HRİSTODULİDİS İLE ERHÜRMAN BİRLİKTE KAZANABİLİR Mİ?

Hristodulidis, biz kaybederken kazanmak istiyor; oyun planını buna göre kurguluyor. Erhürman, buna karşı direniyor!

0
blank

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Kıbrıslı Rum lider Nikos Hristodulidis ile ilişkilerini değerlendirirken önemli bir söz söylüyor: “Ya ikimiz de kazanacağız ya da ikimiz de kaybedeceğiz!”

Doğrudur, Kıbrıs sorunu ancak iki tarafın da kabul edebileceği bir anlaşmayla çözülebilir. Çözümün kazananı yalnızca Kıbrıslı Türkler veya Kıbrıslı Rumlar olmayacak; iki taraf da kazanacak!

“Birlikte kazanabileceğimiz” gerçeği, birlikte kaybetmek zorunda olduğumuz anlamına da gelmiyor ama… Hristodulidis, biz kaybederken kazanmak istiyor; oyun planını buna göre kurguluyor.

blank

Erhürman, Hristodulidis’in güveni zedeleyen davranışlarından şikâyet ediyor. Rum liderin çözüm sürecini ilerletmek konusunda yeterli iradeyi göstermediğini çeşitli vesilelerle dile getiriyor. Buna karşın çeşitli şekillerde suçlanarak Rum liderin istediği adımları atmaya zorlanıyor. Erhürman’ın bugüne kadarki direnişi, buna teslim olmayacağını gösteriyor: Kazanmak istiyorsan bize de kazandırmak zorundasın! Hristodulidis’e sürekli olarak bu mesajı veriyor.

Erhürman’ın direnişi, sorunu ilginç bir aşamaya getirdi. Sürecin sürükleyicisi konumunda olan BM Genel Sekreteri yıl sonunda görevinden ayrılacak; yeni bir genel sekreterimiz olacak. Bugünkü süreç, çölde kaybolan nehir gibi elimizden kayıp gidebilir… Yeni genel sekreterin bu kayıp nehrin peşine düşmekte gönülsüz olması tehlikesi açıkça ortada duruyor. Yıl sonuna kadar bazı ilerlemeler sağlanması, yeni bir umut ışığının cılız da olsa yakılması gerekiyor.

Holguin, tam da bunun için çalışıyor. Bugünlerdeki çabalarını güven yaratıcı önlemlerin kabul edilmesi ile taçlandırabilirse ardından beşli konferansın toplanması gelecek. Çok somut ve etkili kazanımlar sağlanamasa bile umut ışığı yanmış olacak.

Holguín’in çabaları sonuçsuz kalırsa Kıbrıs sorunu ortadan kalkmayacak ama çözüm süreci bir kez daha sahipsiz kalmış olacak. Bunun en ağır sonuçlarını ise mevcut statükodan en fazla zarar gören Kıbrıslı Türkler yaşayacak.

Müzakerelerin başarısızlığa uğramasının Kıbrıslı Türklerin de başarısızlığa mahkûm olması anlamına gelmemesi için çözümsüzlük koşullarında neler yapabileceğimizi düşünmemiz gerekiyor. Çözüm kapısını açık tutarak Hristodulidis’i ortak kazanımlar sağlayacak adımlar atmaya zorlarken Kıbrıslı Türklerin dünyayla ilişkilerini geliştirecek, ekonomik ve toplumsal yaşamlarını kolaylaştıracak yeni girişimlerde bulunmak zorundayız.

İşimiz kolay değil… Zor, ama imkansız da değil!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz