DENKTAŞÇILARIN HİÇBİRİ DENKTAŞ’I BİLMİYOR!

BİR KİTAP YAYINLANDI VE DENKTAŞ'IN TARTIŞILMASINI SAĞLADI. TARTIŞMAK İYİDİR DE OLAYLARI TARİHİ GERÇEKLİKLER, NEDEN-SONUÇ İLİŞKİLERİ VE BAĞLAMINDAN KOPARMADAN TARTIŞMAK GEREKİYOR. GERİSİ TARİHİ ANLAMAYI KOLAYLAŞTIRMAZ, ZORLAŞTIRIR.

0
blank

Kıbrıs tarihi ile ilgili yeterince okudum, artık okumamaya çalışıyorum. Dünyaya bir tek Kıbrıs sorunu ile ilgilenmek için gelmedik herhalde… Daha başka insanlık halleri ile ilgili şeyler de okumak gerekiyor. Müslümanlardaki nefretin kökeni ve insanın nasıl insan olduğu gibi şeyler… Rauf Denktaş hakkında olduğu söylenen kitabı da görmedim, okumadım; okumayacağım!

Bunca zaman okuduklarımdan çıkardığım sonuçlardan biri, yeraltı örgütlerinin otoritelerini öncelikle “temsil” iddiasında bulundukları topluluklara kabul ettirmeye çalıştıklarıdır. Bunun için cinayet işlemekten sakının hiçbir yeraltı örgütü olmamıştır. EOKA ve TMT, bundan istisna değildir.

Rauf Denktaş, farklı silahlı gruplar oluşturmaya çalışan Kıbrıslı Türk gençlerini birleştirmek amacıyla kurulan Türk Mukavemet Teşkilatı’nın üç kurucusundan biridir. Bu teşkilatı Türkiye’nin kontrolü altına sokmak gerektiğinin “düşünce babası” olduğunu anlıyorum. Gerekçesini, başlarında böyle bir otorite ve arkalarında böyle bir destek olmazsa silah edinmek, para toplamak, insanları görevlendirmek gibi konularda zorlanacakları ve kendi aralarında kavgaya tutuşabilecekleri olarak açıklıyordu. Sanırım haklıydı.

blank
DR. KÜÇÜK VE RAUF DENKTAŞ, ZAMANIN TÜRKİYE DIŞİŞLERİ BAKANI VE HÜKÜMETİN GÜÇLÜ ADAMI FATİN RÜŞTÜ ZORLU İLE BİRLİKTE… KAYNAKTA SOLDAN İLK KİŞİNİN KİM OLDUĞU BELİRTİLMEDİ AMA DR. ORHAN MÜDERRİSOĞLU OLABİLECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM. 1950’LERİN SONUNDA EN ÖNEMLİ ÇABALAR KIBRISLI TÜRKLERİN HAKLARINI TÜRKİYE YETKİLİLERİNE ANLATMAK İÇİN HARCANIYORDU. FOTOĞRAF O ÇABALARDAN BİRİNİ YANSITIYOR OLMALI. ANILARA GÖRE, DENKTAŞ, TÜRKİYE’NİN TMT İDARESİNİ ALMASI GEREKTİĞİNİ DE İLK OLARAK ZORLU’YA ANLATMIŞ.
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

TMT, hala tartışılan ve bugünden bakıldığı zaman “hoş görülmeyen işlere” imza attı. Bu işler ve Denktaş’ın sorumluluğu hakkında da çok şey yazıldı ve konuşuldu. Sanırım daha da yazılacak ve konuşulacak. Ortaya doğruluğu yadsınamayan yeni bir kanıt çıkmadıkça tartışmalara dahil olmak hiçbir şeyi değiştirmeyecek.

Denktaş’ı eleştiren birkaç bin yazı yazmış olmalıyım ama kendi siyasal deneyimim ışığında Denktaş’ı, esas olarak, 1974 sonrasında daha etkili bir toplumsal düzen kurulamaması veya Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilan edilmesi gibi siyasal şeylerden sorumlu tutarım. Başkaları daha özele girmeyi tercih edebilir. O zaman gerçekçi olmak daha da zorlaşır; daha titiz çalışmanız, daha çok emek ve zaman harcamanız gerekir.

Tarihe sonradan baktığınızda söylenecek çok şey bulabilirsiniz. Tarihi doğru kavrayabilmek için o günkü koşulları ve seçenekleri mümkün olduğunca dikkate almanız gerekir. Tam da bu nedenle, tarihi olayları kişiler üzerinden, kahramanlık veya hainlik hikayesi olarak değil, yaşanmış gerçekler olarak neden-sonuç ilişkileri bağlamında okumayı tercih ederim. Fırsat bulduğumda bağlamından kopmamaya çalışarak Denktaş ile ilgili görüşlerimi veya izlenimlerimi paylaşmaya da devam ediyorum.

Serdar Denktaş’ın paylaşımlarından, söz konusu “okumadığım kitapta”, Denktaş hakkında oldukça olumsuz ve dayanaksız şeyler yazıldığını anladım. Serdar Denktaş, bazı şeylere alışmış olsa bile kız kardeşleri çok üzüldüler. “Denktaşçı” diye ortada dolananların bu yazılanlara karşı çıkmaması, iki satırlık tepki göstermemesi aileyi yazılanlardan daha çok üzdü diye anladım. Serdar Denktaş, ilk mesajında aslında bunu dile getirdi.

Ve herkes sıraya girdi; Denktaş’ı yüceltmeye girişti!

Lafın bini bir para: Rauf Denktaş’ın İngilizcesini, hukuk bilgisini veya zekasını değerlendirecek kapasiteye nasıl eriştiklerini veya O’nu övecek yetkiyi nereden bulduklarını bilemediğim insanlar okuyamayacağımız kadar çok paylaşım yaptılar.

Yaptılar ama yine de baltayı taşa vurdular. Serdar Denktaş’ın asıl eleştiriyi malum kitabın yazarından daha çok kendilerine yaptığını bile anlamadan yazıp çizdiler. Denktaş’ın yazdıklarını okumadılar, hayatını incelemediler, mücadelesinin ne olduğunu anladıklarından da emin değilim ama sosyal medyayı doldurdular. Neyse ki sonunda yeniden Serdar Denktaş devreye girdi ve yeni bir paylaşımla olayın daha fazla siyasileşmeden anlamlı şekilde sonuçlanmasını sağladı. Kitabı okuyacak değilim…

Denktaşçı da değilim… Bana çok laf düşmez… Denktaşçı geçinenler hakkındaki gözlemimi paylaşarak “Hiçbiri Denktaş’ı bilmiyor” demekle yetineceğim!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz