
Kuzey Kıbrıs turizmi uzun süredir bir gerçeği konuşmaktan kaçıyor. Orta kalite ve makul fiyat sunan turizm ürünü artık yok. Bir destinasyonun en geniş müşteri kitlesini oluşturan orta segment bizde neredeyse ortadan kalktı. Sonra da “neden turist gelmiyor?” diye soruyoruz.
Özel ilgi turizmi, kültür turizmi, gastronomi, inanç turizmi… Bu modellerin aradığı fiyat dengesi Kuzey Kıbrıs’ta bulunamıyor. Fiyat var, denge yok!
Bu tablo da bir gecede ortaya çıkmadı. Son 7 yılda Türk lirasının hızla değer kaybetmesi, pandemi, bölgesel savaşlar ve küresel ekonomik gerilimler turizmin zaten kırılgan olan yapısını iyice sarstı. Bizim kumdan kalemiz her dalgada biraz daha dağıldı.
Şimdi ise yeni bir gerçeklikle karşı karşıyayız. ABD–İran gerilimi bölgeyi yeniden ateş çemberine sokmuş durumda. Biz de o çemberin hemen kenarında turizm yapmaya çalışıyoruz. Turizmde belirsizlik en pahalı maliyettir. Üstüne bir de zamlar eklenince ortaya garip bir tablo çıktı: Kalitesi olan ama talebi olmayan bir destinasyon.
Sorun şu ki bu tabloyu konuşmak yerine hâlâ başka şeylerle oyalanıyoruz. Oysa yapılabilecekler var.
Öncelikle turizmde fiyat disiplini sağlanmalı. Krizi fırsata çeviren kontrolsüz fiyat artışları destinasyonun itibarını en hızlı yok eden şeydir.
İkinci mesele maliyetlerdir. Ulaşımda, konaklamada ve turistik ürünlerde fiyat istikrarını koruyacak vergi indirimleri ve teşvikler ciddi şekilde zorlanmalıdır.
Üçüncü mesele ise algıdır. Türkiye medyasında son günlerde Kıbrıs neredeyse bir savaş sahası gibi anlatılıyor. F-16 haberleriyle birlikte bu algı daha da büyüyor. Turist haber bülteni izlemez. Başlık görür, karar verir. Ortadoğu, Avrupa ve Uzak Doğu pazarından iptaller zaten gelmeye başlamışken, güvenli destinasyon algısını kaybetmek turizmin kaldırabileceği bir risk değildir.
Ama her krizin bir tarafı daha vardır: Fırsat! Ortadoğu pazarının daraldığı bir dönemde Türk inanç turizmi için Kıbrıs güçlü bir alternatif olabilir. Ada, kutsal mekânları ve İslam tarihi açısından ciddi bir potansiyele sahiptir.
Bir başka gerçeği de kabul etmek gerekiyor. Mass turizmi zorlayarak bir yere varamayız. Dünya turizmi artık özel ilgi, doğa, macera ve deneyim turizmine yöneliyor. Kuzey Kıbrıs doğası, tarihi ve sakinliğiyle bu modeller için aslında iyi bir destinasyon.
Ama en büyük engel yine aynı yerde duruyor:Ulaşım!
Hedef pazarlara yönelik ulaşım teşvikleri verilse, özellikle küçük ve orta ölçekli butik işletmeler için gerçek bir can suyu olur. Yanı başımızdaki Güney Kıbrıs tam olarak bunu yapıyor.
Sonuçlar ortada. Turizm verilerine bakmak yeterli.