“Biz Erhürman’ı seçersek federasyon olacak” diye düşünenlerimiz bile vardı sanırım. Dünyayı anlamadan Kıbrıs’ı anlamaya çalışmak gibi bir huyumuz var…
Türk basını ve siyasetçileri de bizi sinirlendiriyor ve düşünce yetilerimizi köreltiyor. “Büyük Türk ne isterse o olur” gibi bir havaları var…
Olaylara biraz daha geniş açıdan bakabilmek içinse sürekli ilgilenmek ve bilgilenmek gerekiyor. Bu da hiç kolay değil; zorumuza gidiyor.

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
Rum lider Hristodulidis’in “Orta Doğu’da AGİT veya NATO benzeri bir bölgesel güvenlik iş birliği örgütü kurulması için gerekli siyasi koşulların olgunlaşması için çalıştıklarını” açıklaması, basit bir haber olarak geçiştirileceğine üzerinde ciddi şekilde düşünmeyi ama düşünmeye başlamadan önce ilgili olabilecek diğer aktörlerin bu konuda ne dediklerini araştırmayı gerektirir.
Önce Türkiye… Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Eylül ayında Amerika’da yapılan yoğun ve tartışmalı temaslardan sonra TRT Haber kanalında katıldığı programda, “Doğu Akdeniz’de güvenlik ve iş birliği mekanizmalarının geliştirilmesi gerektiğinden” söz etmişti. Türkiye’nin bu mekanizmalardan dışlanması tehlikesi hala geçerliliğini koruyor olmalı ki “Doğu Akdeniz’de Türkiye’ye karşı ittifak alanları inşa edilmeye çalışılıyor; bunları görür, diplomatik tedbirler geliştiririz; ancak bazı durumlarda diplomatik adımlar yetersiz kalırsa konu askere havale edilir” cümlesini de kullanarak hafif yollu bir de tehdit savurdu.
Bu tehdidin gündemde tutulması Yunanistan Başbakanı Miksotakis’in 2024 yılında ama yine Eylül ayında, New York’ta yaptığı konuşmada “Doğu Akdeniz için çok taraflı bir güvenlik ve işbirliği platformu” oluşturulması çağrısında bulunması mı diye düşünüyorum. İki paralel çağrı olması tehdit olarak algılanmak yerine uyumlu olmayı çağrıştırıyor ama Mitsotakis 5×5 diye ifade ederek beş ülkenin beş konuda iş birliği yapmasından söz ederken KKTC’yi görmezlikten geliyor; Yunanistan, Türkiye, Mısır ve Libya’nın Kıbrıs ile birlikte deniz güvenliği, münhasır ekonomik bölge (MEB) sınırlandırmaları, göç, deniz çevresi ve altyapı gibi beş konuda iş birliği yapması üzerinde duruyor.
Mitsotakis’in geçtiğimiz haftalarda Yunanistan parlamentosunda da tekrar ettiği bu arayış, Hristodulidis tarafından “Doğu Akdeniz NATO’su” gibi fromüle edilmeye çalışılıyor galiba…
Bu tartışmaların ayrıntılarında çok farklı görüş ayrılıklarının ortaya çıkacağından kuşku duymamak gerekir ama esas olanın “güvenlik ihtiyacının karşılanması için iş birliği yapılma beklentisi” olduğunun da görmezden gelinmemesi gerekiyor. Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs Rum tarafı aynı ihtiyacı dile getiriyorlarsa ortada ciddi bir durum var demektir herhalde…
Bu bilgileri biraraya getirdikten sonra yorum yapmak ve yazıyı uzatmak gerekmez sanırım… Hepimiz durumu anlamış bulunuyoruz: Kıbrıs bu sürece bugünkü haliyle katılamaz. Kıbrıs bugünkü durumda kalırsa Türkiye bu sürece katılmakta zorlanır. Türkiye dışlanırsa bu düşünce hayata geçemez. Durum ve Kıbrıs’ta çözüm ihtiyacı açıkça ortadadır!

