ABD-İRAN GERİLİMİNİN KIBRIS TÜRK TURİZMİNE ETKİLERİ

"Mevcut tablo, sektör olarak hızlı ve koordineli bir refleks göstermemiz gerektiğini ortaya koyuyor. Türkiye pazarı bu noktada yeniden stratejik önem kazanmaktadır."

0
blank

TOLGA RAHVANCIOĞLU VEKIBRIS İÇİN YAZDI

ABD ile İran arasında tırmanan gerilim, Doğu Akdeniz’de güvenlik algısını doğrudan etkilerken, bunun turizme yansımalarını sahada net biçimde görmeye başladık.

Turizmin en prestijli fuarlarından ITB Berlin’e baktığımızda, sezon daha başlamadan ciddi bir tedirginliğin oluştuğu açıktı. Ortadoğu pazarındaki bazı ülke standları hava sahalarının kapanması nedeniyle fuara katılamadı. Türkiye ve KKTC kulislerinde ise ilginin zayıfladığı, rezervasyon akışının yavaşladığı ve iptallerin konuşulmaya başlandığı bir atmosfer hakimdi.

blank

Kendi operasyonlarımız özelinde tablo daha da somutlaştı. Ağrotur Üssü’ne yapılan saldırı sonrası hava sahalarının kapanması, özellikle Ortadoğu bağlantılı uçuşlarla Larnaka Havalimanı ve Baf Havalimanı üzerinden ülkemize gelecek misafirlerimizi doğrudan etkiledi. Malezya, Tayvan ve Japonya gibi pazarlardan gelen gruplarda iptaller başladı ve operasyonlarımız sekteye uğradı.

Baf Havalimanı’nın askeri üsse yakınlığı nedeniyle kapanması ise Avrupa pazarı operasyonlarını etkiledi. Yaklaşık 24 uçuşun iptal olduğu, bazı grupların tatillerini tamamlamalarına rağmen adadan ayrılamadığı, bazı grupların ise uçuş iptalleri nedeniyle ülkeye hiç gelemediği bir süreç yaşandı. Bu durum yalnızca operasyonel bir aksama değil, aynı zamanda destinasyon algısını etkileyen ciddi bir kırılmadır.

Son olarak ABD’nin vatandaşlarına yönelik yaptığı güvenlik çağrısında Ercan Havalimanı ve geçiş noktalarında bulunmamalarını tavsiye etmesi, turizm açısından psikolojik eşiği daha da aşağı çekmiştir. Turizm güven üzerine inşa edilir; algıdaki en küçük sarsıntı rezervasyon kararlarını doğrudan etkiler.

Mevcut tablo, sektör olarak hızlı ve koordineli bir refleks göstermemiz gerektiğini ortaya koyuyor. Türkiye pazarı bu noktada yeniden stratejik önem kazanmaktadır. Turizm Bakanlığı’nın ivedilikle sektörel bir kriz masası oluşturması, Türkiye pazarına yönelik güçlü bir pazarlama atağı planlaması, hafta sonu kampanyaları, charter destekleri ve kısa vadeli teşvik programlarını devreye alması gerektiğini düşünüyorum.

Turizm beklemeyi kaldırmaz. Kriz dönemlerinde hız, koordinasyon ve güçlü iletişim belirleyicidir.

Kıbrıs Türk turizmi geçmişte birçok zorlu süreci aşmayı başarmıştır. Bu süreci de doğru adımlarla yönetebilecek kapasiteye sahibiz. Önemli olan, zaman kaybetmeden ortak akılla hareket edebilmektir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz