafından inceleneceğini belirtiyor.

Siyasi iktidarlar politik kurumlardır ve devletin tiyatrosunu yönetme hakkını kazananlar bu kurumu da kendi tutumları doğrultusunda yönetmek istemektedir. Belki de bizde olan da budur. Cemal Özyiğit’in bakanlığı altındaki tiyatro başka, Nazım Çavuşoğlu’nun yönetimi altındaki tiyatro başka bir içerikle seyirci karşısına çıkmak istemektedir. Bakanların bu farklı eğilimleri ise devlet bütçesinden yapılacak harcamalarla finanse edilmektedir.

Adı üstünde, devletin tiyatrosu!

Bir devletin tiyatrosu olur mu? Olursa nasıl yönetilmesi gerekir?

Aslında olmamalı… Zaten Yaşar Ersoy, tiyatrocu olarak en önemli başarılarına devlet tiyatrosunda değil, oradan ayrıldıktan sonra imza atmıştır.  Bugünlerde Devlet Tiyatrosu Müdürü’nün tavrına gösterilen tepkiler de aynı şeyi işaret ediyor: Çıkın sokakta oynayın, yollar-sokaklar insan dolsun diye çağrılar yapılıyor. Öyle olacağı da görülüyor. Tartışmalara konu olan oyun Sarayönü’nde oynansa veya Surlariçi’nde bir sokak bir süre için tiyatro salonu halinde düzenlense neler olacağını hepimiz göreceğiz.

O zaman en iyi yol, Devlet Tiyatroları’nı feshetmek olarak ortaya çıkmıyor mu? Hem bu tür tartışmalar bir kez daha yaşanmamış, hem de halktan destek bulan sanatlar hakkıyla yaşatılmış olur.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here