Mustafa Akıncı’nın önemli destekçileri arasında yer alan Kemal Baykallı, 2020 seçimlerinde yaşananların siyasete bakışı ve siyasetin geleceğini etkilediğini belirtti.

Baykallı, Vekıbrıs’ın sorularına şu yanıtları verdi:

SORU: 2020 seçimlerini daha önceki seçimlerden farklı kılan özellikler ne oldu?

Kıbrıslı Türkler arasındaki siyasi polarizasyon yeni değil. Geçmişte de benzerleri yaşandı. Fakat hiçbir zaman fay hattı bu kadar keskin olmamıştı. Bu seçimi farklı kılan en önemli gelişme, geçmişte utangaç bir şekilde dile getirilen “Türkiye’ye karşı kendi irademiz” söyleminin sarih ve keskin bir şekilde, en üst perdeden ve kitlesel destek alan adaylarca dile getirilmiş olmasıdır. Bu seçimler Türkiye ve Kıbrıslı Türkler arasındaki inişli çıkışlı ilişkilerin bildiğimiz anlamdaki “masumiyetinin” de sonu olmuştur.

BAYKALLI: “Müdahale Rum resmi tezindeki ‘asıl sorun Türkiyedir’ söyleminin Kıbrıslı Türkler arasındaki kabulünü artırmıştır”

1974 sonrası Denktaş üzerinden şekillenen federal çözüm mücadelesi fay hattı, 2004’teki hayal kırıklığının ardından çözüm cephesinin (veya sol muhalefetin) Kıbrıslı Rumlara yönelik masumane bakış açısını değiştirmiştir. Bu seçimler ise “ne Ruma yama, ne Türkiye’ye ilhak” ifadesiyle Türkiye’deki mevcut iktidara da yeni bir cephe açmıştır. Türkiye’nin 1980li yıllardan beri şu veya bu aday yönünde tavır alması yeni değildir elbette ama bunun en üst düzeyde dillendirilmesi, kitlelerce dile getirilmesi, ve yaratılan güven krizinin boyutu yenidir. 

Kimileri Sayın Tatar’ın seçilmesini, ABD ve İngiltere’de entellektüellerin nefret ettikleri kendi liderlerinin seçilmesiyle kıyaslamaktadır. Buna da “zamanın ruhu” demektedirler. Oysa bizim buradaki farkımız, tartışmanın iç dinamikler üzerinden değil, Türkiye’nin müdahalesi üzerinden şekilleneceği gerçeğinde yatmaktadır.

2020 seçimleri, Kıbrıs sorununu Rumlar-Türkler arasındaki bir sorun olmaktan çıkarıp, Kıbrıslı Türklerin iradesi ile buna saygı duymayan bir Türkiye boyutuna taşımıştır. Diğer bir deyişle, yapılan bu müdahale Rum resmi tezindeki “asıl sorun Türkiyedir” söyleminin Kıbrıslı Türkler arasındaki kabulünü artırmıştır. Eğer Türkiye’nin niyeti gerçekten de KKTC’nin Türkiye’ye ilhakıysa elbette bunun çok da önemi yoktur. Ama amaç Kıbrıs Türk siyasetine ayar çekmekseydi, bunun ters teptiği ve sonuçlarının Kıbrıslı Türkler arasındaki Türkiye algısına zarar vereceği açıktır. 

SORU: farklılıkların siyasi hayata yansıması olmasını bekliyor musunuz? Ne gibi yansımaları olabilir?

Kıbrıs Türk sağı bu seçimi Türkiye’nin de desteğiyle kazanmıştır ama özellikle genç kuşaklarını kaybetmiştir. Kıbrıslı Türk gençlerin politizasyonu artık başta Kıbrıslılık kimliği üzerinden şekillenirken, şehirlerde ve siyasal söylemin üretildiği cenahlarda bu yoğunlaşmaktadır. 

Bu seçim sonucunun şehirlerde yaşayan, yüksek eğitim almış, gelir seviyesi belli bir düzeyde olan, genç kuşakların geleneksel KKTC siyasetinden uzaklaşmasını getireceğini; siyasal partiler ve temsiliyet alanlarının sağa ve Türkiye’ye yakın kesimlere bırakılacağını; bunun da siyasal kurumlarımızla siyasetle ilgilenen genç kesimlerimiz arasındaki ayrılığı derinleştireceğini düşünüyorum. 

Geçmişte “marjinal grupların söylemi” diye nitelendirilen söylemler ve bakış açısı, Kıbrıs Türk siyasetinin ana akım söylemi olmuştur. Farklı nedenlerle Ersin Tatar’a oy veren kesimlerde bile “irade”, “Kıbrıslılık”, “kendi kaderimizi biz belirlemeliyiz” karşılık bulacaktır. Türkiye’ye dönük bakış açısı sağda bile “tereddütler barındıran” bir noktaya taşınmıştır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here